Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
KARACA'YA MERHABA (Oyhan Hasan BILDIRKİ)

 

Karaca'yı "Tokat'ta Düğün Var" şiirinden bu yana tanırım (Töre, Ekim 1981). Bu şiirde Karaca, başkasına yâr olan bir sevgiliye duyulan sitemi dile getiriyor. Bizde âdettir, kayan yıldız hayra yorulur. O da öyle yapıyor. Sevgili bir taş bebektir. Ne var ki, yıldızın kaymasıyla birlikte, çiçekler buruşur, yapraklar düşer, sevgili, başkasına gelin olunca, taş bebek olur.



Bu şiirde serbest tarzı deneyen şairin, nazmı nesre yaklaştıran bir havası var.

 "Burda ayrı iki can, bir
  Yastığa baş koyacaklar."

Fakat, ah şu davullar yok mu?.. Sanki şairin ıstırabını söylüyor:

 "Cân!.. Cân!.. demeye dili dönmüyor,
  Dân!.. Dân!.. diyor davullar."

"Üç-beş istisnası ile 1970 / 1980 devresinden, gelecek nesillere kalacak hiçbir şey yoktur... Cephede, vatan müdâfaasında bulunan bir insandan, filân mısraın güzelliğini idrak etmek tabii beklenemezdi. Bu nesil, vatan müdâfaasının kaleleri idi. Yaşadıkları destanlık çaptaki hadiselerin şiiri, hikâyesi ve romanı olmaz mı?" diyen, dost Alâaddin Korkmaz, biraz insafsız davranmış gibime geliyor. Üstü kapalı da olsa, anılan dönemin hem şiiri, hem hikâyesi, hem romanı vardır.
Hiç olmaz, olur mu? Karaca'ya kulak verelim:

 "Bu benim en deli çağım
  Bırak kolumu yatağım;
  Yoruldum al bayraklarla
  Tabut süsleyi süsleyi."
                       (Töre, Kasım 1981)

"1970 / 1980 devresi"nde, "en deli çağ"ını yaşayan, tabut süslemekten yorulan yazar ve şairlerimiz, bir yandan çocukluk dönemi yaşıyor, öfkesiyle, hasretiyle, fikriyle, şiiriyle geleceğe hazırlanıyordu. Bu durumu, "Eğridir Boynu Çiçeklerin" şairi, bakınız ne güzel anlatıyor:

"Korku dağları bekliyor
   İndi atından süvari
   Çocuk yerde emekliyor,
   Hevesleyi hevesleyi."

Anılan dönemin acısını, hem onlar, hem biz okuyucular da çektik. Maalesef, edebiyatımız da, bu arada, büyük çaplı kayıplara uğramış, topyekün "Bildiricilik"e dökülmüştür. Hızlı yaşadığımızdan olacak, düşünmeye, yazmaya fırsatımız olmamış. Ama, her şeye rağmen, edebiyata olan sevgimiz sönmemiştir.  Belki de o günlerde, Karaca gibi, ıstıraplar içinde kıvrandık.

 "Ancak bu vakitler öldürür beni
  Bükerse bu vakit belimi büker
  Kalemden mürekkep dönerken kana
  Bana bir kelime verin sözlükler"
                                    (Doğuş, Ekim 1982)

Karaca, "Gecelerin moru demlendi yine." mısraında sözünü, doruğa ulaştırmış. "Demlenmek"; olgunlaşmak, kıvamını bulmak demektir. Zifiri gece, korkularından sıyrılıp morlaşmış, yarıya varmış. İshak kuşu, şairi çağırmakta. Şair, unutmanın yasak olduğu bir yolculuğa çıkacak. Çünkü: "Havada yol kokusu var."

Yolda, kuytulardan çekinilir. Her kuytu, adamı ürpertir. Gölgeler konuşmaya başlar. Kişiye nice korkular, nice umutlar telkin eder. Artık duymaktan bucak bucak kaçtığımız bir masal çağını yaşamaya başlarız.
(Sanki şiire, ansızın ışıkları kesiliveren bir şehrin ya da, elektrik nedir bilmeyen yaban kasabalarının, köylerinin geceleri gelip oturmuş. İnsan, her iki yerde de, korkunun en katmerlisini, böyle bir zamanda, böyle bir yolculukta yaşar, değil mi?)

Korku, ölümü akla düşürür. Yüreğimizin olanca inancıyla, kabule çok yakın olan dualara başlarız. Dağlar bile, kör-topal, harekete geçer. Başları önlerinde, evlerine dönmeye uğraşırlar. Yaşadığımız geceler tatlı birer yalan olur, ansızın, kuruntuya uzanan yollar biter. Ölüm, sevgiliyle yer değiştirir. Sevgili, şiir olup çıkar. Ne var ki, "yutkunur, konuşamaz." Islak gözlerinde sorular, sorular.

Şiir işçiliğini bilen, şekil açısından yeni arayışlar peşinde koşan Karaca, "Kendini Bırak" (Doğuş, Ekim 1983) adlı şiirinde, her bölümün ilk iki mısraında 11'li, son mısralarında 5'li, yine ilk ve son bölümün üçüncü mısralarında 8'li, ikiyle üçüncü bölümlerde 6'lı, dördüncüde 7'li hece ölçüsüyle, şiirini tekdüzelikten kurtarıyor. Her bölümde son mısralarda kafiye var. Anlayacağınız şair, ne ölçüden, ne kafiyeden kopmuş. Buna rağmen, yenilik şiirimize bir başka çeşni vermiş, kolay görünümlü serbest şiirin, sanıldığı gibi ucuz şiir olmadığını göstermek istemiş.

Hani hatırlar mısınız, bilmem, atalarımız ne güzel söylemiş: "Ucuz etin suyu yavan olur!" Doğru! Fakat Karaca, anılan yavanlığı aşmış, şiirimizin ufkunda, Alper Aksoy'un deyimiyle; "Kültür hareketimiz Yeni Çağ'ını yaşarken", kıvılcım olup çakmıştır. Şu güzelliğe bakınız. Yetmez mi?

 "İçimde kuyular açılır birden
  İçin için kaynayan bu kabirden
  Ölüler seslenir sanki;
   -Kendini bırak!

Sözün burasında, Karaca'nın şiir dünyasını aralamak istiyorum. Bakalım, bu dünyada neler var? O'nun sevdikleri, alevden atlara binip, dönülmez yollara gittiler. Bitmeyen savaşlara kendilerini vermiş gözükenler, gidenleri unuttular. Yaşadığımız çağın adı, henüz konmadı. Kollarımızda devler uyur. Şair, yan çizmeden, karınca kararınca üstümüze düşeni, yapmamızı ister... Yoksa... Yoksa?

"Bir dev uyur kollarımda
 Uyusun da büyüsün mü
 Pençeleyip geceleri
 Uykularımızı bölsün mü?"
                        (Doğuş, Aralık 1982)

Şiirde geçen "gece" vurdumduymazlığımız, "uyku" huzurumuz olmalı, değil mi? Aman Karaca, bırak, dev kollarında uyusun. Biz, "Kapkara katran gibi bir yağmur"un yeniden yağmasını, "paha biçilmez bir devrin talan" edilmesini, "gecenin ortasında kuzular"ın melemesini, "kargalar"ın, "çocukların aklını" çelmesini istemiyoruz. Beni anlıyorsun, değil mi?

Oyhan Hasan BILDIRKİ



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)