Anılar

TÜRKEŞLİ YILLARIMIZ
Anılar

TÜRKEŞLİ YILLARIMIZ

TÜRKEŞLİ YILLARIMIZ Tam tamına O’nunla beraber yürüdüğümüz 31 yıl; dile kolay 78 yıllık bir ömrün yarısı!  Yıl 1966, Kasım ayının ortası, askerlik dönüşü bir arkadaşımın ısrarı ile Ankara’da bulunan arkadaşımın evlerine misafir olmuştum. Akşam, arkadaşımın babası ile sohbet ederken fikir frekansımın eşleştiğini gördüm: ben de O’nun gibi milliyetçilikten öte Türkçüydüm. Arkadaşım ve babası ile geç vakitlere kadar sohbet ettik…27 Mayıs 1960 ihtilalini yapanlardan Alpaslan Türkeş’in partisinde yöneticiymiş. Asker arkadaşımın, beni babasına anlattığı muhakkaktı ki; bana karşı sempatisini hissediyordum. Ertesi günü tren ile Manisa’ya dönecektim; ısrarla beni, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin/ CKMP’nin lideri olan Alparslan Türkeş’e götürmeyi çok arzuladığını, konuşmalarından anla...
HOŞ GELDİN YÂ ŞEHR-İ RAMAZAN – II
Anılar, Dr. Mehmet Güneş, YAZARLAR

HOŞ GELDİN YÂ ŞEHR-İ RAMAZAN – II

Hoş geldin Yâ Şehr-i Ramazan, fakat hoş bulmadın bizi… Bu Ramazanda da, kanadı kırık coğrafyamızda yine yalnızız, yine yorgunuz, yine yürekten vurgunuz… Çünkü her yanda; umutları, hayâlleri, ideâlleri, istikbâlleri çalınan; hür irâdeleri, her türlü hakları, demokrasi talepleri ellerinden alınan; çağdaş putların, Nemrutların, Tagutların insafına âmâde kılınan Müslümanlar karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki, çok uzun zamandır İslâm coğrafyasında; atâlet, rehâvet, cehâlet, dalâlet, gaflet ve hıyânet hep iç içe yaşıyor. Dinmiyor bir türlü “Nazlı Hilâl”in gözyaşı… Ne yana baksak o yanda; hasretin hicrâna, hicrânın hüzzâma dönüşüne şâhit oluyoruz… Söğüt’ten filiz verip cihâna yayılan, “Veliyyü külli mazlumîn” (Bütün mazlumların koruyucusu, hâmisi, dostu) olan, ancak 20. yüzyılın başında gurûb ...
BAŞBUĞU HATIRLARKEN
Anılar

BAŞBUĞU HATIRLARKEN

Bir 27 Mayıs sabahına senin gür sesinle uyanmıştık. ıçimizi dolduran endişe bulutlarını senin 1944’ten, hatta belki de Malazgirt’ten gelen adınla dağıtmıştık. Bizim genç beyinlerimiz senin adınla kutlu gelecek hayalleri kurarken meğer bir takım köhne beyinler kurda tuzak hazırlığı içindeymişler. 13 Kasım’da ihtilâl çocuklarını yedi. Aslında bu, ihtilâllerin kanunu değil çakallarla tilkilerin dansıydı. Hindistan’dan gelen mektup belki de bizim çok eski doğulu geçmişimizden bize ulaşan bir sesti. Şarkın adalet ve merhamet dip kavramları, Ankara’nın batıdan devşirilmiş beyinlerine ulaşamadı. Bir sabah ımralı’da şafak hüzünle doğdu. Delhi’den döndüğün zaman bir avuç gençtik. O günlerde başbuğ işareti almış, CKMP’ye girmiştik. 1965 yılı Ankara’sının Kızılay’ından Büyük Sineması’na yürürk...
BEN ASKERİM, KURŞUNA DİZERİM
Anılar

