Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Büyük Doğu mu, Büyük Ortadoğu mu? (Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu)

http://www.yusufiye.net/resimler/jpg/dunya.JPG

Büyük Doğu, bugün yüzüncü doğum yılını idrak ettiğimiz Üstâd’ın, “müdir fikir”, “tersine dönmüş ehram”, “Türk’ün Ruh Kökü”, “ideoloçya örgüsü” gibi ürettiği herhangi kavramdan birisidir ve hem çıkardığı derginin, hem kurduğu ama işletemediği derneğin ve “işletme”nin adıdır. Ve şimdi artık eskimiş, kendisiyle beraber unutulmuş kelimelerden ikisidir. Belki yayınevi ve bir zamanlar yayınlanmış ilginç bir dergi olarak tıpkı basımı yapılarak yâd edilebilir. Ama bundan sonra Büyük Doğu kavramı belki istihza ile hatırlanacak bir başlıktır ve kimi İslamcıların, bugün elbette ki global tezgahın payandası olan yeni statü sahiplerinin maziden intikam için dile getirebilecekleri içi boş tumturaklı bir laftır.



Öyle mi? Büyük Ortadoğu Projesi diye ileri sürülen ve daha insanlığın gündemine gelmeden çürüyüp, neredeyse kan emici bir işgal projesinin anahtar kelimesi olan kavramdan çok daha anlamlı bir çerçeveye ve derin muhtevaya sahip olmasına rağmen ne yazık ki, bugün hiç hatırlanmamaktadır. Bazılarını iktidar koltuğuna eriştiren mayada izi bulunan Büyük Doğu, onları global tezgahın payandası halinde kilitleyen Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı yine içerden bütün dikeyleri yatay haline döndürecek ivmeyi, “sevkülceyş”i ve idrak kaabiliyetini kazandırma hamlesine ve birikimine sahipken evet gerçekten de artık hatırlanmamakta, hatta hatta ciddiye alınmamaktadır.

Truva Atının İçinde Kim var: Biz mi, Onlar mı?

Büyük Doğu nedir? Büyük Ortadoğu Projesi nedir? Üstâd niçin Büyük Ortadoğu dememiştir de Büyük Doğu demiştir? Ortadoğu kalemi olarak bu konuda çok makale yazmış bir başka Büyük Doğu mensubu Sezai Karakoç’un Ortadoğusu’nun Amerikan Ortadoğu’su ile bir alâkası var mıdır? Bugün Türkiye’nin ve tabiî olarak bütün Avrasya’nın, Ortadoğu’nun, Asya’nın, Afrika’nın, Amerika’nın, Akdeniz’in, İran’ın ve Turan’ın, Çin’in ve Maçin’in gündeminde olan Avrupa Birliği’nin karşısında alternatif blok ya da büyük birlik projeleri var mıdır? Olsa bile AB kadar ciddiye alınabilecek ekonomik ve siyasal erk çerçevesi oluşturabilir mi? Yeterince erkin bir coğrafya planı teşekkül ettirebilir mi? Yani ki, Avrasya, Ortadoğu veya Üstad’ın Büyük Doğu’su yüzünü aynı isim etrafındaki (AET, AT ve AB sürecine rağmen) mevzuat çerçevesi bakımından kırk yılı, münasebetler ve tercih edilen ufuk olarak iki yüz yılı, bir kızılelma hedefi olarak da bin yılı aşkın zamandır Avrupa’ya çevirmiş Türkiye için alternatif olabilir mi? Ya da Avrasya ile AB birbirine karşı tezler olarak takdim edilirken hiç hatıra gelmeyen Büyük Doğu sadece bir şairin ilhamla geçici bir sanatsal duruş için uydurduğu kelime midir?

Üstad’ın Muazzep Ruhu

Büyük Ortadoğu Projesi doğmadan tükenmiştir. Bir global diktanın sömürü senaryosu olarak Ortadoğu gibi gerçekten mühim bir kavramı da kirletmiştir. Oryantalizm’in uydurduğu bir kelime olarak Ortadoğu bugüne kadar hiç bu kadar çirkin, iğrenç, zalim kurgular için kullanılmış değildi. Kendi sosyal hayat biçimi olan çıplaklık ve tecavüz ile müze hırsızlığı ve ajan-provakatörlüğü yeni sömürge coğrafyasına taşıyan evangelist global hattın Ortadoğusudur bu...

Sömürgeci ortaklığını halkının üzerine egemenlik tayini yapma iradesi biçiminde ortaya çıkan yeni ABD-İngiltere-İsrail Ortadoğusu, Asya’nın, Avrasya’nın, İran’ın, Turan’ın, Çin ve Maçin’in, Habil’in dünyasının, masum Doğu’nun, velhasıl hep doğudan gelen ışığın ne kadar temsilcisidir? Büyük Ortadoğu’ya hemencik atlayıveren yeni sömürgeci-İslamcı aydın tipi acaba Üstad’ın ruhunu daha ne kadar muazzep kılacak? Üstadın ve bütün Doğu fikriyatının...

