Ömer Ağdoğan

Ömer Ağdoğan

REEL POLİTİKA MI? İDEALİST POLİTİKA MI?

"Yıllardır Büyük Birlik Partisi'nde siyaset yapan, yapmaya çalışan bu insanların derdi nedir Allah aşkına?" diye bir soru geliverdi aklıma... Popülist siyasetin geçer akçe olduğu, siyasi başarının seçimlerde alınan oyların yüzdelik dilimleri ile kıyas edildiği, doğru sözün, dik dirişin, günü kurtarma politikalarına karşı duruşun, ekonomik ve siyasi manada tam bağımsız bir devlet olma arzularının beş para etmediği bu dönemde, ısrarla yüzde bir oy olmış olan bu partide ne buluyordu bu insanlar? Bu sorular kafama dün akşam üzeri internete düşen Büyük Birlik partisi Yüksek İstişare Kurulunun almış olduğu tavsiye kararını okuduktan sonra takılıverdi aklıma... "Ha hayır söyle, ya hayır işle" vecizesini kendine düstur edinenlerin cem olduğu Büyük Birlik Partisi'nde Genel Başkan m...
Ömer Ağdoğan

PKK’NIN DAĞDAN İNİŞİ…

Tarih: 20 Ekim 2009 Salı TCK’nin 221'inci maddesindeki 'Etkin Pişmanlık' kapsamında gerçekleşen teslimlerin devamının gelmesini bekliyoruz. Bu süreçte 'PKK dağdan iniyor' demek için henüz erkendir ve olayın bir şova dönüşmemesi gerekmektedir.  Kandil'den inen sekiz kişilik grup içinde 'Politik Eğitim'den geçmiş, hitabeti güçlü kişilere yer verilmiş ve bu kişiler ilk beyanatlarında “Onurlu bir barış ve demokratik siyasetin önünü açmak için yola koyulduk"  demek sureti ile ilk örgüt propagandasını yapmış oldular. İlerleyen süreçte görülecektir ki, teslim olan bu sekiz kişi Ankara'da DTP'yi ziyaret ederek benzer mesajlar vereceklerdir.  Dün Silopi’den “Barış(!) Grubu” olarak giren PKK’lılar “barış”a mı hizmet edecekler, yoksa “terör”e mi?  Buna benzer “Barış(!) Grupları” dah...
Ömer Ağdoğan

‘KÜRT AÇILIMI’ DEDİKLERİ?

Yayınlandığı Tarih: 1 Ağustos 2009 Cumartesi Bu ülkenin en önemli meselelerinden birisi kavramlar üzerinde yapılan ve kaosa dönüşen tartışmalardır. Bu tip tartışmaların biri de ülkemizin güneydoğusunda yıllardır süren kavganın adının konması olayıdır. Türkiye'nin, bu bölgedeki bin yıllık varlığı ve özellikle petrolün dünya ekonomisi içindeki büyük gücü sebebiyle, bugüne kadar bu bölge üzerinde iddiaları ve çıkarları olan birçok gücü rahatsız etmiştir ve bugün de rahatsız etmeye devam etmektedir. İşte bu rahatsızlıkların sonucunda bugüne kadar uğraştığımız derdin asıl adı ‘Terör Sorunu’dur. ‘Terör Sorunu’nu ‘Kürt Sorunu’ şeklinde sulandıranlar meselenin asıl yüzünü görmek istemeyen hainlerdir. Kürt analarının ve babalarının derdini dinleme zahmeti gösteren her vicdan görece...
Ömer Ağdoğan

REFERANDUM, MHP VE MHP’NİN REDDİ MİRASI

MHP’nin bugün her fırsatta eleştirdiği AKP, kendilerinin devri iktidarlarında ki başarısızlık ve beceriksizliklerinin sonucu ortaya çıkan zayıf karnelerinin bir ürünü değil midir? Son sekiz yılda iyice azan PKK terör örgütü ve yandaşlarının, azgınlık kaynağı hakkında idam cezası verildiği halde asılmayıp da beslenen İmralı’da ki Bebek Katili cani değil midir? Son günlerde artan terör olayları ve akabinde şehirlerden kaldırılan şehit cenazeleri, terör bitmiş iken dört yıl boyunca yan gelip yatan, bitirici darbeyi vurmak sureti ile bitmiş bir örgütün belini kırmakta acziyete düşen iktidar mensuplarının daha sonra mecliste terör örgütünün temsilcileri ile yan yana oturarak meclisin renklerini tamamlayanların vebali değil midir? Dün ve önceki gün İnegöl ve Hatay’da meydana gelen&nb...
ONLAR BİZİM KAHRAMANLARIMIZDIR!
Ömer Ağdoğan, Ülkücü Şehitler, YAZARLAR

ONLAR BİZİM KAHRAMANLARIMIZDIR!

