Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
İki Bin Elli Yılından Mektup Var! (İhsan Kurt)

Ey Ecdadım !

Nasıl başlayayım, ne diyeyim sizlere! Bilmem ne demek düşer sizlerin yetiştirdiği bizlere? Çünkü ne “sevgi” ne de “saygı” hasletleri kaldı bizlerde. Sizlerden önceki atalarım bu topraklar üzerinde çok iyi şeyler yapmışlar. Ancak son yüzyıla ve içinde yaşadığımız duruma baktığımızda bizlere hep kötü miraslar bırakmışsınız.



Bir asır önce şairin dediği gibi tam anlamıyla “kendi vatanımızda paryayız”. Artık bilesiniz ki “azınlıklar” olarak muamele görüyoruz. Şehit kanları ile alınan toprakları para karşılığı sattığınızdan Anadolu’nun küçük bir parçasına sıkışıp kaldık. Dört tarafımız tam anlamıyla “kara” oldu. Namusumuz, şerefimiz, haysiyetimiz, sayenizde pâyi mâl ediliyor. Mabetlerimize namahrem eller çoktan uzandı bile. Bu topraklar için toprağa düşmüş askerlerin ruhları da buralardan terki diyar eyledi.

Artık “Türk’üm” demenin yasalara suç unsuru olarak alınması için çalışılıyor. Düğünde, dergâhta, makamlarda “Türkçe”ye ambargo konuluyor. Yazışmalarda Türkçeye pek rastlamıyoruz. “Tarzanca” diye bir dil okutulmaya başlandı. Anadolu’da insanlara hakaret sıfatı olarak “Türk” kelimesi seçiliyor.

Ekonomik, kültürel ve siyasî bağımsızlığımızı verdiğiniz tavizlerle sayenizde kaybettik. İdare tarzımızın ne olduğu pek anlaşılmıyor. Bir “Türk” kimliğinin şimdi ve tarihte var olup olmadığı tartışılıyor. Sizler birbirinize düşmüşsünüz, bizler kaybettik. Sizler kaybolma peşinde olmuşsunuz bizler yittik.

İktidar sahipleri gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunmuşlar; biz torunlarınız sizlerle gurur duyamıyoruz. Hangi hasletlerinizi örnek alacağımızı da bilemiyoruz. Oğuz Ata’m Üç Oku birleştirmiş; sizler bunu 133 oka bölmüşsünüz. Bu parçalanmışlıkla bizler rezil rüsva olduk. Sizler Rus’un ayısına, ABD dayısına ve AB’nin sayısına ve sözlerine aldandınız. Aldığınız pek olmamış, verdiğiniz ise hep taviz, hep taviz, hep taviz...

Sağ olasınız! Sizler borç aldınız, bizler borçlu kaldık, borçlandık. Darmadağın olduk. Yaban ellerde “vatansızlar” damgası yiyen “hanümansız” serseriler olarak dolaşmaktayız. Sizler, sizden öncekilerin kanları ve canları karşısında bıraktıkları aziz vatanı hangi hesapların pazarlık meydanı haline getirdiniz de bizleri bu sefilliğe terk ettiniz? Binlerce yıllık Türk Tarihinde Çin’in ipeklerine, genç kızlarına kanarak daha öncekilerin yaptığı hataları sizler kat kat tekrarlayarak bizlere neyi ispat etmek istediniz?

Ecdadım,

N’oldu bize, bizlere? Yer yarıldı, gök çöktü de biz mi haberdar olamadık? Torunumdan gelen mektubu tekrar tekrar okudum. Son cümle çok derinlerden geliyordu. Sanki davudî bir ses bu son cümleyi kulaklarımın dibinde bağırıyordu: “N’oldu bize, bizlere? Yer yarıldı, gök çöktü de biz mi haberdar olamadık?”

Kan-ter içinde uyandığımda bunun bir rüya olduğunu anladım. Bu durumda ne yapacağıma pek karar veremedim. Tam anlamıyla şaşırmıştım. Rüya olduğunun farkına vardığımda birazcık rahatladım. Ne diyelim. İnşallah hayra yorulur. Bunlar inşallah sadece rüyada kalır.

İhsan Kurt



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)