Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
DÂVÂ ADAMI OLMAK (İlhami Erdoğan)

İnanmış insanın, her şart, zaman ve mekânda, Hakk’(c.c.) la birlikte olduğunu ve olması gerektiğini bilmesinde ve bu doğrultuda hareket etmesinde büyük faydalar vardır. Kişilerin vefâsızlıklarına kızıp, dâvâya küsmek, cehâletin tescilinden başka bir şey değildir. Çünkü dâvâ, kızılan kişilerle kâim olmayıp, genele taalluk eden, muvaffakiyeti ve sonrasında ilânihaye devam edecek olan hakikâtli ve kutlu bir gerçektir.



Dâvâ adamı; Dâvâsını önce tevilsiz ve tavizsiz kendi öz nefsinde yaşamak zorundadır. Daha sonra aşama aşama ailesine, çevresine, topluma, millete ve bütün insanlığa kabul ettirmek için çalışmakla mükelleftir. Bunu idrâk edemeyenler sele kapılmış karınca mesabesindedirler ki, tutunacak bir çöp bulmak için bir o yana bir bu yana yalpa yaparlar ve en sonunda o selin içinde KAYBOLUP giderler...

İyi bilmek lazımdır ki ; Kendinde olmayan başkasına bir şey veremez. Atalarımız; ‘Yarım doktor hastayı candan, yarım alim adamı imândan eder.’ demişlerdir ki özellikle dikkât edilmesi gereken bir durumdur. Sonra kaş yapacağız derken göz çıkarmayalım.

Şahsi husumetler, dâvâya zarar verir. Samimi dâvâ adamı şahsi meselelerini dâvâ mes’elesi gibi gösterme gâfletine düşmez. Aksini yapanlar dâvâ adamı değil ancak, kendi şahsi dâvâlarının adamı olabilirler.

Unutulmamalıdır ki; dâvâ arkadaşları arasındaki küskünlük ve dargınlıklar onların şahsiyetlerinden çok daha fazla dâvâya zarar verir. Zaten dînimizde, mü’minlerin birbirlerine küskünlüklerini hoş karşılamamaktadır. Üç günden fazla süren küskünlük Müslümâna yakışan bir hâl değildir. Allah emrediyor: "Mü minler ancak kardeştirler Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulun!"(Hucurât sûresi), "Günah işlemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın!" (Mâide sûresi)

Enes (R.Anh)dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Birbirinizle ilginizi kesmeyiniz, sırt dönmeyiniz, kin tutmayınız, ve hased etmeyiniz Ey Allah ın kulları, kardeş olunuz Bir müslümanın, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl değildir"( Buhârî,; Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbni Mâce.)

Keza, Ebû Eyyûb (R.Anh)tan rivayet edildiğine göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bir müslümanın, din kardeşini üç gün üç geceden fazla terkedip küs durması helâl değildir: İki müslüman karşılaşırlar biri bir tarafa öteki öbür tarafa döner Halbuki o ikisinin en iyisi önce selâm verendir" (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbni Mâce.)

Ebû Hüreyre (R.Anh) tan rivayet edildiğine göre Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Her Pazartesi ve perşembe günü ameller Allah a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah a şirk koşmayan her kulun günahları bağışlanır (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur" (Müslim, Ebû Dâvûd.)

Dâvâ adamı, her şeyden önce nefsini terbiye etme gayreti içinde bulunmalı, olur olmaz şeylerde nefsine uymamalı, itidâl içinde hareket etmeli, yaşayışıyla çevresine örnek ve önder olmalıdır. Gereksiz söz ve davranışlardan sakınmalı, dâvâsına ve kendisine faydalı işlerle iştigal etmelidir. Gâflet, delâlet ve cehâletten uzak durmalıdır. Okumalı, araştırmalı, anlamalı, Anladıklarını da çevresindeki insanlara anlatmalı onlarında bilgi sahibi olmaları için gayret göstermelidir.

Dâvâ adamı; Kendisini küfre düşürecek davranışları akâid kitaplarından okuyup, öğrenmeli ve onları bir dîn görevlisi kadar ve hatta ondan da iyi bilmeli, her işinde ALLAH’ın(c.c.) rızasını gözetmelidir.

