Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
FOTOĞRAFTAKİ YALNIZ KADINI TANIDINIZ MI? (Adnan İslamoğullar

Bir yerlerden âşina geliyor mu size? O fotograf dün çekildi, 4 Nisan 2012 Çarşamba günü… Ankara Adliyesi’nin önünde… 12 Eylül Darbesinin yargılanacağı ilk duruşma günü… Yüzünde uzun yılların acılarının izleri var, uzun yılların acılarının yüzüne attığı çentikler, çizgiler var, her bir çizgi derin acıların ve derin bir evlât hasretinin çizgisi... Ve bir yorgunluk çökmüş yüzüne, yüz yıllık bir yorgunluk gibi..



Gözlerine bir acaba sorusu yerleşmiş biraz ümit ile karışık, “acaba evlâdımın hesabını görebilir miyim?” umudu!..

Etrafında kimsecikler yok.. Arkada Ramazan Akgün görünüyor yalnızca, Ankara Adliyesi’nin önüne bir kişi daha fazla götürebilmek için çırpınan Ramazan Akgün…

Fotograftaki kadını tanıdınız mı?

Üzerine yalnızlık çökmüş ama buna rağmen bastonundan aldığı destekle ayakta durmağa çalışan kadın…

Etrafında pervâne olacak ülkücülerden yoksun kadın... Yanında kendisine “anne” diye hitap edecek Ülkücü gençlerden yoksun kadın… Yanında bir yerlerden tanıyacağı, “Sen evlâdımın arkadaşı değil miydin?” diye soracak ve alacağı “Evet anne ben evlâdının arkadaşıyım” dediğinde boynuna sarılıp, evlâdının arkadaşında evlâdının kokusunu arayacak olan kadın… Yanında, ülkücü gençlerin “Bak anne seni (…) başkanla tanıştırayım, kendisi Ülkü Ocakları Genel Başkanımızdı” dediğinde yaşına rağmen umur görmüş bir ihtiyar kadın olarak ayağa kalkıp, “Başkanım” diyerek hâl hatır soracağı bir başkandan mahrum kalan kadın… O yaşlı, yorgun, acılı kadının yanına giderek, “Anne bendeniz Ülkücü bir miletvekiliyim, ellerinizden öperim” diyecek bir tek ülkücü milletvekilinden bile mahrum bırakılan kadın…

Ülkücülerin bir bastona terk ettiği elleri öpülesi kadın…

Ankara Adliyesi’nde evlâdının binlerce arkadaşını katletmiş ve saatleri 12 Eylül 1980’de durmuş sol örgütlerin binlerce mensubunun bağırış çağırışlarını, sloganlarını duyan, mahkeme salonunda darbelerle değil, yine Ülkücülerle hesaplaşmaya gelen ve Ülkücülere hakaretler yağdıran sol örgütlerin avukatlarının propagandalarını dinleyerek şaşkına dönen ve “Nerede bu Ülkücüler?” diye soran bakışları gözlerinde donan kadın…

Fotograftaki kadını tanıdınız mı?

Yıllardır çektiği evlât acısını, evlâdının idealleri uğruna can verdiğini bilerek hafifleten ve duayı, zikri, şükrü gönlünden, dilinden düşürmeyen kadın…

Ankara Adliyesi’nin önüne evlâdının idealleriyle yetişmiş binlerce, on binlerce gencin hayaliyle gelen ama adliyenin bahçesinde tek ü tenhâlarda kalan, derin bir şaşkınlık bakışlarına yuva yapan kadın…

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in iflâsının fotografıdır.

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in mahçûbiyetinin fotografıdır

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in tükenmişliğinin fotografıdır.

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in defin fotografıdır.

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in varlık iddiasının çürüdüğünün fotografıdır.

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in ideallerinin bittiğinin fotografıdır.

Bu fotograf Ülkücü Hareket’in ideallerinden soyunmuş ve soyutlanmış, artık yalnızca politik hayatın bir argümanı olarak sıradan bir parti, sıradan bir politik organizasyon olduğunun tescili hükmünde bir fotograftır.

Fotograftaki kadını tanıdınız mı?

