Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
EY NEFSİM..! (Remzi Çayır)

Benimle birlikte varolduğunu bilmekteyim. Cismin var edilmiş, sen de konuvermiştin içime. İyilik yanımla atbaşı yürüdüğünü söylemeliyim. Bu gerçeği bütün dinler söylemekte … Yine de, ey nefsim diye sana hitap edesim geliyor .



Bana çok çektiriyorsun… Olmadık zamanlarda olmadık hallere girdiriyorsun beni. Kandırıyorsun apaçık. Uyanamıyorum sabaha. Bütün mevsimleri bahar, bütün zamanları güneşli kılıyorsun bana. Neden aldatıyorsun beni? Neden ama ? Hiç bir mekanda bana rahat vermedin ?

Hapishanede seninle çok  cebelleştim, savaştım desem yeridir. Kılıçlarla sana hücum ettim de tınmadın. Değişik siluetlere bürünür, farklı çehrelerle yamacıma otururdun. Gülerdin alımlı, çalımlı. Çırılçıplak bir kadın bedeni olarak karşıma çıktığın zamanları sayarsam, herhalde buradan başka bir şehre yol olur .

Nice makam, mevki sunduğunu… Nice zenginlikler bahşettiğini, olmadık kanallarda yüzdürdüğünü zaten elalem biliyor, dillendirmeye ne hacet. Gecelerin sessizliğinde… Hücrenin içinde, kah beyin çeperime el vurarak, kah zil takarak kafamı ütülemeni unutmadım daha. Hele o sabaha varan vakit tünelinde, ezan sesine inat yumuşak ve rahat yatak keyfini övmeni hiç sevmemiştim. Ama ses de çıkaramamış, sana karşı ayaklanmamıştım… Uyutmuştun beni.

Ya o resimler… Flaşın patladığı o resimlere bakarak, gençliğimin kaybolan iksirini bana yeniden vereceğini söylemen neyin nesiydi ? Bir tomar fotoğraf uzattın. Önce ikirciklendim. Alıp almamak arasında direndim. Ne olduğunu, neler çağrıştırdıklarını bilmiyordum. Hücrenin karanlığı, hayal olarak düştüler bir bir kutudan… Hepsi hayal besleyen artezyen kuyularından farksızdırlar. Baktım utandım… Yerin dibine geçtim.

Allah’ın kırbacı, dahası cehennem ateşi ötede beni beklerken, bir anlık hazzın elinde oyuncak mı olacaktım? O köprü… Sırat köprüsünden nasıl yürüyecektim? Günahlar omuzlarımda ağırlık ederken, ayaklarıma pranga olurken ben karşıya sağ salim, tertemiz geçebilir miydim ?  

Zordu. Beni zora sokmak için her türlü desiseyi, planı, programı yapıyordun. Yeniliyordum çoğu kez fendine. Ey nefsim, peşimi hala bırakmayışına anlam veremiyordum. Hücre hayatı bitti… Mapushane bitti… Kötülükler savruldu kenara, iyilik mecrasından dualar yükseltme çabasında iken karşıma dikilmen neden ? Ey nefsim, ne istiyorsun benden ?

Para karşısında tökezledim… Yenildim demiyorum. Adalet karşısında kavi olmaya çalıştım, seni özledim. Nice şeytanlarla dost oldun, ittifak kurdun, yere serdin bedenimi ruhumla birlikte… Tamam dedim, tınmadın, yeter dedim, istifini bozmadın. Zafer senin, geç - git dedim güldün kakır kakır. Ne istiyorsun daha? Bırak beni kendi halime.

Sofinin biri ne demişti? Teneşirde ölür nefisler, oraya kadar mücadele devam eder… Dedi de ne oldu? Senin teneşirde de öldüğüne inanmıyorum. Makam istiyorsun, mevki istiyorsun. Cenneti burada, bu dünyada yaşama heveslisisin... Saltanat özlemi içindesin. Haramı helali birbirine katarak, şarap niyetine içme niyetindesin. Ama ey nefsim, bu kadar kepazeliği sen kaldırırsın da benim kuru yanım nasıl kaldırırsın?

Ağzımı sulandırıyorsun, cennet diye cehenneme sürüklüyorsun. Cinsi latiflere aşk ipiyle bağlıyorsun…Olmadı dakikalık  hazlar sunarak beni benden çalıyorsun... Yaptığın insanlığa sığar mı, yoldaşlığa sığar mı? Azat et beni. Düş yakamdan… Doymuyorsun… Doyurmuyorsun. Yeter dediğini duymadım hiç. Senin yüzünden ben de yeter diyemiyor, hiç bir şey olmamışçasına saldırıyorum sağa sola. Gayya Kuyusu`nda debelenirken, yanlışa yanlış demek yerine, bulunduğum ortamı meşrulaştırmak adına binlerce kulpa tutunuyorum. Bu gelgit nereye kadar ey nefsim… Nereye kadar beni kandıracaksın? Zor durumdayım.

Doğru hangisi, yanlış hangisi, kafamı karıştırmakla meşgulsün. Yapma… Yazık insanlara, yazık bana. işine bak nefsim, işine… Gülüyorsun, işim bu diyorsun da. Seni en büyük düşman ilan edemiyorum. Buna şimdilik cesaretim yok… O gücü kendimde bulduğum anda, seni ayaklarımın altına alıp ezeceğim... Ezmeliyim de. Kurtulmalıyım senden… Biliyorum, ölmeyecek, bitmeyeceksin, en azından susarsın ya… Susman da kazanç sayılır… Kendimi donatıyorum zırhlarla, beni bekle… Kılıçlarımla sana karşı koyacağım…

Remzi Çayır

 



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)