Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Ülkücüler Haklıydı... (Ahmet B. ERCİLASUN)

Geçmişteki olayları, bugünkü şartlara bakıp değerlendirenler “anakronizm=tarih yanılgısı” denilen hataya düşüyorlar. Bugün Sovyet tehlikesi yoktur diye, 1980’den önce de böyle bir tehlike yoktu sanıyorlar. Bu yanlış kanaatin sonunda da ülkücü ve milliyetçiler boşuna mücadele etti diye düşünüyorlar.



1980’den önce somut, canlı kanlı Sovyet tehdidi altında idi Türkiye. Ruslar, Afganistan’a girdikleri gibi İran ve Türkiye’ye de girmek istiyorlardı. Bunu da komünizm ideolojisi vasıtasıyla yapacaklarını düşünüyorlardı. Bu maksatla birçok terör örgütü kurmuşlar ve Türkiye’yi kan gölüne çevirmişlerdi. Kır ve şehir gerillası hakkında kitaplar tercüme etmişler, arabaları devirip sokaklara barikatlar kurarak kitaplarda okuduklarını uygulamaya koymuşlardı.

1980 öncesi gazeteler arşivlerde duruyor. Yürüyüşlerinde Lenin’in, Mao’nun posterleri, orak çekiçli kızıl bayraklar gazete sayfalarından silinmedi. Her şey apaçıktı. Doğu mitinglerinde, Türkiye İşçi Partisi’nde bölücü Kürtçülerle de birlikte hareket ediyorlardı.

Sovyetlerin 1968’de Çekoslovakya’yı işgali üzerine Mehmet Ali Aybar’ın yerli Marksizmi seçtiğini ve Behice Boran’la yollarını ayırdığını kim inkâr edebilir? Türkiye İşçi Partisi’nin sonraki yöneticilerinin ve Barış Derneği’nin Sovyetlerden para aldığını daha sonra Cenk Başlamış, Milliyet gazetesinde KGB arşivlerine dayanarak açıklamadı mı?

1980’den önce bütün bunlar ve daha niceleri yaşandı. Sovyet tehdidi yoktu diyenler, Rusların Afganistan’a girdiğini de mi unutuyorlar? Afganistan’a girenler, Türkiye’ye neden girmek istemesinler? O kadar propaganda, o kadar örgüt, o kadar para, o kadar silah boşuna mıydı?

İşte ülkücüler bunlara karşı mücadele ettiler. Türkiye, Afganistan gibi Sovyet işgali altına girmesin diye can verdiler. Sıkışınca ülkücü ve milliyetçileri Amerikancılıkla suçluyorlar.

Ülkücülerin yaptığı miting ve yürüyüşlerin de fotoğrafları 1980 öncesi gazete sayfalarında duruyor. Herhangi bir liberalist kuramcının, herhangi bir Amerikan liderinin, herhangi bir kapitalist simgenin ülkücüler tarafından bayraklaştırıldığını, pankartlaştırıldığını gösterebilirler mi? Veya herhangi bir Faşist, Nazist liderin?

Ülkücüler sadece millî simgeleri taşıdılar; “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin / Her şey Türklük için”, “Türk için, Türk tarafından, Türk’e göre”, “Esir Türklere istiklal”, “Tanrı dağı kadar Türk, Hira dağı kadar Müslümanız”  dediler.

Onun için hiç kimse Marksist, Komünist ve Maoistlerle ülkücüleri bir kefeye koymasın. Onların mukaddes davaları üzerinden siyaset yapıp göz yaşı dökmesin. Ülkücü ve milliyetçiler hiçbir dış gücün maşası olmadılar. Bugün de ülkenin bağımsızlığı, vatanın bölünmez bütünlüğü için mücadele ediyorlar. Arkalarında hiçbir dış güç yok. Bugünkü düşman kim ise ona karşı savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler.

Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN

 



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)