O fotograftaki kadın, 5 Haziran 1983 tarihinde Buca Cezaevi’nde sabaha karşı idam edilen Ülkücü Halil Esendağ’ın annesinin fotografıdır…

Ankara Adliyesi’nin bahçesinde tek ü tenhâlarda bırakılan Ülkücü bir annenin fotografıdır…


Not: Duruşmanın ikinci gününde Ülkücüleri darbelerle işbirliği yapmakla suçlayan ve “katiller” diye bağıran bir avukata, “Ben Kürt kökenli bir ülkücüyüm, 12 Eylül’de darbeyle değil, milletimle işbirliği yaptım, 78 gün işkence gördüm, burada darbelerle değil Ülkücülerle hesaplaşılacaksa binlerce arkadaşımızın katili Dev-Sol ve Dev-Yol ile ilgili çok söyleyeceklerimiz olur. Birbirimizle değil, darbeyle hesaplaşmamız gerekir, darbelerle biz değil, darbelere çanak tutan sol işbirliği yapmıştır” diye cevap vererek ardından tarihî bir konuşma yapan dostumuz İrfan Sönmez’e bütün ülkücüler adına teşekkür etmeyi bir borç olarak görüyor ve bu satırlar aracılığıyla da bu borcumu ifâ ediyorum.(A.İ)


Adnan İslamoğulları

.

.

.

.

KREDİSİ BİTMİŞ YUSUFİYELİLER (İsmail Türk)

Kredisi bitmiş, posası bile kalmamış Yusufiyelilerdir.Onlar çıktıktan sonra,yorulmadan kısa yoldan para ve lüks sahibi olmak için toplumun iğrendiklerine reis diyen,biat edip tetikçilik ve simsarlık yapanlardır.Siz bunlara bazen mafya,bazen tahsilatçı dersiniz !

Allahtan eski Yusufiyeli,yeni Yusufiyeli kavramı yok ama kredili ve kredisi bitmiş Yusufiyeliler maalesef mevcut.

1.Bölüm yani adam gibi inandıkları ve temsil ettiklerini yaşayan dava adamları var,onlar tavır ve muhakemeleri ile her zaman vardırlar,var olacaklardır.Ne kendileri kirlidir,ne de kirlettikleri bir şey vardır…

2.Bölüm kredisi bitmiş, posası bile kalmamış Yusufiyelilerdir.Onlar çıktıktan sonra,yorulmadan kısa yoldan para ve lüks sahibi olmak için toplumun iğrendiklerine reis diyen,biat edip tetikçilik ve simsarlık yapanlardır.Siz bunlara bazen mafya,bazen tahsilatçı dersiniz !

Bunlar değerleri yitmiş her haltı yemiş tiplerdir.Bunların kim olduğunu bilmek çok zor değildir.Devlet GBT alarak bilir,fişlenmişlerdir,gözetim altına alınmışlardır,yargılanmışlardır,ceza almışlardır.Birde kaşarlar vardır henüz yargıya ve polise yakalanmamışlardır ama onlar ülkücü vicdanda mahkumdurlar.Onları hareketin temiz hafızaları bilir…

İşte bu grubun Devletin ve Organize baskısı sonucu alanları daralmıştır.Hatta ve hatta artık nema ve mama bulamamaktadırlar.Şimdi kırk sene önce verilmiş kutsal mücadeledeki figüranlıklarını hatırlayıp,bari bu işi sermaye yapalım dercesine tekrar ortaya çıkmışlardır,bunlar sistemin içine sızıp kartvizit sahibi olmak için ilk olarak erke yalakalığa,bağlılık ilanlarına sarılarak Bahçeli ile resim çektirerek meşruiyet alma yarışına girmişlerdir! Ve ne hazindir ki adına vefa deyip kirli kişiliklerini bir bayrak kapıp şehit mezarlarını bile kullanmak iğrençliğinden de çekinmemişlerdir!

İlkesiz olunca herkesle iyi olmak,gücün yanında durmak bunların sermayesi olmuştur.Bugünü ile,ürettikleri olmayanların sermayesi geçmiş ve palavralarıdır.Bu manada ben Yusufiyeli kimliğimi taa başından beri bir kenara koydum.Bu partinin kurtuluşu ahlaklı,haramı helali bilen,etrafına faydası olan toplum adamlarının çoğalmasından geçer,ancak görüyorum ki erk kaliteye değil ;sahte bağlılıklara değer veriyor.Buda bizi sabun gibi yavaş yavaş eritiyor…

Ben ilçe başkanı iken gezdiğim esnafların bazılarının dükkanında üç hilal bayrağı olurdu,sorar soruştururdum bu arkadaş bizden mi? Aldığım cevaplar bazen kanımı dondururdu,başkanım bunlar partiye gelmez her türlü abidik işlerde olurlar sadece bu görünümle iş yaptıkları insanları korkutmak için bıyık,bırakır,bayrak asar ocaktanda bir kaç dergi alır o kadar...Düşünün yaratılan algılara bakın,işte bu dava böylelerinede sermaye olmuş ! Birde MHP üzerinden para bulmuş mağdurlukları hiç bitmeyen tiplerde var.Velhasıl yazacak çok şey var bu yapı tümüyle pisliklerinden arındıracak bir erk e acil ihtiyaç duymaktadır yoksa hepimizin vay haline...



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)