ÜLKÜCÜ GAZİLERİMİZ ANLATIYOR: PAZARCIKLI OLMAK -1

Akşamüzeri beni Askeri Cezaevi’nden PKK’lı bir kız ile birlikte Gaziantep E-Tipi Cezaevi’ne götürdüler. Zaten iki cezaevi de askeriyenin içindeydi. Cezaevi Müdürü Ekrem Beyin odasına girdik. Bana “Allah iyi ki senin gözünü kör etmiş, şu dosyanın kalınlığına bak.” dedi.

Dışarı çıktım, gardiyanlar kuduz köpekler gibi saldırıyorlardı. “Kürtmüş, Aleviymiş, Pazarcıklıymış, komünistmiş, bombacıymış…” daha neler neler diyorlardı. Beni beş katlı müşahede bölümünün en alt katına koydular. İdareden iki tane battaniye vermişlerdi. Gardiyan Selim gelip “Komüniste bir tane yeter!” diyerek birini geri aldı.

Üst katlarda başka birileri yatıyordu. Bunların Kahramanmaraş Olaylarından idam cezası almış 22 kişi olduğunu sonradan öğrenecektim. Üst kattakiler sanırım gardiyanların haber vermesi ile kendi aralarında şifreli olarak benim hakkımda konuşmaya başlamışlardı. Herkes birbirlerine kim olduğumu söylüyordu. Fazla zaman geçmeden içlerinden biri (Bu kişinin Şaban Denizdolduran olduğunu sonradan öğrenecektim.)

-“Hey yeni gelen, Emmoğlu hoş geldin, nerelisin, adın nedir?” diye seslendi.

-“Ben Ejder, Pazarcıklıyım.” dedim. Hemen ardından

-“Bombacıymışsın, bombayı nereye atacaktın, kimi öldürecektin?” dedi.

-“Yok ben atmadım. Atılan bombanın mağduruyum.” diye cevapladım.

-“Sen Alevi değil misin?” diye tekrar sordu.

-“ Hayır Sünniyim.” deyince

-“Şimdi siyasi görüşünü de sorsam ülkücüyüm dersin.” dedi.

-“He, valla ülkücüyüm” deyince,

-“S.ktir lan, niye doğruyu söylemiyorsun. Ya bu solcuların hepsi böyle kaypak işte.” dedi.

-“Arkadaş niye yalan söyleyeyim.” deyince,

-“Ülkücülerden kimi tanırsın?” diye sordu.

-“Gaziantep’ten mi, Kahramanmaraş’tan mı soruyorsun.” dedim.

-“Kahramanmaraş’tan söyle bakalım.” dedi tekrar,

-“Ökkeş Kenger” dedim. O da Kahramanmaraş Olaylarından yattığı için özellikle söylemiştim. Ama bu cevabıma sanki Ökkeş’i tanımayan var mı gibisine hepsi güldü.

-“Onu nereden tanıyorsun peki?” diye sordu.

-“Hem beraber okuduk hem de aynı evde kaldık.” deyince hava değişti. Yine kendi aralarında konuşmaya başladılar ve sonunda bana inandılar.

Onlara Gaziantep Ülkü Ocakları başkanından Kahramanmaraş’taki Ocak yönetimine kadar daha birçok isim saymıştım. Gardiyan Selim bu konuşmadan sonra aldığı battaniyeyi geri getirmekle kalmadı bana yiyecek, içecek taşımaya başladı. İzzeti ikram ve saygı görmeye başladım. O sıra tutuklu olan Ahmet Ayhan da geldiğimi duymuş hemen yanıma geldi ve beni kendi koğuşuna aldırdı.

(Kaynak: Ülkücü Hareketin Malul Gazileri – 1.cilt)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.