Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Bizim Ülkücülüklerimiz (Selim Çoraklı)

Ülkücü kimdir? Ülkücülük nedir? Ülkücülük fikrinin kaynağı nedir? Kimler ülkücüdür, kimler ülkücü değildir? Ülkücülük İslam ile telif edilebilir mi? Ülkücülük devletçiliği mi savunur, liberalizmi mi? Ülkücüler milliyetçiliği nasıl görüyor? Ülkemizde kaç çeşit milliyetçilik var? Ülkücülüğün bir ideolojisi veya stratejisi var mıdır? Varsa bu ideoloji ve stratejiyi kim yazmıştır. 9 Işık Doktrini, Türk-İslam Ülkücülüğü, Milliyetçilik, Laiklik, Kemalizm vs. Ülkücülüğün neresindedir?



Bugün, Ülkücü fikri savunan hangi internet sitesini açsak veya ülkücülerin önde gelen fikir adamlarının herhangi biriyle konuşsak “Ülkücü”, “Ülkücülük” ve “Milliyetçilik” üzerine birçok tarifle karşılaşmamız mümkün.

Ülkücü yelpazesi içine sokulmak istenen fikirlere ve bu fikirlerin sahiplerine baktığımızda “Ülkücülük” kavramının tarifinde bile bir birlik sağlamanın zorluğu ile karşılaşıyoruz. Hele hele bugün piyasada “Ülkücüyüm” diye gezip, “Ülkücülük” fikrini temsil ettiğini söyleyenlere baktığımızda ise kafalar tam anlamıyla karmakarışık bir duruma düşmektedir.

Türkçülüğü bir inanç meselesi haline getirip her şeyini Türklük ile ölçülendiren ve Türklük için feda edebilen bir anlayış ile Kur’an ve sünnetten başka ölçü tanımayan bir anlayış arasında yüzlerce Ülkücülük tarifiyle veya Ülkücü profili ile karşılaşmamız bu karmaşıklığı daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. 
İsterseniz gelin Ülkücülük kavramının temeli ile işe başlayalım. Lügatlere baktığımızda genel olarak “Ülkü”yü gaye, ideal kelimelerine, Ülkücülük kavramını ise idealizme denk gelecek şekilde anlamanın mümkün olduğunu görüyoruz.

Ülkü kavramı Batı dillerinden dilimize giren “idealist” kelimesiyle eş bir anlam belirtmektedir. Ülkücülük veya idealizm insan kafasının içinde elde edilmesi, varılması en mükemmel, en güzel, kendisini mutlu edecek hedeflerin tasarlanması ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için arzu gösterilmesi ve çalışılması manalarını da içinde taşır.

Ülkemizde Alpaslan Türkeş’in başlattığı bir fikir hareketi olan Ülkücülük ise genel olarak, “Türk milletini en kısa yoldan, en kısa zamanda, başkalarına avuç açmadan, çağlar üzerinden sıçrayarak çağdaş medeniyetin ön safına geçirmek, ilimde, teknikte, medeniyette yeryüzünün en kuvvetli varlığı haline getirmek, Türklüğü yüceltmek bütün Türklerin tutsaklıktan kurtulup hür ve bağımsız olması hedefi” şeklinde tarifini bulmuştur.

Ülkücülük bu olunca Ülkücü de, “Türk Milliyetçiliği ülküsünü gerçekleştirmek isteyen, Milli devlet (Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan her Türk vatandaşını kucaklayan, bağrına basan bir devlet biçimi) ülküsüne inanan ve bu uğurda mücadele veren kişi” olarak tarif edilirken, Ülkücü Dünya Görüşü ise, gayesi İslâmiyet ve vasıtası Dokuz Işık olan Türk Milliyetçiliği şeklinde ifade edilmiştir. Ancak Ülkücülük ve Ülkücü kavramları Alpaslan Türkeş’in tarif ettiği yerde kalmamış ve yukarıda da belirttiğimi gibi çok geniş bir anlam yelpazesi içinde savrulmuştur.