BEN ASKERİM, KURŞUNA DİZERİM

Hayatının en ıstıraplı günlerini yaşıyordu. Yirmi iki senelik ömrü boyunca böylesine sıkıntılı, böylesine iç darlığı çektiği bir günü hatırlamıyordu. Bütün kara bulutların Eylül’e devredildiği bir senede evinden, annesinin kollarından sökülüp alınmış, bir çay ısmarlayıp on dakika sonra geri göndereceğiz teraneleriyle kandırılarak hemen evinin önünde gözleri haftalarca bir daha açılmamak üzere kokmuş bir paçavra bağlanarak bilinmeyen bir yöne doğru yola çıkarılmıştı. Bir anda neye uğradığını şaşırmıştı.”Ne oluyor beni böyle nereye götürüyorsunuz” dahi diyemeden kendisini bir minibüste namluların arasında bulmuştu. Bir ara” Siz kimsiniz, bana neden böyle davranıyorsunuz” diyecek oldu ağzını açmasıyla birlikte minibüste bulunanların acımasız darbelerine maruz kalınca çaresiz sesini kesmek...
HÜSEYİN KARATAŞ
Anılar

HÜSEYİN KARATAŞ

Geçen yıl Nisan ayında Covid-19'a yenik düşen Hüseyin Karataş hocamızı rahmet ve minnet ile anarak onun bir makalesini paylaşıyoruz. "DAVA" İNSAN OLMAKTIR Dava deyince ‘’bedava’’ geliyor aklıma. Bedava harcanan emekler. Bedava yenilen dayaklar. Bedavaymış işkenceler. Yatılan hapisler, yatılan hücreler, C-5 ler, Kafesler ve hatta yağlı urgan ipine boyun uzatmalar bedavaymış! Dava(!) uğruna uykusuz geçen geceler. Tokluk yüzü görmeden, kursağımızda çay simit meydan meydan, miting miting gezmeler bedava. Ülkücünün zamanı da bedavaymış meğer… Bedava okunmuş liseler. üniversiteler bedava. Kitap okumuşuz bedava, gerçekten bedava. Emre itaat ilkemiz olmuş, bedava uymuşuz bize verilen emirlere. ''Okuma!'' demişler, okumamışız, ''Bakma!'' demişler bakmamışız. ‘’Sevme!’’ demişler, sevme...
BİR ÜLKÜCÜNÜN GÖZÜYLE
Anılar

BİR ÜLKÜCÜNÜN GÖZÜYLE

1940'LARDA İSTANBUL'DA DİNİ HAYAT Türkeş’in annesi Zehra Hanım Küçükpazar’daki bu evimize torunları ile birlikte çok geldi gitti. Mahallemizde çok bakımsız olan Hacıkadın Camisi vardı. O zamanlar dine ilgi pek azdı. Nerede vasıfsız, tip hoca varsa bizim orada görev yapardı. Camimiz pek temiz değildi zaten kimse gitmezdi. Hoca ciddiye alınan bir insan değildi. Devlet din ile ilgilenmezdi. Bu camide 1950’ye kadar “Tanrı Ulu­dur” diye ezan okundu. Diğer camiler de bakımsızdı. Zeyrek’teki ortaokulumun yakınındaki Saraçhane başındaki cami için Mimar Sinan’ın kalfalık eseridir denirdi. Çok büyüktü ama camiyi kapat­tılar. Halılarını üst üste yığmışlardı. İçerisi kuş pisliği ile doluydu. Son cemaat yerini de tahta perdeyle kapatıp çingeneleri iskan et­mişlerdi. Keza Vefa Bozacısı'nın...
DÜNDAR TAŞER
Anılar

DÜNDAR TAŞER

ADAYIMIZ DÜNDAR TAŞER'Dİ 12 Ekim 1969 tarihinde Genel Seçimler yapılıyordu. birinci sıra adayımız rahmetli Dündar TAŞER'di. Dündar Beyi herkes tanırdı. Hem ülkücüler hem de münevver kesim ve halk çok severdi. Hepimiz canla başla onu seçmek için kolları sıvadık, gece gündüz koşturuyoruz. Ben de Kurtuluş'ta bir sandıkta görevliyim. Sabahın 07.00'sinde kalkıp sandık başına gittim. Tam on iki saat aç, susuz sandık başında bekledim. Sandık açıldı, oylar sayılıyor. Bekle bekle bir tane oy yok. İyi de arkadaş, benim oyum nereye gitti? Sandık yemedi ya! Sayımın sonuna doğru bizim oy zahmet edip ortaya çıktı ve benim oyum MHP'nin tek oyu oldu. On iki saat bir tek oy için sandığı beklemiştim. Moralim bozuk, söylene söylene ilçeye geldim. Sandık görevlileri ilçede toplandık; rahmetli Eyüp ...
MUHİTTİN GÜNDOĞDU AĞABEYİMİN ARDINDAN…
Anılar

