Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Hadi... Buna Da İyi Deyin Göreyim Sizi!.. (Ozan Arif)

Televizyonlar, haber kaynakları Kenan Evren öldü diyor... Hiç kusura bakmayın ben diyemiyorum! Bu tip insanlara öldü demek sanıyorum "ölüm" kavramının ırzına geçmektir... Türkçenin gözünü seveyim, bu tipler için daha uygun ve yakışır öyle kelimeler var ki onları kullanmak lazım diye düşünüyorum...



Şimdi bazıları hemen bana " ölenin arkasından konuşulmaz " dersleri vermeye kalkacaktır... Ama ben; herkes bilir ki onun dirisine ağzına geleni söylemiş adamım... Ona dediklerimi it yese it kudururdu... Hiç kimse kusura bakmasın dirisine konuşanın şimdi konuşma hakkı vaaarr... O sebeple "Nasıl konuşsam acaba" hesabını ben yapmam... O hesabı, onun güç sahibi olduğu dönemlerde "Umutsuz bir yaşam, Seninle hayat buldu Paşam..." diye yalakalık yapanlar düşünsün...

Esasında doğruuu... Ölenin arkasından konuşulmaz... Ölenin arkasından konuşulmaz ama peki ya geberenin!.. Eeee.... Şimdi var ya, çayı demleyip demleyip televizyonun karşısına oturacağım, kuyulanıncaya kadar temaşa edeceğim... Dur bakalım hangi riyakarlar hangi riya dolu cümleleri kullanacak merak ediyorum... Başta şu siyaset yosmaları olmak üzere bürokrasiyi, ilmiye sınıfını, iş dünyasını, sivil toplum beylerini, sendika ağalarını, askeri erkanı, Hatta halkı halkı, halkımızı seyredeceğim... Göreceğim bakalım hayal-i hayatta nasıl biliyorlarmış!..

İmam rutin görevini yaparken o malum suali sorduğu anda, yani " Hayal-i hayatta nasıl bilirsiniiiizz " dediği an, orda olsam var ya... İnanın parmak kaldırır ortaya fırlar ve cemaati göstererek, " İmam Efendi... İmam Efendi...
Sen bunları boş ver bana sor bana... bana..." diye bağırırdım... Niye biliyor musunuz? Ben Milletimi, halkımı çok seviyorum! Ancaaak...  Seçimlerde elinin ayarına, musalla taşının başında da dilinin ayarına güvenmiyorum!.. Birinde hırsıza iyi der... Birinde de nursuza!.. Ağzı alışmış ya!.. Yeter ki "nasıl bilirsiniiiz..." sualini duymasın...
Hepsi bir ağızdan ve hiç düşünmeden koro halinde; " İyi biliriiiizzz..." Yahu bir düşün be kardeşim ne olursun bir düşün?!.. Ama nerdeee... Düşünmeden sallar...

İşte o yüzden ben bu Milletin akıllısından ziyade delisine daha çok güveniyor, daha çok seviyorum! Aman yanlış anlamayın aptalına değil ha... Delisine diyorum delisine... Madem söz deli'ye dayandı, şimdi gelin size bir deli, daha doğrusu bir meczup hikayesi anlatayım.

Olay Malatya vilayetimizde anlatılır... Benim de çok sevdiğim Malatyamız hep siyasileri ile tanınır... Halbuki Malatya'nın öyle mübarek velileri ve öyle mübarek delileri vardır ki siyasilerini gölgede bırakırlar! Mesela; Malatyada bir meczup varmış... Her cenazede cami avlusuna gelip, hatta cami avlusunun duvarına çıkıp musalla taşının başında saf tutan cemaatin tam karşısına geçerek, cenaze namazını, hocanın soru sormasını, halkın cevap vermesini, helallik almasını falan seyredermiş... Hatta bazı cenazelerde hocanın sualine halk;
" İyi biliriiizz.." dese de, O meczup "Ne iyisi be kötü biliriiizz.." diye bas bas bağırırmış... Halkta meczup yani deli diye hoş görür birşey demezmiş...

Efendim bir gün, namussuzluğu, şerefsizliği, ahlaksızlığı ve münafıklığı ile bütün şehrin yakından tanıdığı biri ölmüş... Tabi her ölenin geldiği gibi onun tabutu da musalla taşına gelmiş... Cemaat saf tutmuş, hoca hazır, bizim meczup ise cemaatin tam karşısında cami duvarının üstüne çıkmış pür dikkat cemaati ve hocayı izliyor...
Ama Meczup cenaze namazı kılınırken tabuta, hocaya, cemaate duvarın üstünde inatla arkasını dönmüş...
Sıra şu "iyi biliriiizz..." cevabının alındığı malum soruya gelmiş... Hoca başlamış ağdalı ağdalı sormaya;

" Ey aziz cemaat hayal-i hayatta bu merhumu nasıl bilirsiniiizzz.." Bizim deli hızla yönünü cemaate dönmüş ve cemaatin cevap vermesine bile fırsat bırakmadan;

" Ulan geçmişini bilmem ne yaptıklarım, hadi... Buna da iyi deyin de göreyim sizi!.." demiş... Ve duvardan aşağı atlayıp, yavaş yavaş geçip gitmiş...

Bunu niye anlattım biliyor musunuz? Allah var şimdi aklımdan şu geçiyor; şu Evren'in tabutu hangi camiye gelecek acaba!? Gidipte şu caminin duvarına ben mi çıksam ne yapsam!...

Ozan Arif Şirin



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)