Milli ve manevi hassasiyetlerden uzak, sol cenahın topluma kahraman olarak lanse ettiği isimlere bir bakın hele! Denizler, Mahirler… Kerametleri kendilerinden menkul bu kahramanların(!) yaptıkları tarih sayfalarında yazılıdır. Adli literatüre “yüz kızartıcı” suç olarak geçen her melanet bunlarda mevcuttur. Ancak gel gör ki Marksist ve Leninist düşünceden asla ve kat’a kahraman çıkamayacağı için o garibanlar(!) da adi suçluları allayıp pullayarak kahraman ihdas etme yolunu seçmişlerdir. Yalan yok bunda da başarılıdırlar hani. Yetmemiş sınırlar ötesinden Ernesto’yu kahraman olarak cilalamış bu milletin gençlerine idol olarak sunmuşlardır. Milli ve manevi hassasiyetlerden uzak, Marksist ve Leninist kesimin kahraman(!) üretmekte ne kadar mahir oldukları inkâr edilemez bir gerçektir. ...
SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -3-
Ömer Ağdoğan

SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -3-

Bütün odaların araması bitip, aradıklarını bulamayınca Başçavuş Yusuf Abiye “Akşam gelen misafirin nerede?” diye sordu. Bu soruyu Yusuf Abi, “Misafirimiz Yatsıdan sonra gitti?” diye cevapladı. Sert ve tok bir sesle tekrar sordu Başçavuş, “Nereye gitti?”, “Nereye gittiğini bize söylemedi, acil bir işi çıktığını söyledi ve gitti” dedi. Bu hangame sürerken dakikalar, değil iki saat geçmiş, saat 06:30 olmuştu. Yusuf abi bir ara bahçeye çıktı ve sokağa baktı. Hemen her köşede tam teçhizatlı askerler vardı, asker ve polis araçlarının biri gelip biri gidiyordu. Darbeden haberi olmayan ve işe gitmek üzere sokağa çıkan insanları da ya geri gönderiyorlar ya da önlerine katıp, belli olmayan bir yerlere götürüyorlardı. Saat 08:00’e kadar bekledi Yusuf Abi. Sonra komşusu polis memuru Ahmet b...
SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -2-
Ömer Ağdoğan

SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -2-

Sohbet akşam yemeği için hazırlanan sofrada da devam etti. Ev halkı Muhsin Başkana ülkenin kötü gidişatı hakkında sorular soruyordu. Muhsin Başkan ise onlara kelimelerini dikkatlice seçerek bundan nasıl kurtulacağımıza dair fikirlerini anlatmaya gayret ediyordu. Çaylar içilmiş, ailece yatsı namazı kılınmıştı. Gecenin ilerleyen saatinde, evin dış kapısı tekrar çaldı. Yusuf abi, “Bu saatte kim geldi, hayırdır inşallah” diyerek kapıya gitti. Adet olduğu üzere “Kim O?” diye dışarıya seslendi. Dışarıdan “Yusuf abi, benim Saffet” denince kapıyı açtı. Saffet, Sivas Ülkü Ocakları başkanıydı. Saffet, selam verdikten sonra “Muhsin Başkan buradaymış, benim mutlaka onunla görüşmem gerek”  derken, Muhsin Başkan da zaten kapıya kadar gelmişti. Yusuf Abinin arkasından “Hoş geldin Saffet h...
SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -1-
Ömer Ağdoğan

SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -1-

Öğle namazını müteakip, Erzincan teşkilatındaki arkadaşları ile vedalaşarak çıkmışlardı yola… Bindikleri araç biraz sıkıntılı idi. Bu nedenle fazla sürat yapmadan, gidiş geliş iki şeritli yolda makul bir hızla yol alarak, ikindi namazını Zara’da eda edip akşam ezanı okunmadan girmişlerdi Sivas’a… Erzincan'dan birlikte yola çıktığı iki arkadaşının biri İmranlı İlçesinde inmişti eş, dost, akrabalarını görmek için... Öteki de Kılavuz Mahallesinde inmişti... Başkan’ın niyeti Altuntabak mahallesinde oturan ağabeyinin evine giderek uzun zamandır görmediği annesi ile hasret giderip, gece yarısına doğru Ankara’ya gitmek üzere yola çıkmaktı. Bu nedenle de doğu tarafından girdiği şehrin batısına doğru sürdü aracını… Kılavuz mahallesinden, Hükümet Meydanına geçip oradan stadyuma doğru yol ...