MUHİTTİN GÜNDOĞDU AĞABEYİMİN ARDINDAN…

47 yıllık Ülküdaşlık, arkadaşlık, ağabeylik ve kardeşlik 25 Mart 2022 de ayrılıkla hüzünlendi. Bu tarihin bizim için başka bir önemi daha var. 13 yıl önce hain bir saldırı sonucu şehit edilen Muhsin Başkan’ın cenazesi de 25 Mart’ta Tacettin Dergahı’nda yüzbinlerce ülküdaşı tarafından toprağa verilmişti. Çok üzülmüştük. O gün de Ankara’daydık. 1996 yılının Nisan ayında, karlı bir gün Türk’ün Başbuğu Alpaslan Türkeş’i de milyonlarca yaralı yürekle birlikte toprağa vermiştik. Her iki rahmetli de Muhittin ağabeyi çok severlerdi. Her Fransa’ya gidişlerin de mutlaka görüşürlerdi.  Ömrümüz hep mitingler ve cenazelerde yürümekle geçmişti. Muhittin Gündoğdu 1976 Amasya Taşova Ülkü Ocakları Başkanı. Muhsin Yazıcıoğlu ise aynı tarihte Ülkü Ocakları Genel başkanı. Benim hayatımda bu iki ş...
MUHSİN YAZICIOĞLU’NDAN MEKTUP VAR…
Anılar, Eski Sitemizden

MUHSİN YAZICIOĞLU’NDAN MEKTUP VAR…

Mazgaldan yine ayak sesleri geliyor. Gardiyan mektup getirmiş. Mektuba bakıyorum; gönderen Muhsin Yazıcıoğlu yazıyor. Çok duygulanıyorum. Mektubuma, Mamak Askeri Cezaevi’nden cevap yazmış. Alperen başkan, çilesini sinesine bağlamış... „Allah, sabredenlerle beraberdir“ yazmış. Mektubunu, Yahya Kemal’inkaranfil mısraları ile tamamlamış: Dil var mı kahr-i dehr ile viran edilmedik,Beyt-ül hazen mi kaldı perişan edilmedik.Bir gün dolarsa çilemiz, ey Rabb-i Zül-celal,Bir şey bırakma derkef-i mizan edilmedik. Nicelerinin unuttuğu bir zamanda, Genel Başkanın mektubu ruhuma güç verdi... Kendisiyle Genel Başkan olduğunda Ülkü Ocakları genel merkezinde tanışmıştım.  Anadolu’nun saflığını, müslüman Türk''ün vekarını bulmuştum onda... Sıcak bir alaka göstermiş, beni çok etkilemişti. Fik...
DAVA ADAMI OLMAK
Anılar

DAVA ADAMI OLMAK

İSA YUSUF ALPTEKİN Babam Mehmet Emin Alpkan vefat ettiğinde, İsa Yusuf bey amca doksanı aşan yaşına rağmen kırk yıllık dostunun cenazesini yalnız bırakmadı. Fatih Camii'ndeki namazdan sonra, Ortaköy mezarlığına kadar geldi. Ancak Haziran güneşine dayanamayıp kabristanda fenalık geçirdi. Tansiyonu düşmüştü. Cenazeyi defnettikten sonra Yıldız’daki evimize dönüldü hep birlikte. İsa Yusuf bey amcanın otururken bile başı dönüyor­du. Uzandı. Biraz istirahat etti ama bir türlü kendisini toparlayamıyordu. Aklıma yıllar önce İsa Yusuf bey amcanın büyük oğlu Murat abi genç yaşta bir trafik kazasında vefat ettiğinde yine aynı vaziyete düşen İsa Yusuf amcaya babamın uyguladığı metot geldi. İsa bey amcadan Doğu Türkistan’daki son öğrenci hareketleri hakkında bizleri aydınlatmasını rica ettim...
BİR ÖZÜR BİLE DİLEYEMEDİK
Anılar