Dâvâ adamı; Kendisini iyi ve yüksek, başkalarını küçük ve hakir görmemelidir.Üstünlüğün ancak takva’da olduğunu bilmeli tevazudan ayrılmamalıdır. İnsan kendini yüksek ve iyi görmeyle, yüksek ya da iyi olmaz! İnsan alçaldıkça yükselir!

Dâvâ adamı; Her şart ve zamanda verdiği sözünde durmalı, emanete sâdık olmalı ve sır saklamayı bilmelidir. Münâfıklığın âlameti üçtür. 1. Söz verir, sözünde durmaz. 2. Konuşur, yalan konuşur. 3. Emânete hiyânet eder! Allah (c.c.), bizleri bu kötü duruma düşmekten koruyup, muhafaza buyursun İnşaallah.

Dâvâ adamı; Diğer kardeşleriyle yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalıdır. Zor duruma düşen kardeşlerine her hâl ve şartta destek olmaya çalışmalıdır. Kimin, ne zaman ne duruma düşeceği belli olmayacağı gerçeğini müdrik olup, sıkıntıda olan kardeşlerimizi kendi hâllerine bırakmayalım.

Abdullah b. Ömer (R.anh) tarafından, Resulullâh (S.A.V.) Efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Müslümân Müslümânın kardeşidir. Ona zûlmetmez, onu (başkasına da bırakıp) teslim etmez. Kim kardeşinin bir hacetinde bulunursa, Allah’ta(c.c.) onun hacetinde bulunur. Kim bir Müslümânı üzüntüsünden rahatlatırsa, Allah’ta(c.c.) onu kıyâmet günü üzüntülerinden rahatlatır. Kim Müslümânı örterse, Allah’ta(c.c.) onu kıyâmet günü örter.”(Buhari-Müslim)

Bu husuta Ebu Hureyre (R.Anh) da, Peygamber (S.A.V.) Efendimizin şu hadisini rivayet etmiştir: “Kim bir mü’mine dünya üzüntülerinden bir üzüntüden dolayı nefes aldırırsa, Allah’ta(c.c.) ona kıyâmet günü üzüntülerinden bir üzüntüden dolayı nefes aldırır. Kim sıkıntıda olana kolaylık sağlarsa, Allah’ta(c.c.) ona dünya ve ahirette kolaylık sağlar. Kim bir Müslümânı örterse, Allah’ta(c.c.) onu dünya ve ahirette örter. Kul kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah’ta(c.c.) o kulun yardımında olur…”(Müslim)

Dâvâ adamı; sabırlı olmalıdır. Çünkü, İmânın başı sabırdır. Peygamber (s.a.v) Efendimiz; ‘Ey ümmetim imân iki parçadır, bir parçası sâbır, bir parçası da şükürdür’ buyurmuştur. Bu hakikâtin ışığında, itidâli elden bırakmadan, olaylara hemen hislerimizle değil, sâbrederek, akılcı düşünerek müdâhil olmalıyız. Hem acelenin Şeytândan olduğu gerçeğide hepimizin malûmudur. Acı bir söze sabredemeyen kimsenin, nice acı sözler işiteceği malumdur. Bilelim ki sâbır, mutlaka zaferi getirir Sâbır, Cenâb-ı Hakk’(c.c.)ın sıfatıdır.

Dâvâ adamı; Belâ ve musibetlerle karşılaştığı zaman ümitsizliğe düşmez. Yalnızca ALLAH’a (c.c) güvenir. O’(c.c.)ndan yardım diler.

Dâvâ adamı; Zaaflarını izale etme gayreti içinde olur. Küçükte olsa bir zaafı varsa onu çevresine belli etmemelidir.

Dâvâ adamı; Çok okumalı, iyi ile kötüyü ayırt etmesini bilmelidir. İlim meclislerinden ayrı durmamalıdır. Alim insanları arayıp bulmalı, onlarla oturup, kalkmalı, onlarla hemhâl olmalı, onların bilgi ve tecrübelerinden lebaleb dolmalıdır.

Dâvâ adamı; için en büyük örnek ALLAH’ın (c.c) Sevgili Resulü Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizdir. O’nun ahlakıyla ahlâklanmaya çalışan gerçek dâvâ adamı olur.

Dâvâ adamı; Diğer kardeşlerini arayıp sormalı, onların dertleriyle dertlenip sevinçleriyle sevinmelidir.

Dâvâ adamı; Kendini zor günlere hazırlamalı, zor günlerin adamı olmayı bilmelidir.

