Hosgeldiniz: Yusufiye
 İçindekiler
· Ana Sayfa
· Yazarlarımız
· Haberler
· Arama
· Arşiv
· Anket
· Güncel Konular
· Sitelerimiz
· Ülkücü Şehitler
 Başbuğ Albümü
 Yazarlarımız
· Recep Küçükizsiz
· Hasan İlter
· Lütfi Kirecçi
· Selim Çoraklı
· İlhami Erdoğan
· Oyhan Hasan Bıldırki
· Kenan Eroğlu
· Dr. Mehmet Güneş
· Muhittin Arar
· Dr. Turan Güven
· İhsan Kurt
· Ali Baykan
· Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
· Dr. Özcan Yeniçeri
· Mustafa Köker
· Ahmet Er
· Dr. Yunus Zeyrek
· Dr. A. Bican Ercilasun
· Dr. Ahmet Turan Alkan
· Adnan İslamoğulları
· Abdurrahim Karakoç
· Dr. M. Niyazi Özdemir
· Remzi Çayır
· Nevzat Kösoğlu
· Ozan Arif
· Dr. Ali Koçak
· Ali Yaşar
 İHANET DOSYASI
 Ülkücü Şehitler
 
Abidinpaşa'dan Bir Hatıra... (Kenan Kılıçaslan)

Yakın çevresinde on bir Marksist dernek bulunan ve yine belli yörelerden gelmiş mezheb ve ideoloji ortaklığı bulunan kalabalık kesimlerin merkezleştiği ve polisin giremediği bir semtin hemen yanında bulunan, toplam üç otobüs durağı arası bir hattın iki kenarından oluşan bölgede başladı hikayemiz. Tecrübeli, profesyonel elemanlar tarafından örgütlenmiş çok sayıda Marksist yapının tam ortasında, oldukça amatör ve tane tane çoğalan bir hareket başlatmıştık.



Üniversitelere ülkü ocaklarının, liselere ise büyük ülkü derneklerinin baktığı yıllar. Sol örgütler, hücre tipi yapılanmaları polis tarafından çözülmeleri önlemek, büyümek ve gelişmek için uygun bulduklarından tercih ediyorlar, bu suretle hemen her mensubun bir şekilde aktif olması da sağlanıyordu. Bizde ise tabelası ve üye kayıt listesi olan, bütün bilgilerini devletin denetim organı ile paylaşmak zorunda bir dernekleşme vardı. Dernek yönetimindeki 5 veya 6 kişi ise her şeydi. Duvarlara yazıları onlar yazar, sokakta kavgayı onlar verir, geceleri çatışmalara onlar girer, seminerleri onlar tertipler, her etkinliği o 5 veya 6 kişi omuzlardı. Herhangi bir hadisenin vukuunda da polisin bizim tarafa dair bir meseleyi çözmek için o “biz buradayız” der gibi duran 5-6 kişilik ekipten birisini alması yeterliydi.

Halbuki sol örgütlerce düzenlenmiş bir eylemin failine ulaşmak, hücre tipi tercihinden dolayı fazlasıyla zor oluyordu. Bizi eğiten başkanımız bir gün dedi ki:   herkes dudaklarının üstünü jiletle kazısın. Bıyıklarınız çıksın ki düşmana heybetli görünesiniz…” Devleti kurtarmaya soyunduğumuz yaş, dudaklarımızın henüz bıyıksız olduğu yaş dilimiydi. Çok enteresandır, bir gün 12 Mart sanıklarından birisiyle kavga ederken, adam altta ben ise üstte ona yumruk sallarken adam bana şöyle sesleniyordu: “yavrucuğum yapma…” O kadar yani.

Neyse, bıyıklarımızla ilgili talimat veren o başkanımız bizi yolda nasıl yürünmesi gerektiğinden tutun kimsenin aklına gelmeyecek çok ilgi çekici eylem türlerine kadar sayısız hususta -ki buna bir bakıma şehir gerillacılığı da denebilir- eğitimden geçirdi. Çevresi kuşatılmış o daracık bölgede silahlı çatışmalar veya baskınlarda sürekli yaralı veriyorduk ki derneğimizin isminin “topallar derneği” olması gerektiği latifesini bile yaptık bir ara. Cezaevine girmeler, vurulmalar derken ekibimizin performansı süratli büyüme gösterdi ve şöhretimiz de buna paralel yayılarak bize bela taşımaya başladı. Semtimizden ismini alan bir marka olduk: °Paşalılar°