BİR ÖZÜR BİLE DİLEYEMEDİK

Pertevniyal Lisesi tamamen komünistlerin kontrolüne girince okula gidemez oldum. Ben ülkücülerin elinde olan Vatan Lisesi'nde okumak istiyordum. Fakat başıma bir iş geleceğinden korkan babam, kaydımı Çarşamba semtindeki Fatih Erkek Lisesi'ne yaptırdı. Burası kolej statüsünde olan, paralı bir okuldu ve Nakşibendi şeyhi Hüseyin Hilmi Işık’a aitti. Şeyhin damadı olan Enver Ören, bizim biyoloji dersimize gelirdi. Burada solcu pek azdı. Daha çok Işıkçıların kendi çocukları burada okuyorlardı. Biraz da ülkücü vardı. Bunlar ailesinin maddi durumu iyi olan ve aynı benim gibi başka okulda okurken başı belaya girenlerdi. Meşhur mevlithanlarımızdan Adem Erim in oğlu Resul Erim, Prof. Dr. Sevgi Kafalı’nın kardeşi Mehmet Akif Çöktü, Tahsin gibi ülkücü arkadaşlarım vardı. Mehmet Akif burada yatı...
27 MAYIS SONRASI BAŞIMIZA GELENLER
Anılar

27 MAYIS SONRASI BAŞIMIZA GELENLER

BİR ÜLKÜCÜNÜN GÖZÜYLE 27 MAYIS SONRASI Bizim ailece siyasi hiçbir yanımız, yönümüz yoktu. Ama akrabalarımız genelde DP’liydi. 1960’tan önce hiçbir partiye girmedim. 27 Mayıs’tan sonra Örfi İdare ilan edilmişti. Türkeş’in yurtdışında olduğu günlerdi. Onunla mektupla haberleşiyordum. Bir gün Fatih'teki evimize polis ve subaylar baskın yapmışlar. Ben evde yokken evin altı üstüne gelmiş. Evde annem ve eşim var. “Emir var arayacağız” diyorlarmış. Evi baştan sona talan ediyorlar. O derece ki kurulu sobanın borularını bile sökmüşler. Sanırım Türkeş yüzünden bu arama yapılmıştı. Çünkü mektupları ve birçok kıymetli kitaplarımı götürmüşlerdi. Eşim beni aradı haber verdi, hemen eve geldim ama onlar gitmişlerdi. Suç unsuru olacak bir şey bulamamışlardı. Bizim evi aradıkları gibi enişte...
TÜRKEŞ, DÜNYA TÜRKLÜĞÜNÜN LİDERİYDİ
Anılar

TÜRKEŞ, DÜNYA TÜRKLÜĞÜNÜN LİDERİYDİ

KERKÜKLÜLER VE TÜRKEŞ Türkeş yalnız Türkiye'de değil bütün dünyada yaşayan Türklerin de lideriydi. Onun çileli hayatındaki Türk milliyetçiliğine olan bağlılığını ve yücelmesi için yaptığı mücadeleyi aziz milletimiz çok iyi bilmekteydi. Bununla beraber, ülkemizde çeşitli sebeplerden dolayı insanlarımızın bazıları bildikleri ve inandıkları bu inançlarını ifade edemiyor, kendilerini gizliyorlardı. Aziz milletimizin parçası olan diğer ülkelerdeki Türkler ise çok daha inançlı ve samimiyetle Türkeş için bu duygularını ifade edebiliyorlardı. Türkeş'in asrımızda Türk milliyetçiliğinin lideri olduğunu kabul etmekteydiler. Bu hususta yaşadığım bir olay anlatayım: 1975 yılının Ağustos ayıydı. Yalova'daki yazıhanemde işlerimle meşgulken yazıhaneme bir genç geldi. "Buyurun ne istiyorsun...
TÜRKEŞ’İN GÜLNAR’DA ÜÇ GÜNÜ
Anılar

TÜRKEŞ’İN GÜLNAR’DA ÜÇ GÜNÜ

TÜRKEŞ GÜLNAR'DA Memleketim olan Mersin'in Gülnar kazasında bulunduğum günlerin birinde, Alpaslan Türkeş ile birkaç arkadaşı kasabamıza geldiler. Türkeş, Gülnar'da kaldı. Rıfat Baykal ile diğerleri başka bir kazaya gittiler. Fakat orada arabaları arızalandığı için dönemediler. Onlar dönünceye kadar, Türkeş Gülnar’da üç gün mahsur/misafir olarak kaldı. Alpaslan Türkeş, 27 Mayıs’ın “Kudretli Albayı” idi. Türk Halkı, 27 Mayıs sabahı radyolardan ihtilali onun sesinden öğrenmişti. Ben o sabah, öğretmen olan babamı CHP’li diye sürdükleri, Erdemli’nin Kösbucak köyündeydim. Köy halkının tamamı Demokrat Partiliydi. Evimizin 30 metre kadar uzağındaki köy kahvesinin radyosundan aşina olmadığımız tok bir ses bir şeyler söylüyordu. Bu, Türkeş’in sesiymiş. Annem, “Oğlum bu ne acaba? Gidip b...
İSLAMCILIK VE MÜSLÜMANLAR
Anılar

