Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
HUKUK DEĞİL, DANIŞTAY GUGUKU!!! (Selim Çoraklı)

Türkiye çok ciddî bir dönemeçten geçiyor. Ülkeyi ayakta tutan bütün kurumlar gırtlağına kadar siyasete bulaşmış. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre çalışması gereken Yasama, Yürütme, Yargı âdeta birbiri ile savaşıyor. Herkes önceden ele geçirdiği mevkisini, makamını, elindeki gücünü “Diğeri” saydığı kurum veya şahıslar için kullanmaktan asla çekinmiyor.



Kuvvetler ayrılığı ilkesi sözde geçerli. Yasama ve Yürütme yetkisi bulunan kurumların çıkardığı neredeyse bütün yasalar, Yargı tarafından bypass ediliyor. Tam anlamıyla bir Yargı imparatorluğu kurulmuş durumda. Sanki ülkeyi Yargı yönetiyor.

Milletimiz yapılan bu tür kavgalar arasında şaşırmış bir durumda ne yapacağını bilemiyor. Bir kurumun aldığı bir karar daha tam yerleşmeden / uygulanamadan diğer kurum bunu iptal ediyor. Çıkarılan kanuna göre hareket eden milletimiz, çıkarılan şok kararlarla gerçekten “ŞOK” oluyor. Hülâsa Necip Fazıl’ın değimi ile ülkemizin durumu tufan gününden yaman…

Danıştay 8. Dairesi’nin verdiği Kat sayı kararı da milletimize tam bir “ŞOK” yaşattı. Bu karar ülkemizde hukukun ne kadar siyasallaştığını bir kez daha gözler önüne serdi. Zira Danıştay aynı konuyla ilgili bundan birkaç yıl evvel verdiği kararın tam aksine bir karar vermekten asla çekinmedi. Bunu yargının siyasallaşmasından başka bir şeyle telif etmek asla mümkün değildir.

İstanbul Barosu’nun üzerine hiçbir vazife olmamasına rağmen Ergenekon Terör Örgütü sanıklarından Sabih Kanadoğlu’nın yönlendirmesiyle yapılan iptal müracaatını görüşen Danıştay 8. Dairesi bundan dört yıl evvel 2005 tarihinde bir öğrencinin başvurusu sebebiyle verdiği karar aynen şöyleydi: "Kat sayı konusunda YÖK yetkilidir." Kendi verdiği bu karara rağmen Danıştay 8. Dairesi bugün YÖK'ün 28 Şubat sürecinde başlatılan bir haksızlığı ortadan kaldırmak için aldığı kararı yok saymıştır.

Danıştay 8'inci Daire, "Kat sayı konusunda YÖK yetkilidir." Kararını 2005 yılında Ankara Aydınlıkevler Ticaret Meslek Lisesi öğrencisi İlknur Öztürk'ün kat sayı düzenlemesinin iptali için başvurduğu davada almıştı. Daire'nin kararında "1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği yüksek öğretim kurumlarına orta öğretim kurumlarını bitirenlerin nasıl gireceğinin Milli eğitim Bakanlığı ile iş birliği yapılarak Yüksek Öğretim Kurulu tarafından saptanacağı" ifade edilmişti.

Aradan daha dört yıl geçmeden Danıştay 8. Dairesi’nin tam aksi bir karar alması hangi hukuk sistemiyle izah edilebilir ki? Tam bir çifte standart olayının yaşandığı bu duruma TÜRK HUKUKU değil, DANIŞTAY GUGUKU denilebilir.

Danıştay'ın bu kararının hukukî hiçbir gerekçesi yoktur. İstanbul Barosu'nun başvurusunu değerlendirmişlerdir, fakat bu konuda düzenleme yapma yetkisi Danıştay’ın da belirttiği gibi tamamıyla YÖK'e aittir. Danıştay'ın aldığı bu karar bir boşluk oluşturacaktır, eski uygulama ortadan kalktığı için yerine koyulabilecek yeni bir uygulama bulunmamaktadır.

Neymiş efendim hakkaniyete karşıymış çıkarılan kat sayı? Peki bu yasa 1998 yılına kadar uygulanırken hakkaniyete karşı değil miydi? 28 Şubat darbecilerinin baskısıyla çıkarılan ve gayesi tamamıyla İmam Hatip Liseleri’nin önünü kesmek olan kat sayı yasası tam on yıl bu ülkenin on binlerce çocuğunun hakkını gasp etmedi mi? İmam Hatiplerin önünü keseceğim diye bütün Meslek liseleri öğrencileri mağdur edilmedi mi?

Türk milleti adına yargılama yetkisi olan Danıştay verdiği bu kararla tam anlamıyla Türk milletini rencide etmiştir. Çünkü bu karar Türk milletinin on binlerce çocuğunu perişan edecek mahiyettedir. Danıştay’ın Türk milletinin çocuklarını cezalandıracak bir sisteme evet demesini hukukun guguklaşmasın ya da yargının siyasallaşmasından başka bir şeyle açıklanmayacağı da ortadadır.

Milletin oylarıyla iktidara gelen Yürütme’nin ve yasa çıkarmakla yetkili olan Yasama’nın kendi yetkilerini budayan Yargı’ya “dur” deme zamanının geldiğini düşünüyorum. Zira siyasallaşmış ve ideolojik körlük hastalığına yakalanmış Yargı’nın verdiği kararlar Türk milletini büyük zararlara uğratmakta ve ülkeyi tam anlamıyla bir kaosa itmektedir.

Yürütme’yi elinde bulunduran hükümetin, Yasama’yı elinde bulunduran TBMM’nin ve yetkileri Danıştay tarafından gasp edilen YÖK'ün acilen hareket ederek Danıştay’ın kendisiyle de çelişen bu aymazlığına, bu hukuksuzluğuna dur demeli ve milletimizi şaşkınlıktan kurtarmalıdır.

Evet başta da değindiğimiz gibi Danıştay’ın kendisiyle de çelişen bu kararı milletimizi âdeta “ŞOK” etmiştir. Necip Fazıl’ın değimi ile yurdumun manzarasını tufan gününden yaman bir duruma sokmuştur.

Aman efendim aman
Galiba ahir zaman
Manzarası yurdumun
Tufan gününden yaman

Göz görmez aydınlıkta
Asümana dek duman
Yer dumanmış ne çıkar
Duman dolu asüman

Silâh küfrün belinde
Küfrün elinde ferman
Cehle sorarsan, ilim
Zehre sorarsan, derman

Millete kastedenin
İsmi milli kahraman
Yere batsın bu dünya
Bu dünyadan hayr uman!

Hukukun olmadığı bir dünyadan hayır umulmayacağı ortadadır. Hukuk, verdiği kararla hukuksuzluğa imza atan Danıştay’a da bir gün lâzım olacağı aşikârdır. Temennimiz yetkili kurulların bir an evvel harekete geçerek bu hukuksuzluğu dur diyecekleri yönündedir.

Selim Çoraklı



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)