Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
GÖNÜL SOHBETLERi (Ahmet Er)

Bir Gönül Sohbetinde Baldan Damlalar

Ben hayatımda yazmış olduğum bir çok kitap, şiir ve makalelerden ne kadar para almışımdır? Yalnız ve yalnız aldığım para elli kuruştur; onu da "almam" dedim zorla verdiler. Adı belli olsun diye… Göçmen piyesi vardır, üç perdelik. Ben orduda atış okulunda teğmen rütbesindeyken Çankırı'da arkadaşlarım atış talimine giderlerdi bense gözyaşlarımla yazmıştım o piyesi. O Göçmen piyesi; İller de, İlçeler de, okullarda Türkiye'nin her tarafında sahne aldı. 1951'de bir milyon liraya geçkin para tahsil etmişler.



Bir seferinde bir beldemize ziyarete gidiyorum,yapacağım konuşmayı gözden geçirirken aklıma takıldı kendi kendime soruyorum. "Ahmet sen buraya niye gidiyorsun. Bir menfaatin çıkarın mı var? ALLAH rızası için gidiyorum hiç bir çıkarım yok." Tekrar sordum. Yine aynı cevabı verdim. Belki 20 defa bu soruyu sorma ihtiyacı hissettim. Eğer farklı bir cevap verseydim geri dönecektim. En sonunda tekrar "ALLAH rızası için gidiyorum" dedikten sonra şoför arkadaşa "hadi gidelim" dedim arkadaşım yüzüme baktı varacağımız yerin tabelası önümüzdeydi. O yüzden bir işi yapacağınız zaman ALLAH'ın rızasından başka bir şey gözetmeyin.

Çocukluğumdan beri yatırları, canlıları Allah dostlarını hep ziyaret ederim; bu ziyaretlerin ne büyük nimet olduğunu sonradan öğrendim. Konya'da bir veli zat, başka bir veli zata -ki, bu ikincisinin ismi Nuri BÜYÜKİPLİKÇİ`dir- demiş ki; "Nuri, Nuri...", "Buyurun efendim" diye cevap vermiş, -''o'da Evliya, o'da Evliya- "sen büyük bir sevap kazanmak ister misin?", "İstemez miyim?" demiş digeri. "Öyleyse ister diri, ister ölü hak dostlarını ziyaret et. Hiç fark etmez, hak dostlarını ziyaret ettiğiniz zaman selam veriyorsunuz, muhakkak ki selamınızı alır. Konuşun sizinle konuşur, o duyar lakin siz duymazsınız."

Mesela Ahmet KAYHAN baba Hazretleri, bizim hareketimizin manevi mimarlarından biridir. YAZICIOĞLU'na hep bunu hatırlatırdım, "mühim olaylarda git konuş" derdim. Kendisi ölümünden evvel dedi ki: "Ben,dünyadan göçtüğüm vakit, üzülmeyin ayrılmayın. Siz beni ölmüş kabul edersiniz. Halbuki öyle değil. Hangi meseleniz olursa olsun gelin bana sorun, ben kalkar cevap verir tekrar yatarım."

İslam'a fitneyi sokmak isteyenler, Alevilik kelimesini uydurmuşlardır. İslam'da en dehşet olay, en zalim olay Kerbela olayıdır. Adem (AS.)'dan günümüze kadar geçen zamanda en büyük zulüm Kerbela'dır. Erbakan İslamiyeti Türkeş'ten daha iyi bilirdi. Fakat dolaştığı bazı köylere ben size Cem evi yapacağım demişti. Hah buyur yap Cem evi şimdi. Bütün Türkiye alevlendi. Hadi yap Cem evini. Aleviler kimi seviyor? Hz. Ali'yi. Hz. Ali kimi seviyor? Resullah Efendimizi. Resullah Efendimiz kimi seviyor? Allahu Teala'yı. Evvela Allah (cc), Kitabımız Kur'an-ı Kerim,Hz. Muhammed (sav). Resullah Efendimiz buyuruyor ki, Hüseyin'imi sevmeyen beni sevmiş sayılmaz. Beni sevmeyen Cenabı Allah'ı (cc) sevmiş sayılmaz. Allah'a (cc) ulaşmanın yolu Resullah Efendimizden geçer. (Al'i İmran suresi 31 "De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.") Peygamber Efendimize tabi olmadan Onun sünnetine, Onun sözlerine sımsıkı sarılmadan Onu kendinizden fazla sevmeden Allah'a (cc) giden yol tıkalıdır.