İSLAMCILIK VE MÜSLÜMANLAR

ÜSTAT VE HAYAT İstanbul'daydım ama Yalova Milliyetçiler Derneği kurulduktan sonra da orayla irtibatımı kesmemiştim. O sıralar MTTB’de “Üstat”ın yani Necip Fazıl Kısakürek’in bir konferansını dinlemiş ve etkilenmiştim. Müthiş bir de kalabalık vardı. Konferans bitince Necip Fazıl'ı başkanlık odasına aldılar. Başkan İsmail Kahraman ve sekreter Osman Yumakoğulları içerideydiler. Ben de girdim. İçeride 8-10 kişi daha vardı. Bir yere oturdum. Çaylarımızı içiyorduk. Bu arada Osman beni “Yaşar ülkücülerin önemli isimlerindendir. Gazetecilik yapar” diyerek Necip Fazıl ile tanıştırdı. O an cesaretimi topladım, “Üstadım biz Yalova’da Milliyetçiler Derneği kurduk. Bir konferans da orada verir misiniz?” dedim. Bana "Bunlar öyle ayaküstü konuşulmaz. Evime gel, bunu orada konuşuruz" dedi. Ben...
ÜLKÜCÜLERLE AKINCILARIN ÇATIŞMASI -2
Anılar

ÜLKÜCÜLERLE AKINCILARIN ÇATIŞMASI -2

ÜLKÜCÜLER VE AKINCILAR Ülkücü hareket tertemiz bir kaynaktan samimi duygularla çıkmıştı. Fakat bilhassa 1970’li yılların ikinci yarısında bu harekete giren, sızan türlü insanların çalışmasıyla ülkücü hareket belli yerlere çekilmeye çalışıldı. Önce ülkücü gençler sonra Akıncı gençler silahlı olaylara teşvik edildiler. Ondan sonra kontrol edilemeyen bir anarşi ve kaos ortamı oluştu. Üniversite talebeliğim yıllarında MTTB’ye giderdim. Sinema Kulübünde çalışmalarım olurdu. Milli Görüş teşkilatı da o zamanlar müstakil olarak kurulmuştu. Yurtlarda aktiftiler. Güçlü bir teşkilatları vardı. Okulumuzda da bu gruptan çok az da olsa arkadaşlarımız vardı. Milli Görüşçülerden de MTTB’de bulunanlar vardı. Bunlarla temasımız olurdu. Aramızda o yıllarda her hangi bir çatışma yoktu. Anlaşmazlıkl...
İSLAMCILARLA AYRILAN YOLLARIMIZ -2
Anılar

İSLAMCILARLA AYRILAN YOLLARIMIZ -2

GALATASARAY MÜHENDİSLİK'TE OLAYLAR Galatasaray Mühendislik'te okuyoruz ve komünist olmadığımız için komünistler bizi okula almıyorlar. Okula alınmayan arkadaşlarla 10-15 kişi toplandık. Dedik ki, "Gelin komünistleri okula biz almayalım". İstanbul Ülkü Ocakları'nın desteğiyle, bir gece saat 04.00'te gidip okulu işgal ettik. Dediğimizi yaptık ve biz bunları okula sokmadık. Okul kantini önemli bir hâkimiyet alanıydı. Militan komünistler derse girmez, akşama kadar burada kızları başlarına toplar, geyik yapar, komünist marşlar söylerlerdi. Bizi okula sokmadıkları gibi kantine de almazlardı. Bu sebeple kantini de kontrol altına aldık. Şimdi de onlar kantine inemez olmuşlardı. Biz tarafsız öğrencilere ve hır çıkarmayan ılımlı solculara bir müdahalede bulunmuyorduk. Öğrencinin büyük bi...
İSLAMCILARLA AYRILAN YOLLARIMIZ -1
Anılar

