SIRADAN VE PİYADE

…Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız…

Her gün sosyal medyada birçok tanıdık ve yakınımızın ölüm haberlerini görüyor, okuyor ve üzülüyoruz. Haberin altına “Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun” diye iki satır yazınca işimiz bitiyor. Ailesiyle irtibatımız varsa belki bir de telefonla başsağlığı diliyoruz. Hepsi bu kadar.

Ölüm mukadder. Ülkü beğleri sessiz sedasız gidiyorlar. Ama yalnız kendileri gitmiyorlar, anılarını, birikim ve tecrübelerini de berberlerinde götürüyorlar. Aynı şehitlerimiz ve gazilerimizin unutulmuşluğu gibi bir mevsim sonra onları da hatırlayan birkaç kişiden başka kimse kalmayacak. Bunun ülkücüler için ne büyük bir kayıp olduğunu ancak idrak sahipleri bilirler. Yazıp bıraktıkları eserlerle veya haklarında yazılanlarla öldükten sonra da gönüllerde yaşamaya ve bu davaya güç vermeye devam edenlerimiz var. Tabii ki, bu tamamen inanmışlık ve sorumluluk duygusunun gereğidir.

Gönlümüzde olduğu kadar ülkücülük tarihinde de önemli bir yeri olan Lokman Abbasoğlu’nun geçtiğimiz günlerde yayınlanan (Sıradan ve Piyade adıyla çıkan) anılarını okurken içimden bunlar geçti. Türk milletinin en ilerici ve aydın kesimini temsil eden ve bu milletin öncü meşaleleri olan ülkücülerin 12 Eylül Bozgunu sonrası bir türlü toparlanamayışı, fikri temelsizliklerinden değil, tamamen ruhlarına, iliklerine kadar sinmiş olan korku sebebiyledir.

Birkaç kahraman ruhlu ülkücüye bakarak hepsini öyle sanmayın. Çünkü onların çoğu geçmişte yaşadıkları travmaların şokundan hala çıkamamış kimselerdir. Geçmişleriyle yüzleşememeleri, ayıplarından değil, atlatamadıkları ve tamamen esiri oldukları travmaların yarattığı korkular yüzündendir. Bu korku devlet olmak için mücadele ederlerken, ikame devletin, hışmına uğramaları, insanlık dışı baskı, zulüm ve işkencelerle sindirilmeleri sebebiyledir.

İşte, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayanlardan biri olan Lokman Abinin, geçmişin, geleceğin ışığı olacağı şuuruyla kaleme aldığı ve Biyografi.Net Yayınları’nda çıkan 400 sayfalık anılar kitabında 1970’li yıllarda yaşanmış, pek bilinmeyen birçok önemli olay tarihe kaydedilmiş.

Ülkücü nesillerin her zaman ibret alacakları birçok yaşanmışlıklar, mücadelemizin son nefesimizi vereceğimiz güne kadar süreceği, akıcı ve güzel bir dille anlatılmış. Ülkücü hareketin tarihi ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmek isteyenlere, örnek bir ülkücünün kaleminden çıkan Lokman Abimizin bu kitabını mutlaka okumalarını salık veririm.

Recep Küçükizsiz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.