Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
PARTİLERİ ATLAMA TAHTASI YAPANLAR (Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu)

Max Weber, 12 Eylül’den önce keşfettiğimiz ve o zaman da önümüzü açan bir siyaset bilimci ve sosyolog. Sanıyorum şimdilerde yeniden hatırlanmayı hak ediyor. Alman ve Amerikan toplumlarındaki siyasetçinin mesleği üzerine yaptığı gezintileri Türkiye siyasetine de yakıştırmak mümkün olabiliyor çoğunlukla...



Weber’e göre, siyaset yapmanın iki yolu vardır. Ya siyaset için yaşanır ya da siyasetin sırtından yaşanır. Siyaset için yaşayan kişi onu terimin en geniş anlamında yaşamanın amacı durumuna getirir; çünkü hem iktidarı elde bulundurmakta bir doyum yolu bulur hem de bu etkinlik ona ruhsal dinginliğini bulmak ve hayatına anlam kazandıran bir “ülkü”ye hizmet ederek kişisel değerini ortaya koymak imkânı sağlar. Bir ülkü için yaşayan her ciddî insan bu derin anlamdan ötürü bir bakıma bu ülkü sayesinde yaşamaktadır.
Siyasetin sırtından yaşayan meslekten siyaset adamı tam anlamıyla bir “arpalık”çıdan ya da ödenekli memurdan başka bir şey olamaz.

Meslekten siyasetçi ile ülkü için siyaset arasında kesin bir mizan şaşkınlığı yaşamaktayız. Ülkü için siyaseti kenarda bekleşenlerin birşeyler kapma hayalleri ve yarışı olarak tavsif etmek de var; meslek olarak siyaseti siyaset için aranan asgari doğru/namus/bilgi/tecrübe olarak da tayin etmek var. Ama ülküyü ve mesleği kendi açımızdan Weber’in kavramlarının ötesine taşımamız her zaman kabildir. Burada tevil hazinesine yani hermonotiğe başvurmak ve yeni açılımlar edinmek mümkünse de Weber’in Amerikan siyasetinde ürettiği kavramlarla bile Türkiye siyasetine yorumlar getirebiliriz yine de...

Emisyon Hacmi

Partiyi atlama tahtası kabul eden siyasetçi, giderek partiyi bir şirket gibi görmeye ve yönetmeğe/hizmet görmeğe başlar. Parti reisi çete reisi gibi arpalıkları ve bu arada devlet yönetimine bulaştıklarında devlet makamlarını da yandaşlarına dağıtmağa, hizmetlerinin karşılığını vermeğe başlar. Siyaseti bir ülkü için, bir yaşama biçimi olarak yapanlarla siyasetten geçinenler arasında çoğu zaman net bir ayırım yapmak mümkün değildir. Genellikle toprak ağalarının gelir bakımından ekonomik bağımsızlıklarını elde etmiş oldukları varsayıldığından ülkü için siyaset yapanlar arasında daha sağlam yerleri olduğu düşünülür.

Ekonomik hayatın kıyısında pastadan pay almak için bekleşenler daha çok siyasete soyunurlar. Toplumsal ve iktisadi bir düzenin sürdürülmesinde yararı olanlara göre, henüz bundan yarar umamayanlar arasında bir ilişkiler ağıdır çoğu zaman siyaset... Bugün en düşük gelir düzeyine sahip olanlarla statükoyu sürdürmeğe çalışanların zaman zaman siyaset yapmada buluştuklarını ve aynı yere kilitlendiklerini görüyoruz. Statüko, kenarda bekleşenlerin niyetlerini sezinleyip değişimin kendilerini daha fazla acıtmaması için pastanın bir ucundan onlara tattırmaya ve statükodaki yerlerini böylece yeni talepkârlar nezdinde sağlamlaştırmağa çabalamaktadır. Bunda da çoğu zaman başarılı olmaktadır.Bir tür emisyon işlevi sürdürülmektedir yani...

Sıkı-samimi-reel ilişkiler

Prenslerin yani aristokrasinin veya feodalizmin emrindeki bir hizmetli, ama entelektüel bir hizmetli olan burjuvazi ve siyasetçi okumuş çocuklar giderek iktidar sarmalında daha işlevsel bir yer edinmeğe başladılar. Bugün ise siyasetin kullanılma alanlarında ve çürümenin boyutlarında çeşitlenmeler var.

Askerlerin emekli olduktan sonra kimi şirketlerin yönetim kurullarında görev almaları sistemi çürüten belli başlı gelişmelerden biridir. Bir başka gelişme ise, entellektüellerin seviye ölçerlerinin bulunmamasıdır. Bunlardan bazıları yeni medya yapılanmalarında herhangi bir yetenek tahliline maruz kalmadan çok kolay köşe-başları edinivermişler ve zaten elde ettikleri layık olduklarından ötürü kendilerine bahşedilmediğinden işadamı, siyasetçi arasındaki ilişkilerden nemalanan kumpasın faktörleri arasına dühul edilmişlerdir.

Üçüncü kokuşmuşluk müsebbibleri arasında sayılabilecek bir gelişme de ülkü için siyaset ile meslek olarak siyaset arasında partilerin bir ilişkiler ve değerler sistemi ve bütünlüğü getirememiş olmasıdır. Partileri atlama tahtası olarak kullananlar, fırsatçı işadamları, sonradan görme medyamen ve patron tafralılarla daha sıkı-samimi-reel ilişkiler kurmuşlardır. Ülkü ve siyasetin bizzat yaşama biçimi öğütleyen damarı hep bu reel ilişkiler ağına ram edilmiştir. Sonradan görmelerin estetik düzeyleri(düzeysizlikleri) de bütün bu ilişkiler ağının damarlarını, ilmiklerini çürütmüş, seviyesizleştirmiş, kişiliksizleştirmiş ve böylece ülkü denen nazlı gelin koyundan koyuna gezen bir orospu olmuştur.

Gerçekte sonradan görmelerle ucuz medyamenlerin siyaseti atlama tahtası yapanlara minnet borcu vardır ve bu yüzden kendilerinden daha seviyesiz bu yeni siyasetçi tipine her an şükranlarını sunarlar ve onların seviyelerini gözboyacılıkla gizlemeği başarırlar. Ülküsü olanın veya meslek olarak siyaseti kendi tarihsel anlamı içinde yürütmeğe çalışanın bu tezgahta sadece sanal bir “ad” yaşatmaktan öte ne anlamı olabilir?

Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)