Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Tarih Diridir (İhsan KURT)

Tarih diridir ve tarih sadece yaşanan değil aynı zamanda yaşayandır. Ancak bu yaşanmışlığı sadece ölgün ve ölü gözlerin, kapılarını düşünceye kapamış idraklerin anlaması ve görmesini beklemek pek de olumlu neticelere ulaştıramayacaktır. Son aylar demeyeceğim, özellikle son günlerde sanki yüzyıl öncesi yaşanmış ve yaşatılmış tarihi sahneler tekrar gündeme getirilmeye, tarihin o sayfalarından çıkarılıp ısıtılmaya çalışılmaktadır.



Ancak yüzyıl önce adı konan ıslahatın yerini sözde özgürlük ve giderayak “ayaklanma” denemeleri ve ardından bağımsızlık teraneleri almaya başlamıştır. Hatta birilerini ininden çıkarma istekleri açıkça vurgulanmaya, her platformda dillendirilmeye başlanmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması için önce yaklaşık yüzyıl önce, Osmanlının son demlerinde tartışmasız yaşanmış bir vakaya işaret etmek istiyorum.

Malumdur ki bugün gündemden düşürülmeyen “Ermeni meselesi”nin geçmişi tarihin diriliğinden faydalanılarak yaşatılmaya çalışılıyor. Aslında zamanımızda mesele başka bir kılıfla devam ettiriliyor. Bu durumu ancak tarihin diriliğini görebilenler anlayacaktır.

Şöyle ki… Osmanlı’nın “hasta adam” olarak adlandırıldığı ve coğrafyasından parçalar koparıldığı, insanının giderek Anadolu’ya sıkıştırılmaya başlandığı ve hatta neredeyse buradan da kovulma girişimlerinin yaşandığı 1890’lardan sonra özellikle Anadolu’nun yüreğine oturtulan Amerikan kolejleri ile fesat Hınçak ve Taşnak örgütlerinin güçlendirildiği bir gerçektir. Özellikle bu kolejlerde görev yapanların yanında bunlara her türlü desteğini veren çeteler ve çete elemanları açıkça zamanımızın hain bir örgütünü ve başındakini hatırlatmaktadır, çağrıştırmaktadır:

O dönemlerde, yani 1890 yıllarında Kumkapı Ermeni Kilisesi’nin baskınını düzenleyerek, Osmanlı Devletine başkaldırı’nın simgesi olarak Tuğra parçalayan biri vardır ki bu şahıs eylemlerinde Murat, Şeyh Murat, Agop kimliklerini de kullanan Hamparsum Boyacıyan’dır.

Bu şahıs Ermeni Patrikhanesini basarak Cağaloğlu üzerinden Osmanlı Hükümeti’nin görev yaptığı Babıâli’ye baskın düzenleyip, ihtilal yapmak, 26 Ağustos 1896 günü İstanbul’da Osmanlı Bankası binasını işgal ederek Avrupa’nın dikkatlerini üzerlerine çekerek güya Ermeni halkının mağduriyetini, ezilmişliğini duyurmak isteyen biridir.

Bu ermeni militanı 1894 yılı yaz aylarında “Şeyh Murat”  kimliği ile Kürtleri yönetime isyan ettirmek amacıyla Diyarbakır Siirt arasındaki Sason Dağlarında bir isyanı örgütlemiş, onbinin üzerinde kadın, çoluk çocuğun buralarda perişan olmasına, ölmesine sebep olmuştur. Aynen şimdilerde ininde yatan birinin yaptığı gibi… Ancak müslüman dahi olmayan bu sahte şeyh daha sonra yakalanarak Bitlis’te idama mahkûm olmuş. İdamını beklerken şimdilerde de olduğu gibi bir af kampanyası başlatılmış, kurtarıcıları imdada yetişmiştir. İngiliz, Amerika, Fransız ve Rusların baskısıyla 1907 yılında affedilmiştir… Dikkatinizi çekerim şu günlerde de benzer bir katilin affı için düğmeye basılmıştır. Bütün medyada yer aldığı gibi af süreci açıkça başlatılmıştır.

Hamparsum Boyacıyan affedilmekle kalmayarak 2. Meşrutiyet’in ilanının ardından 1909 yılında Adana Kozan’dan Osmanlı Meclisi’ne Mebus bile seçilmiştir. Yani şimdilerde İmralı’daki için başlatılan af sürecinin nereye doğru götürüleceğinin de işareti vardır.

Sayın(!) Boyacıyan, meclise ikinci seçimlerde giremeyince 1.Dünya Savaşı’nın çıkışı ile “Öğdünlü Murat” kod adını kullanarak Sivas’a gelmiş, 30 bini aşkın Anadolu Ermenisi’nin Rus Ordusuna katılmasını sağlamış. Şubat 1918’de Rus Ordusu Kafkasya’ya çekilirken boşaltılan yerlerde yaşayan Türklerin topluca öldürülmesi emrini vermiş. Yozgat ve civarında ermeni çetecilerini silah ve adam gücü ile desteklemesi, Erzincan’ın yakılması, Bayburt ve Erzurum’un harabeye dönmesi, köylerde ve mezralarda 500.000 Türk’ün hunharca öldürülmesi olayını gerçekleştirilmesinde baş aktör olmaktan gurur duymuştur.

Tarih açıkça diyor ki, kinlerini programlayıp projelendirenlere dikkat ediniz. Kırk yıllık Yani’nin Kani olmayacağını biliniz. Ayrıca adına gaflet, dalalet ya da hıyanet, ne derseniz deyiniz güç mevkilerindekinin benzer durumlarda neler yaptığını ya da yapmadığını iyice sorgulamanın eleğinden geçiriniz...

Son günlerde tezgâhlanan kalkışma girişimleri, bu girişimleri destekleyenler ve İmralı’dakinin affını isteyenlerin bu istekleri ile sınırlı kalacakları sanılmamalıdır. Gelecek günleri takip ediniz.  Diri tarih bizlere bu gerçeği göstermektedir.

İhsan KURT



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)