Dâvâ adamı; Hakikât karşısında direnmemeli, haksızlık karşısında susmamalıdır. ‘Ey imân edenler, ALLAH’a Peygamber’e ve sizden olan idarecilere itaat edin. ALLAH’a ve Ahiret gününe inanıyorsanız, bir konuda ihtilafa düştüğünüzde, onun çözümü için ALLAH’a ve Peygamber’e başvurunuz. Bu müracaat hem hayırlıdır, hem de güzel hükümdür.’ (Nisa suresi 59. Ayet) İlâhi buyruğu doğrultusunda dâvâ adamı kendinden olan Emir’e itaat etmeli, ALLAH’(c.c.)ın Rızasına uygun işlerinde ona muhalefet etmemelidir.

Dâvâ adamı; ALLAH’ın (c.c) emirlerini canla, başla yapmalı ve o nispette de yasaklandıklarından kaçmalıdır. Bunu yapabilmesi de, neye ne için inandığını ve neyi ne için reddettiğini bilmekle mümkün olur. İmânın, İslâmın ve Kur’ân’ın hakikâtlerini öğrenmek birinci vazifemiz.

Dâvâ adamı; Herkese iyilikte bulunup, muhtaç olan ihtiyaç sahiplerine durumuna göre, maddi manevî yardım etmelidir. Kendinde yardım edebilme gücü yoksa bile, yardıma müktedir olanları arayıp bulup ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının görülmesine vesile olmalıdır.

Dâvâ adamı; Her şeyden önce ALLAH’ın(c.c) ipine sımsıkı sarılmalıdır. Her konudan önce Allah’(c.c.)ın rızâsı gelmelidir. Her tavır Allah(c.c.) için olmalıdır. Allah’(c.c.)ın hakları aslâ 2. ve 3. sıralara alınamaz. Allah(c.c.), rızasını gözetenleri gözetir!

Dâvâ adamı; kalbi de sözü de doğru olandır. Özü doğru olmayanın, sözü de doğru olmaz!

Dâvâ adamı; hâya, utanma duygusu taşımalıdır. Başkalarına eziyet ve yanlışları olmamalıdır.

Dâvâ adamı; anlayışlı davranıp, yumuşak huylu olmalıdır.

Dâvâ adamı; Lâf taşıyıcılığı yapmaz. Fesadı gerektiren hallerde söz getirip götürerek ikilik çıkmasına sebep olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Kul hakkına hususiyetle dikkât etmelidir.

Dâvâ adamı; Sevdiğini ALLAH’ın (c.c) rızasını kazanmak için sevmeli, buğz ettiğine de yine ALLAH’ın(c.c) rızasını kazanmak için buğz etmelidir, râzı olduklarından da ALLAH (c.c) için râzı olmalıdır. Dostluğunuzu da, düşmânlığınızı da Allah (c.c.) için yaparsanız, her iki hâlde de ibâdet etmiş olursunuz.

Dâvâ adamı; Kibirli, gazaplı, gururlu ve hâset olmamalıdır. Gereksiz düşmânlıktan kaçınmalı, hakkı söylemekten fütûr etmemelidir. Kibir, aynı zamanda Allah’(c.c.)a şirk koşmakla birdir. Kibirli kimse kendisine Allah’ı(c.c.) hâsım almış olur. Akıl sahibi hiçbir kimse bu kötü duruma düşürmez kendisini!

Dâvâ adamı; Geveze, sövücü, lânet edici, yağcı olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Fıkhî konularda kendini yetiştirmeli, Farz-ı ayn ve Farz-ı Kifaye’leri öğrenmeli ve bu öğrendiklerini yaşamalıdır.

Dâvâ adamı; Allah’ın (c.c) kahrından rahmetine sığınmanın , imân, tevhid, taat ve ibâdetle olacağını bilmelidir.

Dâvâ adamı; Haram ve şüpheli şeylerden korkmalı ve onlardan uzak olmalıdır.

Dâvâ adamı; Malını dâvâ yolunda harcamaktan çekinmemelidir. ‘İnananlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mal ve canlarıyla Allah yolunda cihâd edenler birbirine eşit değildir. Allah mal ve canlarıyla cihâd edenleri, mertebece oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vaat etmiştir, ama Allah cihâd edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler mağrifet ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhâmet eder’ (Nisa Sûresi 96. Ayet.) İlâhi emri gereği gücü nisbetinde dâvâsına faydalı olmalıdır.