Seyyid Ahmed Arvasi, yazmış olduğu Türk-İslam Ülküsü isimli eserindeki “Ülkücü Egosunu Yenen İdealisttir” başlıklı yazısında aynen şöyle söylemektedir: “Türk-İslam Ülkücüleri için İslamiyet, Allah'ın dini, kurtarıcımız ve Kâinatın Efendisi Allah'ın Resulü, şanlı Türk Milleti Allah'ın İslam'a hizmetle şereflendirdiği millet Türk ordusu Allah'ın ordusu Türk bayrağı mukaddes ay ve yıldızı ile yüce İslam'ın ve al rengi ile Allah için can veren şühedanın kanlarının ifadesidir. Üzerinde Ezan-ı Muhammedi okunan aziz vatanımız ise, İslam’ın ebedi güneşinin hiç batmadığı en büyük ümid ve hayat kaynağımızdır. Şunu kesin olarak biliyoruz, Müslüman-Türk Milleti yeniden tarihine layık bir diriliş ve yükseliş hareketinden başarıya ulaşırsa, İslam, bütün ihtişamı ile tekrar bütün âlemi parlatacaktır. Tarih diyor ki, Türk Milleti yücelmişse İslam da yücelmiş, Türk Milleti çökmüşse İslam dünyası da perişan olmuştur. Bu sebepten bütün küfür Türk’e düşmandır.”

Seyyid Ahmed Arvasi, “Neden Türk-İslam Ülküsü?” başlıklı yazısında da şunları ifade etmektedir: “Bunun için, Türk-İslam kültürüne, Türk-İslam medeniyetine, Türk-İslam ülküsüne bağlı, Türklük şuur ve vakarına, İslam iman, aşk, ahlak ve aksiyonuna sahip, Türklüğü bedeni, İslamiyet’i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan, Dünya Türklüğünün, İslam dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmekten başka çaremiz yoktur.”

Milliyetçilerin bugünkü anlamda bir fikir birliği olmadığı da açıktır. Bunun sebeplerinin başında milliyetçilik fikrinin ortak bir tarifi yapılamamasıdır. Milliyetçiliğin ortak tarifi olmayınca da elbette karşımıza çeşit çeşit milliyetçiler çıkmaktadır. Ülkücülerin savunduğu Türk Milliyetçiliği kavramında da bir birlik sağlanamamıştır. 1990’lardan bu yana Türk milliyetçiliğinin epey bir türünün görüldüğü söylenebilir. Gelin isterseniz bu kez de ülkemizde kaç tür milliyetçilik var onlara bir göz atalım:

Resmi Milliyetçilik: Buna Atatürk milliyetçiliği gibi garip bir isim takanlar da var. Devlet seçkinlerinin temsil ettiği bu tür milliyetçilik, Türk kültürüne bağlılığı esas alan, etnik ırka dayalı bir milliyetçilik olarak tarifini bulmaktadır. 

Ulusalcı Milliyetçilik: 1930’larda Kadro, 1960-70’lerde Yön-Devrim dergileri çevresinde kümelenen ve “Türk Baasçılığı” olarak nitelenebilecek, Marksizm ile milliyetçiliğin bir sentezini yapmaya çalışan solcu milliyetçilik.

Etnik Milliyetçilik (Türkçülük): Türkçülük ya da aşırı biçimiyle (bütün Türkleri tek bir bayrak altında toplamayı amaçlayan) Pantürkizm, resmi milliyetçiliğin etnik milliyetçi damarından esinlenen bir yorumu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ilımlı Milliyetçilik: 1960’lardan itibaren MHP’nin sözcülüğünü yaptığı Türkçü akım, 1980’lerde Türk-İslam sentezine, yani Türk kimliğinin Türklük kadar İslam tarafından da tanımlandığı düşüncesine; 1990’larda ise daha ılımlı bir milliyetçiliğe, siyasetin merkezine yöneldi.