İki Fatih ve Necip Fazıl

Baktık ki, bütün devletlüler, bütün siyasiler ve bütün eski sözde dostlar unuttu; kalktık Sivas’tan bir yeni kutlamaya kordela kestik. SOGEV olarak Fethin 551. Necip Fazıl’ın da doğumunun 100. Yılını kutladık. Ama genelde Türkiye ikisini de unuttu

Fethin 551. Yıldönümü çok sönük geçti. Devlet ve hükûmet özellikle fethi sönük, silik, iddiasız kutlamaya hatta kutlamamaya îtina gösterdi. Fetih, geçiştirildi. Zira yeni küresel “pozisyon” itibariyle Fatih ve Fetih gibi anahtar kelimelerin lûgatımızdan silinmesi icabediyordu. Şehit ve gazi gibi anahtar kelimeler zaten ötedenberi rahatsızlık veriyordu. Cihet-i askeriye diye Attila İlhan’ın çerçevelediği bir mıntıka temizliği mucibince bu kavramlar Süleymaniye’de Bayram Sabahı’nı değil, bir başka Süleymaniye’de çuval loşluğunu ve akabinde ve detayında tuhaf bir teslimiyet hoşluğunu çağrıştırıyor olmalıydı. Artık “bizdik o hücûmun bütün aykıyle kanatlı” gibi mısralar yerine “ne huzur, ne saadet, ne fazilettir bu; ihlas ile düştüğümüz çuval sarhoşluğudur bu” türünden şiirler mırıldanmalı, kemalizmin batıcılık projesinin akamete uğradığından ve yumuşatılmış İslam projemizin 21. Asır ile ilgili tasavvurlarımızda yeni kapılar açıldığından dem vurmalıydık.

Fetih ve Fatih unutuldu, unutturuldu. Üstelik bu, müslüman kardeşlerimizin devr-i şahanelerinde yaşandı. Artık İstanbul, uluslar arası konsorsiyum tarafından yönetilebilir; Avrupa Yakası, Anadolu Yakası ve Boğazlar yönetimi diye üç ayrı şehir yönetimi inşa edilebilirdi. Nasılsa yakında Trakya ve Ege AB’ye girecek, Anadolu Türkmen Devleti’ne yeni otuz yıllık yol haritası tavsiye edilecektir. 2024 projesi bütün teferruatıyla hayata geçirilmektedir. Biz bunu kötümser bir fiksiyon olarak endişelerimizi paylaşanlarla birlikte kaleme almış ve böyle bir roman denemesi ortaya çıkarmıştık. Ne hazindir ki, kötümser durum analizi, bir uygulama programına çevrilmişe benziyor.

Fetih ve Fatih unutuldu, unutturuldu da Necip Fazıl üstadın 100. Yaşı anlamsız ve çıkara dayalı anmalar dışında layık-ı veçhile yad edildi mi? Ne gezer. Necip Fazıl, Said-i Nursî, Nurettin Topçu, Mehmet Âkif, Abdülhamid ve daha nice bu coğrafyanın büyük İslâm kalemleri, önderleri dönüştürülmüştür. Kim tarafından? Bilakis onların şakirdleri tarafından. Bu bayrak isimleri hareketlerinin başına koyanlar ve onlar sayesinde önlerini açanlar, bugünü kuşatanlar ne yazıktır ki, onların isimlerini sui-istimal etmişler ve şimdi herbir yol aslından çok farklı mecralara akmaya başlamıştır.

Necip Fazıl’ın, Topçu’nun, Bediüzzaman’ın, Âkif’in değişik üslup ve mazmunlarla dile getirdikleri iki Fatih ayrımı bugün ortadan kaldırılmış, kahramanla hain birbirine karıştırılmıştır. Zaten kahraman da olmak, hain de olmak başarıya odaklanmışlar için sadece yöntem meselesidir; yani ki sade mahiyet farkı vardır. Oysa iki Fatih arasında ne büyük bir fark vardı.  Birincisi hırsı, kini, çıkarı, dünyevî arzu ve istekleri için sürünen bir vücûd iken; ikincisi aşka adanmış bir ruh idi. Tiranlar, Firavunlar, nice imparatorlar, kapitalistler, evangelistler, Bushlar birincisidir ve sürünen bedenleri ile dünyaya bir sülük tabiatıyle yapışmışlardır; hâkim olmuşlardır ama ruhları çürüterek, inciterek, aşkı öldürerek... Diğeri Fatih Sultan Mehmed Han gibidirler. Peygamberlerin gerçekleştirdikleri fetihlerin devamıdır... Hem bir tarih bilinci vardır, hem de fetih ile kalplerde sefil muhataplarından bir yeniden diriliş inşa eder. Sefaleti asâlete tebdil eder.

Necip Fazıl ile Hasan Cemal, Herkül Milas ile Bediüzzaman, Fatih ile Bush arasında sadece basit bir nüans olduğunu zanneden İslamcı teslimiyetçiler girin cehenneminize... üzerinizde olan bütün haklarımız haram olsun. Kul hakkı ile gidin bakalım, orada sizi ne bekliyor görün!...

Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)