Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
ASKER VE YARGI DESTEKLİ MUHALEFET ! (Prof.Dr. Özcan YENİÇERİ)

Yüce Mahkeme “AKP’nin laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı haline geldiğini” ancak bunun kapatılmak için yeterli olmadığını, daha alt bir yaptırım olan “hazine yardımının kesilmesi” ile sözü edilen partinin cezalandırılması gerektiğine hükmetti. Anayasa Mahkemesinin bu kararı yalnız iktidar partisine değil aynı zamanda muhalefete yani bütün siyaset kurumuna yönelik mesajlar içermektedir. Bu mesaj şudur; Siyasiler kendi sorunlarını siyasetin kurallarına uygun biçimde çözsün! Siyaseti askerin ve yargının sorunu haline getirmeye kalkmasın !..



Karar aynı zamanda siyasi hataların siyasi aktörlerce cezalandırılmasını öngörmesi bakımından da son derece önemlidir. Karar bu yönü itibarıyla bütün siyasilere daha çok da muhalefete yönelik ciddi uyarılar içermektedir.

Bir defa siyasette etkin olmak ya da ülkenin önünü açmak adına eleştirmekten başka hiçbir şey üretmeyen muhalefetin umudunu, AKP’nin yaptığı ya da yapacağı hatalara bağlamaktan vaz geçmesi gerekir. Muhalefet gerçekte halkın içine girerek, toplumun önüne düşerek, halkın sorunlarını kendi sorunu yaparak, halkla birlikte iktidara yürümesi gerektiğini öğrenmelidir !

Halkın olduğu yerde olmayan bir muhalefet, daha uzun süre siyasi alanı AKP’ye terk etmek zorunda kalacağını bilmelidir. Muhalefetin bir türlü  alamadığı ders !.. Başbakan Erdoğan’ın son olarak Güngören’deki saldırı sonrasında verdiği resimden aristokrat tavırlı muhalefet liderlerinin alması gereken dersler vardır.

Başbakan Güngören’de hainlerin bombalı saldırısında yakınlarını kaybeden vatandaşını kucaklayıp öpüyor ve tabutun altına girip vatandaşlarla birlikte cenazeyi taşıyor. Başbakan aynı yerde acılı halkın içinde yüksek bir yere çıkarak konuşmasını yapıyor. Başbakan gecekondulardaki vatandaşları da ziyaret etmekten ve onların çocuklarını kucağına alıp ellerine sembolik de olsa birer oyuncak vermekten kaçınmıyor.

Bütün bunları Başbakanken yapmaya onlarca işi arasında zaman bulabiliyor. Bu, muhalefetin bir türlü almadığı bir derstir. Muhalefet yapmaktan başka bir sorumluluğu olmayanlar halkın arasına girmeye, onlarla birlikte olmaya zaman dahi bulamıyorlar.

Bilinmelidir ki, siyasette zafer, kimler arasında olduğunun farkında olanlar tarafından kazanılır. Türkiye’de olup bitenler bunu kanıtlamaya yetiyor. Birileri halkın içine girdikçe diğerleri sırça saraylara kaçıyorsa sonuç şimdiden belli demektir.

Medyası, iş adamı, bürokratı, sivil toplum kuruluşları ve aydını ile AKP artık büyük bir güçtür. Kurduğu küresel ilişkiler, yaptığı özelleştirmeler ile uluslar arası sisteme göbeğinden bağlı hale gelmiştir. İster beğenilsin isterse beğenilmesin AKP, kendine göre üslubu ve siyasi yöntemi olan bir partidir. Bu partinin lideri, öfkeyi  “hitabet sanatı” olarak nitelemekte, gerilimi ve saldırganlığı da muhalefet partilerini sindirmekte kullanmaktadır. Sürekli bir biçimde gündemi belirleyecek olguların altına imza atmaktadır. Muhalefet partilerine düşense bol bol oyuna gelmektir.

Önemli olan AKP’nin yaptıklarının doğru ya da yanlış olması değildir. Halkın olanı bitenin nasıl anladığıdır. Şimdi ortada e-muhtıralara, kapatma davalarına ve onca dış borca rağmen hâlâ ayakta kalmasını becerebilen bir AKP vardır. AKP’nin kapatılma davası sürecinde dışarıdan aldığı destekle yürüttüğü  “çivi çiviyi söker” stratejisinin de başarılı olduğu görülmüştür. Bu nedenle AKP’nin uzlaşmacı, gerilimden uzak, hırçın ve öfkeli tavrından geriye adım atmasını beklemek gerçekçi değildir. AKP’yi AKP yapan uzlaşmaz  ve meydan okuyan tavrıdır. Bu tavır başarı getirdiği sürece devam edecektir. Bu tavrı değiştirmenin AKP yönünden mantığı yoktur.

Anayasa Mahkemesi verdiği kararla siyasi alandaki mücadelenin sonucunu bundan böyle siyasi partilerin performansının belirlemesi gerektiğine işaret etmektedir. Kimse kendi performansıyla yenemediği siyasi rakibini askeri ve yargıyı arkasına alarak yasaklamaya, kapatmaya ya da yenmeye kalkmamalıdır. AKP’yi siyaset sahnesinden silecek tek güç halktır. Muhalefet sorunun kaynağının AKP değil halk olduğunu anlamalı ancak halkın güvenini sağlayarak AKP’yi yenebileceğinin farkında olmalıdır. AKP’nin açık olması değil ama iktidar olması muhalefetin mevcut kapalı devre çalışmasını sürdürmesine bağlıdır.

Prof. Dr. Özcan YENİÇERİ



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)