1966'da İstanbul Tepebaşı'nda ki gazinoda siyasi bir toplantı yaptık. O toplantıda en son Türkeş konuştu. Ondan evvel ben konuştum dedim ki: Dünya da iki cenaze çıkıyor, bunu gözlerimle görüyorum. Bu cenazelerden birincisi Sovyet İmparatorluğudur. İkincisi de Amerika başta olmak üzere batı medeniyetinin cenazesidir. Bu cenazeler toprağa verildikte hemen sonra, doğuya bakın Türk İslam Güneşinin doğduğunu bu gözlerimle çok rahat görüyorum dedim. Çünkü dünya yeni bir medeniyete muhtaç. Dünyada insanların tespit ettiği siyasi parti devri, ekonomik modeller devri, sosyal münasebetler devri kapanıyor. Efendimizin işaret buyurduğu günler geldi, bu çizgiye girdik. Mehdi Resul, Hz. İsa, Deccal, Süfyani'nin çıkışını beklemekteyiz. O döneme girdik.

Bir dönem Çanakkale'de kongremiz var on yedi milletvekilimiz vardı o dönemler, yine Türkeş'ten önce sözü bana verdiler. Turan Paça Divan Başkanıydı, bana da çok büyük iltifatta bulundu. Sözlerime başlarken dedim ki bu iltifatları layık olabilmem için hepinizden dua bekliyorum. Kongredekilere, hepinize bir sorum var dedim, buna hepiniz muhatapsınız ve bende dahil. Biz Türk milletine hizmet edebilmek için yüzde kaçla layık oluruz? Yüzde doksandan başladım, aşağıya doğru iniyorum. 80, 70, 60; ,,, 10, ,,, 3, 2, 1. Yüzde biri yakalarsak dedim biz büyük işler yapmıya başlarız. Türkeş öfkelendiği zaman kaşı kalındı, kaşıyla oynardı. Başladı kaşıyla oynamaya; Sn. Ahmet ER'in yüzünde hafif bir gülümsemeyle sözlerine devam etti. Canı sıkıldı ve içinden şunları düşünüyordu; Ahmet ya bizleri tanımıyor, ya milleti tanımıyor ya da rakamlardan haberi yok, yüzde bir olur mu diyor içinden. Çocuklar kongre bitti bizler dışarıya çıktık. İki tane sakallı, sarıklı, bastonlu dede arkamdan vurdular ve Ahmet Ağa, Ahmet Ağa diye seslendiler. Durdum buyurun bey amca dedim. Sen mektepte dediler hesap dersinden kaç numara alırdın? Dedim iyi not alırdım. Hayır dediler; Muallim bey ya yanlış numara vermiş sana, veyahut itimat etmiş. Evladım dediler; siz bu millete binde bir layık olun bu size yeter. Dikkat edin çocuklar bu çok önemli tarihi bir sözdür.

Hapiste tutukluyken sabahlara kadar hadis dersleri yapıyorduk. CHP Lideri Baykal, gidiyordu geliyordu bizimkiler sizinle görüşmek istiyor. İki, üç gün devam etti. Baykal dedim müsait olduğum zaman ben sana haber veririm dedim. Zaman geçti bugün müsaidim dedim; Koşa, koşa gitti onlara yetiştirdi. Herkesin salonu vardı, salonlarda onar yatak var. İkişer kişi otursalar nereden baksan yirmi, yirmi beş kişilerdi. Hani okullarda bir mümessil vardır, dikkat dediği vakit çıt çıkmazdı, ona benzer bir ortam vardı salonda. Arkadaşlar dedim sizler beni arzu etmişsiniz buyurun geldim. 27 Mayıs hakkında bir sürü soru... Cevapları verdim, dedim "bittimi?", "Bitti." Şimdi gündem değişti, Türk milleti tarihine bir bakın, Osmanlı Devleti kılıç arkada kitap önde gitmişlerdi dünyaya. Düşmanın kılıcı elindeydi kitapları yoktu. Bize hep fitneyle yaklaştılar. Saydım, ve dedim size gelince: Siz bu milleti tanımıyorsunuz, Baykal ayağa kalktı; Ben dedi Ahmet beyin görüşüne aynen katılıyorum arkadaşlar dedi ve şöyle devam etti Baykal; Biz bu milleti tanımıyoruz…"

Ahmet Er



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)