İSLAMCILARLA AYRILAN YOLLARIMIZ -1

Biz Türklük gurur ve şuuru İslam ahlak ve fazileti ile hareket eder, Türklük ile İslam’ı atın iki kulağı gibi kabul ederdik. Keza Kadir Mısıroğlu gibilerin çevresinde olan arkadaşlarımızdan bazıları, siyasal İslamcılık akımına kapılmışlardı. Bunlar içimizde fitne çıkarmak isterlerdi, komünistlerle olduğu gibi onlarla da kapışırdık. İslamcılar, önceleri sayımız az diye bizi kazanmaya ve kendi gruplarına katmaya çok uğraştılar. Bizi elde etmek için her türlü yolu denediler ve hatta bazı arkadaşlarımıza çok şeyler teklif ettiler. Yılmadık, bıkmadık usanmadan çalıştık. Sonraları sayımız hızla çoğalmaya başlayınca bu defa da bizi kullanmak istediler. Türk sağının içinde yeni bir siyasi akım olarak Milliyetçi/Ülkücü hareket oluşurken aramıza siyasal İslamcılar, cemaatçiler, tarikatçı...
ÜLKÜCÜLERLE AKINCILARIN ÇATIŞMASI -1
Anılar

ÜLKÜCÜLERLE AKINCILARIN ÇATIŞMASI -1

METİN YÜKSEL OLAYI Akıncılar, genel olarak ülkücüleri düşman olarak gören bir gruptur. Bunlar Fatih bölgesinde bize sıkıntı yaratıyorlardı. 1977 senesinde Akıncılar, Profilo’ya giderken alt katı demirci olan iki katlı bir binada faaliyet gösteriyorlardı. Bu dernek önceden de vardı ama Profilo’da çalışan Disk işçilerinin baskısı sebebiyle kapalı duruyordu. Biz Mecidiyeköy’de Ülkü Ocağı açtıktan birkaç ay sonra bunlardan Muhittin isminde Oflu biri bana geldi ‘derneği açmak için yetki aldığını ve müsaade edersek faaliyete başlayacaklarını’ söyledi. Ben de “Bu dernek niye kapalı diye merak ediyordum. Biz de yardımcı olalım derneğinizi açın.” dedim. Muhittin, kısa sürede yönetimini oluşturup derneği faaliyete geçirdi. Onunla görüşmelerimiz devam ediyordu. Bir gün ona “Gel Muhitt...
ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: VEYSEL ASILDI -4
Anılar

ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: VEYSEL ASILDI -4

Komünistlerin koğuşundan kurtulduktan sonra Askeri Cezaevi’nin Müşahede kısmında kalmaya başlamıştım. Beni götürecekleri E-Tipi Cezaevi aslında hemen bitişikteydi. Fakat bir türlü naklim yapılmıyordu. Tam 23 gün burada bir hücrede tek başıma kaldım, naklimin yapılmasını bekledim. Burada da rahat değildim. Çünkü komünistler tarafından sürekli taciz ediliyordum. Müşahede bölümünün kapısına gelen komünistler oradan bana küfrediyorlardı. Müşahede kısmında benden başka biri daha vardı. Görmüyordum ama çıkardığı sesleri duyuyordum. Birkaç gün sonra bana seslenince onunla tanışıp konuşmaya başladık. Bitişik hücrede kalan bu kişi Veysel Güney adında Malatyalı idamlık bir komünistti. Onu tanımıyordum ama onun yakalandığı olayı biliyordum. 1981’in yılbaşına yakın bir gün Gaziantep’in Alleben...
ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: HAYATIMIN EN ZOR GÜNLERİ -3
Anılar

ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: HAYATIMIN EN ZOR GÜNLERİ -3

