Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
VEFASI OLMAYANIN BEKASI OLMAZ (Dr.Özcan YENİÇERİ)

http://www.yusufiye.net/resimler/jpg/vefa.JPG

Bordieu, "Toplum eğer kendini kıyaslayabilecek bir zenginliğe ve refah düzeyine içte yahut dışta rastlamamışsa, kendi yaşantısını yeterli bulması ve gerilik düşüncesini reddetmesi normaldir." demektedir. Bu tespit ekonomik olgular yönünden ne kadar doğru ise entelektüel ve psikolojik süreçler yönünden de bir o kadar doğrudur.



Gerek toplum gerekse toplumu meydana getiren bireyler eğer kendilerine referans olarak alabilecekleri ya da mukayese yapabilecekleri kişi, kurum ya da yapılardan yoksun iseler sağlıklı "norm"lara sahip olmaları beklenmemelidir. Kişi kendisine neyi, ne kadar layık görüyorsa o kadar bireydir.

Batı terminolojisinde "avaraj(orta) insan", "sıradan joe"lar" bizim dilimizde ise "sade vatandaş" denilenler için; "mevcutla yetinmek, gördüğü ve dokunduğu kadar" ufka sahip olmak doğaldır. Zira referans kaynaklarını ya yanlış seçmekte ya da seçtiklerini kutsallaştırmakta ve onlara tabi olmaktadırlar. Ölçeği yanlış olanın ölçüsünün de yanlış olacağı doğaldır.

Türkiye bugün "erdem", "onur" ve "abide şahsiyet" kimliğinde değerlerden yoksun olmanın sıkıntılarını çekiyor. Erdemin yozluk ve yobazlık karşısında zaferini gösteren örnek bir olaydan neredeyse bugün söz etmek imkânsız bir hale gelmiştir. Ağırbaşlılığın yüzeysellik, efendiliğin çirkeflik, katilin maktul, hırsızın ev sahibi karşısında kazandığı meydan muharebelerinin ise haddi hesabı yoktur. Böyle bir ortamdan yeni nesiller hangi ilkeyi, normu ya da kişiliği örnek alabilecekler. Sürekli kazananlar hırsızlar, yolsuzlar, soysuzlar ise faziletle donatılmış değerlerin ne önemi vardır? Ülkede erdemli, akıllı ve onurlu kişiler geçim sıkıntısı içinde kıvranıyorsa; üçkâğıtçılar, sahtekârlar ve riyakârlar saltanat sürüyorlarsa genç nesillerin kimi örnek almasını beklersiniz? İş ile ahlakı, dürüstlükle siyaseti, dindarlıkla hoşgörüyü birbirinden ayırırsanız ya da demokrasi ile tankı, dindarlıkla gericiliği, siyasetle üç kağıtçılığı birbirine karıştırırsanız; genç beyinlerden bu ayrımı ya da sentezi yapmasını nasıl beklersiniz?

Devlet ile demokrasi, laik ile karşıtı, ruhla beden, madde ile mana arasında tercih yapan birey zihinsel bölücüdür. Her şeyin karşıtı ile var olduğu bir denge üzerinde yaratılan dünyada; yaratan ve yaratış yasasına aykırı olarak parçalardan birini öne çekip ona kutsallık derecesinde önem atfetmek tehlikeli bir yaklaşım tarzıdır. Mutlak haklılık çığırtkanlığı içinde karşıt düşüncelerdekileri yok ederek kendi nefsi iktidarını kurmak ahlaki bir tarz olmadığı gibi doğru bir tavır da değildir.

Menfaati, statüsü ya da sömürme özgürlüğü toplum yararına kısıtlananların ağızlarından emziği alınmış çocuklar gibi yaygara koparması doğaldır. Doğal olmayan sömürenlerin, yiyenlerin ve yutanların her defasında galip gelmesidir. Teknik yetenek ile ahlaki normlar arasında geniş bir açıklık meydana gelen dünyada, bütüncül bir zihinsel inşaya acil ihtiyaç vardır.

Şunu unutmamak gerekir ki "dünyaya nizam verme" teşebbüsünün mihverinde azgelişmişlik sorunu vardır. Doğu insanının en belirgin özelliği de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Hemen yanında ya da bitişik odasındaki sorununu çözemeyen insanın "dünyaya nizam ve şekil vermeye" kalkışması bunun tipik örneğidir. Çok büyük davaların neferi hüviyetinde görünen bir çok kişi gerçekte makamlarının, tutkularının ve gizledikleri menfaatlerinin esiridirler.

Bütün bunları bir takım kutsal değerleri referans olarak aldığını söyleyen insanların sözümona bu değerleri davranışlarına yansıtırken gösterdikleri tavırlarda gözlemlemek mümkündür.

Düşüncesi idealist olanların davranışlarının materyalistçe, fikir yönünden materyalist olanların tavırlarının da idealistçe olmaları oldukça sık görünen bir olgudur. Çevrede her fırsatta idealizmi, manayı, vefayı, kadirbilirliği ve insani özü savunan ya da seslendiren bireyler vardır: Ancak bunların davranışları vefasızlık, maddeperestlik, koltuk düşkünlüğü ve iktidara yaranmak biçiminde şekillenmektedir. Tam tersi materyalist, ateist ve tenperest bir çok insan da vardır ki, o batıl diye nitelendirilen davalarında tam bir idealist tavır sergilemektedirler.

Değerleri, davaları ve inançları temsil edenler; kendi idealist unsurlarına karşı asla "öz çocuklarını" yiyen pis kedi tavrıyla hareket edemezler. İdealist unsurlarına vefa göstermeyen hareketlerin geleceği olmayacağı bilinmelidir. Aynı şey toplumlar için de geçerlidir: vefası olmayan toplumların bekasının da olmadığını tarih söylemektedir.

Özcan YENİÇERİ



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)