Bu marka bizi maceradan maceraya sürüklerken, bu markayı nakde çeviren açıkgözler de çıktı aramızdan ve şimdi semtimizin güzide zenginleri onlar. Yüzlerce hatırayı atlayarak sonuca geleyim…

Bütün bu hareketlilik ve sayısız fedakârlık sahnelerinin akıbeti olarak bir gün kader bizi hiç de aklımıza gelmeyen bir tercihle baş başa bıraktı. Yüzlerce insana seminerlerde lider-teşkilat ve doktrin üçlüsünü anlatıp öğreten ve “teşkilatta demokrasi yok, merkezi otoriteye mutlak itaat vardır” anlayışını hâkim kılmaya çalışan ekibimiz, teşkilat ve dolayısıyla lider ile karşı karşıya kaldı.

Bunun birçok sebebi vardı elbette ama konumuz o değil. O sebeplerin sonuncusu olarak, Gümrük müsteşarı Namık Kemal Zeybek’in genel merkezi fişekleyip dolduruşa getirmesi fitilin ateşlenmesini netice verdi. Ben kendi dünyamda müthiş bir bunalım atmosferine sürüklendim. Başkanımız ile Çatlı karşı karşıya idi. Çatlı bizim bölge başkanımızdan görev itibari ile üst idi. Dolayısıyla öğretilerimize göre Çatlı’dan yani teşkilat ve liderden yana saf tutmamız icab ediyordu.

Bir yanda, kendisiyle ölüm riskli sayısız ortak hatıralar yaşadığımız, mücadeleyi fiili olarak kendisinden öğrendiğimiz ve bir aileden ileri samimiyet havasına sahip ekibimizin lideri olan şimdi rahmetli olmuş olan başkanımız, diğer yanda ise hiyerarşik olarak kendisine bağlı olduğumuz ve özel yakınlığımız olan merhum Çatlı vardı. Aklım iflasta, vicdanım müthiş baskı altında idi.

İsa (a.s)'a sormuşlar: “neden kanunlarımıza karşı geliyorsun ?”
Cevap vermiş: “sizin kanunlarınız benim gönlüme karşı geliyor…”

Bir beşerin koyduğu prensip ile delikanlılık anlayışımız güreşe tutuşmuştu sanki. İşin içinden çıkmak, hem de o yaşta genç bir delikanlı için çok zordu ama bir karar vermek mecburiyeti vardı. Ve bütün bocalamaları, bunalımı, iç dünyamdaki kaosu, vicdanımdan gelen sese tabi olup ekibimizdeki diğer gönüldaşlarım gibi sonlandırdım.

O ruh daralmalarını yaşayan bilir. Fakat insanlar çok çeşitli senaryolar ve hallerle imtihan ediliyorlar. Biz de toplam beş arkadaş, haksız olduğunu düşündüğümüz kendi genel merkezimize karşı, ‘bize arkadaşını yolda tek başına bırakmak, sırtından vurmak yakışmaz, karşımızda kendi teşkilatımız da olsa vefasızlık zilletine düşmeyiz’ diyerek bir duruş sergiledik ve cunta olarak isimlendirilip, kimi silahlı suikast teşebbüsü kimi kavgalı tatsız bazı operasyonlar sonucu aforoz edildik.

Bu hadiseler sebebiyle bütün samimiyetimizin fesh edildiği Çatlı başkan artık yoluna başka arkadaşlarla (!) devam edecekti. Biz ise, maksuda giden yolda bindiğimiz o arabadan inmekle, maksudun vasıta olmadığını davaya hayatımız boyunca sadık kalmakla göstermek durumunda kalmıştık. Evet, dava demek bir kurum, bir fani şahıs veya bir tabela demek değildi. “Neyse, siz siz olun, beşeri kalıpların tutsağı olmak yerine vicdan merkezli duruşların sahibi olun…”

Kenan Kılıçaslan



 Login
Üye Adi

sifre

Hala hesabiniz yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayitli bir kullanici olarak, yorum ayarlari ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksiniz.
UNUTMAK TÜKENMEKTİR (Yusufiye Derneği Genel Merkezi)