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü, 1. Şube’de yapılan işkenceler bitip ifadem yazıldıktan sonra bir gün beni mahkemeye çıkardılar. Tabii tutuklandım. Doğruca 5. Zırhlı Tugay’daki Askeri Cezaevine götürdüler. Cezaevine girdiğimizde akşamüzeriydi. O gün mahkemede tutuklanan 8-10 kişiydik. Bizi bir cemseye doldurup getirmişlerdi. Askerler işlemlerimizi yapıp bizi bir koğuşa soktular. Az sonra ben hariç, gelen herkesi “Geçmiş olsun.” diye kucaklayanlar oldu. Beni de bir kenara oturtmuşlardı. Ama bana ne hoş geldin diyen olmuş, ne de arkadaşlarım beni karşılamıştı. Bu durumu garipsedim. Çevremde ne konuşulduğunu anlayamadığım bir fısıltı vardı. Derken birisi kulağıma eğilip “Ejder, seni yanlışlıkla sol siyasiye getirmişler.” dedi. Şaşırdım. “Sen kimsin?” dedim Kısaca “Suat” diye cevap verd...
ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: HİLELİ BİR GÜREŞ -2
Anılar

ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: HİLELİ BİR GÜREŞ -2

12 Eylül dönemiydi. Adaletsiz bir mahkemenin kararıyla ceza alınca beni Malatya Cezaevi’ne naklettiler. Burada önceden tanıdığım birçok arkadaşım vardı. Dolayısıyla Malatya’ya alışmam zor olmadı. Koğuşta birlikte kaldığımız arkadaşlarımın biri de Kahramanmaraş Olaylarından yatan ve liseden arkadaşım olan Rıdvan Çalışır’dı. O bana sık sık şaka yapar, rast geldiği yerde elense çekerek “Hemşehrim seninle bir güreşelim, meydanları inletelim mi?” derdi. Ben de “Ya git başkaları ile uğraş!” diyerek reddederdim. Bir değil, iki değil artık iyice sıkılmıştım. Yine böyle şaka yaptığı bir gün “Madem bu kadar çok istiyorsun güreşelim ama bir şartım var.” dedim. Rıdvan hemen şartımı sordu. Ona “Güreşirken senin de gözlerin bağlanacak, böylece eşit şartlarda güreşeceğiz.” dedim. Hiç teredd...
ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: PAZARCIKLI OLMAK -1
Anılar

ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: PAZARCIKLI OLMAK -1

Akşamüzeri beni Askeri Cezaevi'nden PKK’lı bir kız ile birlikte Gaziantep E-Tipi Cezaevi’ne götürdüler. Zaten iki cezaevi de askeriyenin içindeydi. Cezaevi Müdürü Ekrem Beyin odasına girdik. Bana “Allah iyi ki senin gözünü kör etmiş, şu dosyanın kalınlığına bak.” dedi. Dışarı çıktım, gardiyanlar kuduz köpekler gibi saldırıyorlardı. “Kürtmüş, Aleviymiş, Pazarcıklıymış, komünistmiş, bombacıymış...” daha neler neler diyorlardı. Beni beş katlı müşahede bölümünün en alt katına koydular. İdareden iki tane battaniye vermişlerdi. Gardiyan Selim gelip “Komüniste bir tane yeter!” diyerek birini geri aldı. Üst katlarda başka birileri yatıyordu. Bunların Kahramanmaraş Olaylarından idam cezası almış 22 kişi olduğunu sonradan öğrenecektim. Üst kattakiler sanırım gardiyanların haber vermesi ...
YARGI KİMSENİN UŞAĞI VEYA İNTİKAM ARACI DEĞİLDİR
Anılar, Mahkemeler

YARGI KİMSENİN UŞAĞI VEYA İNTİKAM ARACI DEĞİLDİR

Hiç kitap yazmak, haber yapmak suç olur mu? Mesela birisiyle tanışmak, bir yerde karşılaşmak veya akraba olmak suç delili olabilir mi? Bu memlekette olur diyorsanız, yanlış giden bir şeyler var demektir. Yok olmaz diyorsanız, yine yanlış yapılan bir şeyler olduğunu hatırlatmak isterim.   Size daha önce ülkücü gazeteci Mustafa Gökkılıç’tan bahsetmiştim. Hani Silivri’de yatan ve orada komünistine, darbecisine, cemaatçisine aldırmadan ülkücü marşlar söyleyen, tek başına ülkücülük yapan alperen Mustafa Gökkılıç’ın 30 Kasım Pazartesi günü mahkemesi var.   Mustafa Gökkılıç’ın kaderi de aynı onu yetiştiren şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’na benziyor. sahipsiz ve masum… Ülkücü Mustafa Gökkılıç gazetelerde yayınlanmayan bir haberinden dolayı zanna dayalı bir şikayet üzerine ““Türkiye Cu...