Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
BBC’NİN FARSÇASI TRT’NİN KÜRTÇESİ (Mustafa Köker)

Globalleşen dünyada teknolojinin insan hayatındaki etkisinin yanısıra, farklı coğrafyalar arasındaki sınırları da anlamsız hale getirdiğini söylersem çok iddialı bir laf etmiş mi olurum?



Eğer gerçekten iddialı bulursanız bu belirlememi, özellikle insan hayatında vazgeçilmez hale gelen internet teknolojisiyle birlikte iletişim ve yayıncılığın katettiği mesafeye bakarak ifade ediyorum. Malum, iletişimdeki gelişmeler, uzakların yakın olduğu, gizliliğin mazide kaldığı bir yaşam biçimi sundu, sunuyor bize. Geçmişin silah gücünün yerini “enformasyon” akışının aldığı bir yaşamdan söz ediyorum. Hayatı zorlaştıran kimi yanları olan, geçmişe özlem duymamızı, neredeyse engelleyen bir vazgeçilmezlik oldu bizim için bu teknoloji…

Geride bıraktığımız yüzyılın son çeyreğinde karşılaştığımız ve çerçevesini çizmekte bir hayli zorlandığımız  bu “teknoloji çağı”nın mihenk taşını özelde internet, genelde de iletişimdeki gelişmeler oluşturuyor.
Hayatın her noktasını kontrolü altına alan bir tutkuya dönüştüğü de bir gerçek… Bilgisayar ve televizyonun hayatımızdaki yerinin artması, devletleri de yeni teknolojiye göre stratejilere zorluyor doğal olarak. Silah gücünün yerini enformasyon alıyor dememin nedeni bu.

Günümüzün gelişmiş ülkelerinin başarısında iletişim ve yayıncılığın en az silah gücü kadar etkili olduğu inkar edilemez bir gerçek çünkü.  Dünya genelinde iletişimi, yayıncılığı en geniş anlamda kullanan ülkenin İngiltere olduğuna şüphe yok. İngiltere deyince, soğuk savaş döneminin etkisini yitirmesiyle birlikte yayın alanında yeni düzenlemeler yapan BBC gibi köklü bir kurumun akla gelmesi doğal.

Kamuoyunda  “Devletin resmi yayın organı” gibi algılansa da, aslında özerk bir kurum olan BBC halen 40’ın üzerinde farklı dilde yayıncılık yapıyor. BBC’nin geçtiğimiz günlerde İran, Afganistan ve Tacikistan’a yönelik olarak “BBC Persian” yani BBC Farsça televizyon yayınlarına başlayacağı açıklandı. Bu yeniliği BBC Dünya Servisi Direktörü Nigel Chapman ile Asya ve Pasifik Bölge Yayınları yöneticisi Behrouz Afagh kamuoyuna birlikte duyurdular.

Biliyorum, “zaten 40 ayrı dilde radyo yayını yapan bir İngiliz yayın kurumu Afganistan ve İran’a yönelik Farsça televizyon yayınına neden ihtiyaç duyar” diyenler olacak. Dediğim gibi iletişim çağında yaşıyoruz. Farklı dillerde yayıncılık yapmak, globalleşen dünyada, ülkelerin iç ve dış dengelerinin olmazsa olmazlardan. BBC’nin Farsça televizyon yayınlarının öncesi de var çünkü… Aynı kurumun, iki yıl önce de Kuzey Afrika ülkelerine yönelik 24 saat yayın yapan Arapça televizyon yayınlarına başladığını hatırlatmak isterim.

Bir dönem “ihtiyaç olmaktan çıkan” bazı dillerdeki radyo yayınlarının kaldırılması  “BBC radyo yayınlarından çekiliyor” diye düşünenleri yanıltmış ve Fas ile eski Fransız sömürgesi Cezayir’e yönelik yeni bir radyo frekansını açmıştı aynı kuruluş. BBC’nin Dünya Servisi Radyosu, halen 24 saat süreyle İngilizce, Arapça ve Güney Amerika için İspanyolca  dillerindeki radyo yayınlarını aralıksız sürdürüyor.

Yeni açılan BBC Farsça televizyon kanalı ile iki yıl önce yayına başlayan Arapça televizyon, İngiltere’nin yayıncılık alanında ilgi alanına aldığı bölgelere işaret ediyor. Bir de bunun içe dönük olanları var. Bugün Londra’da, Türkçe, Rumca, Bengalce ve Arapça’nın da aralarında bulunduğu onlarca farklı dilde radyonun yayın yaptığının altını çizelim.

TRT’nin kürtçe televizyon yayınları ile BBC’nin Farsça televizyon kanalı açmasının aynı günlere rastlaması tesadüf tabii ki. Doğrudan benzerlik kurduğum yok elbette ama Türkiye’de koparılan fırtınayı izlerken, tartışmaya kenarından köşesinden dahil olayım dedim. Cennet vatanımda hayata geçirilen Kürtçe televizyon açılımının doğru bir adım olduğunu söyleyerek, benim de nacizane böyle bir katkım olsun istedim. Buna benzer her adımı “ülkenin bölünmez bütünlüğüne tehdit” olarak algılayanların bugünün çağdaş anlayışıyla uyuşamayacaklarını da söyleyip, yaşadığım ülkenin en önemli yayın kurumuyla ilgili son gelişmeleri aktarayım dedim. TRT’nin kürtçe televizyon kanalının –hangi amaçla olursa olsun- geç kalınmış ama isabetli bir adım olduğunun altını çizerek tabii…

Mustafa Köker



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)