Dâvâ adamı; Ancak ve yalnız Allah’ı (c.c) tanır ve yalnız O’(c.c.)na kulluk eder.

Dâvâ adamı; İslâma ters olan bütün örf ve âdetlerden uzak olmalı, kezâ çevresindeki insanların kafalarındaki bâtıl fikirleri silmeli ve onlara dînin gerek ve gerçeklerini öğretmelidir.

Dâvâ adamı; Allah (c.c)’ın hükmü üstünde hiçbir hükmü kabul etmemelidir.

Dâvâ adamı; Kimsenin şeref ve haysiyetiyle oynamamalı, kimsenin ırz ve namusuna bakmamalıdır.

Dâvâ adamı; Haram işlenen yerlere gitmemeli, bu neviden dâvetlere iltifât etmemelidir.

Dâvâ adamı; Kendinden büyüklere saygıyı ve küçüklere de hoşgörü ve sevgiyi elden bırakmamalı, onları dâvâsına ısındırmalıdır.

Dâvâ adamı; Ana ve babasına asi olmamalı, her işinde onları râzı etmeye çalışmalıdır.

Dâvâ adamı; Akraba ile ilişkiyi kesmemeli, her fırsatta onları arayıp sormalı, hasta olanlarını ziyaret etmeli, onların dertleriyle ilgilenmelidir.

Dâvâ adamı; Ehl-i Sünnet Ve’l Cemaat yolunda olmalı ve bu yoldan zerre miktarı ayrılmamalıdır.

Dâvâ adamı; Bu dünyanın bir imtihân yeri olduğunu bilmeli, vaktini boşa geçirmemeli, mutlaka hayırlı bir işle iştigâl etmelidir.

Dâvâ adamı; Allah(c.c)’ın nizâmından başka hiçbir nizâmın özleyicisi ve istekçisi olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Kötü bir işte ön ayak olmamalıdır.

Dâvâ adamı; Şahsi menfaatlerini dâvâsının menfaatlerinden üstün tutmamalıdır.

Dâvâ adamı; Vefâkâr olmalı, hâinlik etmemelidir.

Hazreti Mevlâna (K.S.): "Kardeşinde bir ayıp görüyorsan o ayıp, sendedir de onda görüyorsun. Dünya aynaya benzer Kendini onda görürsün sen. Çünkü inanan, inananın aynasıdır. O ayıbı kendinden gidermeye bak. Çünkü ondan incindiğin zaman, kendinden inciniyorsun demektir. Bir Fil’i su içsin diye bir su kaynağına götürdüler. Fil kendini suda görüyor, başka bir Fil var sanıyor, ürküyordu. Bilmiyordu ki kendisinden ürkmektedir. Zûlüm ediş, kin güdüş, hâset, hırs, insafsızlık, ululuk gibi bütün kötü huylar, sende oldu mu incinmezsin. Fakat bunları bir başkasında gördün mü ürkersin, incinirsin. Bil ki kendinden ürkmektesin, kendinden incinmektesin. İnsan kendi kelliğinden, kendindeki çıbandan iğrenmez; yaralı elini yemeğe sokar, parmağını yalar, gönlüne hiçbir tiksinti gelmez. Fakat bir başkasından küçücük bir çıban yahut azıcık bir yara görse onun yediği yemekten tiksinir, o yemek içine sinmez. İşte kötü huylarda kelliklere, çıbanlara benzer. İnsan bunlar kendisinde oldu mu hiç incinmez; fakat bir başkasında bu huyların pek azını bile görse ondan incinir, tiksinir. Sen ondan ürküyor, kaçıyorsun ya, o da senden ürker, incinirse mazur gör, senin incinişinde onun için bir özürdür; çünkü sen onu görünce inciniyorsun ya o da aynı şeyi görüyor da senden inciniyor ‘’ buyurmuştur.

Dâvâ adamı; Başkalarının hâta ve kusurlarını görerek ayıplamalı değil, bilakis onların hâta ve kusurlarını örtmeli ve kendi hâtalarını görmeli o hâtalardan kurtulmaya gayret etmelidir.
Dâvâ adamı; Riyakârlık (iki yüzlülük) yapmamalıdır.

İlhami Erdoğan



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)