Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Kesik Türk Kellesi (Mustafa Köker)

Tabelaya Yansıyan Önyargı

Bir çok insanın görmek istediği sayılı dünya kentlerinden biri Londra. Neredeyse her sokağında tarihi bir mirasa rastlanılan böylesi bir kentin görülmek istenmesi çok normal. Moderniteyle içiçe olan, geçmişi yüzyıllar öncesine giden mimarisi, gelişkin bir yaşama kültürüyle birleşince, bu “sentez” Londra’yı önemli turizm merkezlerinden biri haline de getirdi. On milyondan fazla insanı barındıran bu dünya kentinde nereye baksanız tarih çarpar gözünüze.



Böylesine zengin bir tarih barındıran bu kenti görmek isteyenlerin, Kraliyet ailesinin yaşam tarzını, farklı kültürden insan çeşitliliğini hatta siyasal sistemi öğrenmek ve anlamak dahil birçok sebebi var. Her türlü kültür ve sanat etkinliğine, moda ve görsel sanatların her türüne rastlamak mümkün Londra’da.
Bu devasa kenti önemli kılan faktörler arasında, bir zamanlar dünyaya yön veren Büyük Britanya İmparatorluğu’nun hala yaşayan etkilerinin payı da inkar edilemez şüphesiz.

Bunlar çoğumuzun bildiği şeyler. Tarih, kültür ve sanat zenginliği en fazla turist çeken kent haline getiriyor Londra’yı belki ama bu kentte bizimle ilgili bir “şehir efsanesi” var ki, bu yazının amacı da o aslında.
Türkiye ve doğulu toplumların kahvehane kültürünü andıran, bir “pub” kültürü var İngiltere’de malum. Hasat zamanının sonunda, topluca bir yerde, hep beraber yapılan neredeyse “törensel” anlamlar da yüklenmiş bir “sosyal” etkinlikti pub toplanmaları.

Zamanla, hasat sonu kutlamaları niteliğinden uzaklaşıp İngilizlerin boş zamanını geçirdikleri publar, ilginç dekorları ile de turistik bir obje olmuş durumdalar. Öyle ki, İngiltere dışında kimi ülkelerde İngiltere’dekilere benzeyen puplar için “English Pub” adı kullanılıyor.

Yeni uygulamaya konan kapalı mekanlarda sigara yasağının pub kültürünü nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek şüphesiz. Ama sigara içilmeyen mekanlar haline gelseler de publara olan ilgi azalmış değil.
Bugün Londra başta olmak üzere İngiltere’nin birçok bölgesinde turistler için pub turları düzenlendiğini ve tecrübeli rehberler tarafından pubların İngiliz kültüründeki yerinin turistlere anlatıldığını belirtelim.
Hatta bu gelenekselleşmiş turlar bazı bölgelerde her yıl, belli dönemlerde yapıldığından, tur tarihini kaçıranlar bir sonraki yılı beklemek zorunda kalıyorlar.

Londra merkezinde, Chelsea ve Battersea bölgesinde her yıl Ekim ayının ilk haftalarında düzenlenen böylesi tura katılanlara, Belgravia bölgesindeki “Turks Head” (Türk Kafası – bunu ‘kellesi’ diye çevirmek lazım) pubı da anlatılır.

Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği’ne birkaç dakika mesafedeki tarihi pubı, pala bıyıklı eski bir Osmanlı cengaverinin portre resminin sembolize ettiğini farkedip, heyecananlar da olabilir. Böyle bir tura turist olarak katılanlara, heyecanlanmaları için acele etmemelerini öneririm. Çünkü, adının “Turks Head” olması ve bir Türk’ten daha çok Arap ülkesi insanını çağrıştıran sembolünden de öte, tur rehberinin anlattıkları asıl bizi ilgilendiriyor...

Eğer turist rehberi son yıllarda bölge pubları için anlattıklarını değiştirmediyse, “Turks Head”ın, ülke genelinde yedi yüzden fazla şubeye sahip en büyük pub zincirlerinden biri olduğundan söz edecektir.
Her bir pubın adını, Osmanlı ordusu ile yapılan kanlı savaşlar sırasında Haçlı askerleri tarafından uçurulan Osmanlı asker kellerinden aldığını da anlatacaktır rehber.

Ama dediğim gibi, eğer turist rehberi müşterileri arasında Türklerin de bulunacağını hesaplayarak, bu tarihi hikayeden rahatsız olabilecekleri endişesini duyup “anlatımda”değişiklik yapmamışsa.
Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde İngilizlerin hararetle Türkiye’yi savunup, Türk dostu tavırlar almalarına rağmen köşe başlarında bu tür hikayeler anlatılıyor.

Aslan Yürekli Richard’ın torunlarının Türklerle arasının bozukluğu Haçlı seferleriyle sınırlı kalmayıp bugünlere kadar uzanıyor. Avrupalıların da İngilizlerin de Türklere karşı (en nazik ifadeyle) mesafeli duruşları, geride bıraktığımız yüzyılın ortalarına kadar neredeyse “yerleşik bir kültür” olarak korunagelmiş sanki.

Kafama takıldığı için bir ara Türkiye uzmanı tarihçi ve gazeteci Andrew Mango’ya sorduğumda, Mango’dan “gayet normal bu. Çünkü 1950’li yılların ortalarına kadar papazlar kiliselerde Türkleri ‘en büyük düşman’ olarak gösteririlerdi” cevabı almıştım.

Dostumuz Mango’ya göre artık kiliselerde Türkleri düşman gösteren “sermon”lar verilmiyor ve İngiliz toplumu Çanakkale bozgununa rağmen diğer Avrupalılara göre Türklere karşı daha hoşgörülü durumda.
Olabilir. İyi de, ya o pub hala orada aynı adı taşıyorsa...

Mustafa Köker



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)