Liberal Yeni Milliyetçilik:  Resmi milliyetçiliğin Batılaşmacı-kalkınmacı fikriyatı ile akraba olan bu akım Atatürk’ün hedef koyduğu çağdaş uygarlığı yakalamayı esas alıyor; çağdaş uygarlığı, Batı uygarlığının temsil ettiği siyasal ve iktisadi liberalizmle tanımlıyor. Amacı, Batı ölçülerinde kalkınmış, demokratik bir Türkiye oluşturmaktır.

Dini Milliyetçilik: Ümmetçi, Batı-aleyhtarı, anti-modernist eğilimleri savunan bir akım olarak dini milliyetçilikte karşımıza çıkmaktadır. Dinin ne derece milliyetçilikle bağdaştığı ise uzun zamandır çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Dini milliyetçiliğe verilecek en güzel örnek, tanınmış fikir ve aksiyon adamlarımızdan Osman Yüksel Serdengeçti’de ifadesini bulan milliyetçilik anlayışıdır. “Bizim milliyetçiliğimiz, bir kere daha yazdığımız gibi Hakk’a tapan, halkı tutan, yalın kılıç bir milliyetçiliktir. Bütün gayemiz Küçük Asya insanının, o bilinmez, o görünmez, bir avuç toprak kadar mütevazı, fakat o kadar manalı ruhunu anlamak, bu topraklar için toprağa düşenlerin çocuklarını bu topraklar üzerinde mesut ve bahtiyar görmektir.”
 
Türkiye’de Milliyetçiliğin önemli kilometre taşlarından biri olan Alparslan Türkeş’in, milliyetçilik anlayışı ise 9 Işık kitabının 88’nci sayfasında şöyle tarif edilir:  “Türk Milliyetçiliği ne demektir? Türk Milliyetçiliği, Türk Milletine karşı beslenen derin sevgi, bağlılık duygusunun, müşterek bir tarih ve müşterek hedeflere yönelme şuurunun ifadesidir. Türk Milliyetçiliği insani duygularla beslenen bir anlayıştır. Türk Milliyetçiliği kin ve garazı esas almayan, sevgiyi esas alan bir düşünce tarzıdır. Milliyetçilik; milletini sevmek, vatanını sevmek ve milletinin tehlikelere karşı korunması için her fedakârlığı göze almak duygusu ve düşüncesidir…”

Ziya Gökalp’e göre Milliyetçilik, Türk milletini yükseltmek demektir. Yükseltmek ilimde, kültürde, dinde, teknolojide, sanat vs. alanlardadır. Ziya Gökalp, “Bir milletin yükselmesi başka bir milletin gözyaşlarıyla değil, milleti oluşturan fertlerin el ele, gönül gönüle vererek çalışmasıyla olur” demesine rağmen, ardından gidenlerin çoğu bunu tersinden anlamış ve milliyetçiliklerini başka milletlerin ezilmesine bağlamışlardır.

Yukarıdan beri izah etmeye çalıştığımız gibi Ülkücü hareket, fikri kavramlarına ortak bir mana yüklemek yönünden kendi içinde bile bir birlik sağlayamamıştır. Ülkücü harekette yetişen birçok insanın, yaşanan her sarsıntıda bir başka mecraya kaymasının altında da büyük oranda bu fikri birliğinin olmaması yatar.

Eminim bu yazıyı okuyan ülkücülerin de bu yazdıklarıma ekleyecekleri ülkücü, ülkücülük ve milliyetçilik tarifleri olacaktır. Buna bir de Alperenleri eklerseniz işin içinden bir türlü çıkılamadığını göreceksiniz.  Bana göre Alperenler ülkücü değildir. Eskiden ülkücü harekette bulunan ve fikri yapı itibariyle anlaşamadığı için ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları da ülkücü değil Alperen’dir. Alperenlik, Allah’ın kelamını dünyaya yaymak için Kur’an ve sünnetten başka otorite (Lider+teşkilat+doktrin vs.) tanımaz. İnşallah başka bir makalede Alperenlerin neden ülkücü olmadıklarını detaylarıyla izah etmeye çalışırım.

Selim Çoraklı



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)