REFERANDUM, MHP VE MHP’NİN REDDİ MİRASI

MHP’nin bugün her fırsatta eleştirdiği AKP, kendilerinin devri iktidarlarında ki başarısızlık ve beceriksizliklerinin sonucu ortaya çıkan zayıf karnelerinin bir ürünü değil midir?

Son sekiz yılda iyice azan PKK terör örgütü ve yandaşlarının, azgınlık kaynağı hakkında idam cezası verildiği halde asılmayıp da beslenen İmralı’da ki Bebek Katili cani değil midir?
 Son günlerde artan terör olayları ve akabinde şehirlerden kaldırılan şehit cenazeleri, terör bitmiş iken dört yıl boyunca yan gelip yatan, bitirici darbeyi vurmak sureti ile bitmiş bir örgütün belini kırmakta acziyete düşen iktidar mensuplarının daha sonra mecliste terör örgütünün temsilcileri ile yan yana oturarak meclisin renklerini tamamlayanların vebali değil midir?

Dün ve önceki gün İnegöl ve Hatay’da meydana gelen hadiseler yine İmralı’da ki asılmayıp besiye çekilen Bebek Katilinin son açıklamalarına istinaden olması muhtemel eylemlerin provası niteliğindeki olaylar değil midir?

Bu olayların ortaya çıkışı ve engelleme hususundaki acziyette mutlak surette iktidarda olan AKP sorumludur. Ancak geçmişte bu işin alt yapısını kurgulayanlara lazım olan zemini sağlayan geçmiş iktidarlarında vebali bu işte mutlaka vardır.
Türkiye’de bu konuda vebali olmayan tek parti BBP’ dir!

Ülkücü camianın beklediği, Anayasa değişikliği konusunda, 12 Eylül’de yok olan hayatların hesabının sorulması noktasında adım atması gerekenin MHP olması yönünde idi.

Başta AKP ve diğer partiler Anayasa değişikliğine “parti çıkarları” noktasında yaklaşıyorlar. Evet ya da Hayır çıkması durumunda kendilerinin ve partilerinin gelecekleri ile ilgili tahlilleri en ince ayrıntısına kadar yapıyorlar. Bu o partiler açısından siyaseten açıklanabilecek bir durum olabilir. Ancak söz konusu olan 12 Eylül ürünü bir anayasa ve 12 Eylül’ün mağduru Ülkücü Hareket ve MHP olunca, MHP’nin tutumunu ve durumunu hoş görmüyoruz.

12 Eylül ile gelen darbeci zihniyetin arızalarının ortadan kaldırılması için ülkücü camia Anayasa Değişiklik paketine Evet oyu vermelidir. Bu görüşümüzden dolayı bizi eleştirenlere şunu hatırlatmak isteriz: Yıllardan beri “1982 Anayasası değişmelidir!” tezini savunan bir camiaya, bugün “Neden 1982 Anayasasını değiştirmek istiyorsunuz?” diye soru sormak abesle iştigaldir. Hele hele bu konuda kendine yandaş sağlamak adına sap ile samanı karıştırırcasına referandum ile merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadet sürecini bir tutarak ilişkilendirmeye çalışmak tam manası ile fırsatçılıktır, kurnazlıktır. Bu fırsatçılığı ve kurnazlığı da biz tespit yaptık şekli ile açıklamak kendini kandırmaktır. Asıl tespit şudur ki; Ahmet Türk’e yapılan saldırıda gösterilen ihtimam ülkücülüğü tartışılmayacak olan Muhsin Yazıcıoğlu için gösterilmemiş ise bu TBMM’de koltuk işgal eden bütün Ülkücülerin ayıbıdır!

Anayasa değişiklik paketi, yeterli olmamakla birlikte umuyoruz ki, Türkiye’nin vizyonunun değişmesi ve demokratik bir ülkeye gidişin ilk basamağı olacaktır. Bu yönü ile Anayasa değişiklik paketi Türkiye’nin geleceği açısından umut olarak görülmelidir.

İçinde yaşadıkları toplumun derdi ile dertlenmeyip, hali ile hallenmeyenler yıllarca yüksek yargı organlarından toplumumuzu bütünüyle ilgilendiren başörtüsü meselesi, kat sayı adaletsizliği gibi benzeri konularda verdikleri tarafgir kararlar sonucunda, milletin çektiği çilenin farkında olmayanlar Ankara’da plazalarda, deri koltuklarda oturan Genel Başkanlarının ağzı ile Sivas’ta konuşarak milletin derdine derman olamazlar.

12 Eylül öncesi Ülkücü Hareketin verdiği şerefli mücadelede, bu mücadeleyi veren kişileri reddederek ülkücü hukuka sahip çıkılmaz.

Dün Ülkücü Mücadele konusunda, Mustafa Pehlivanoğlu’nun davası söz konusu olduğunda reddi miras yapanların, bugün Başbakan’ın Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu okurken ki ruh haline laf etmelerine bir anlam veremiyoruz. Mektubu okurken duygulanan Başbakan mı takiyye yapıyor, yoksa aynı davadan idam cezası alıp firar eden İsa Armağan Türkiye’ye 30 Mayıs 1995 tarihinde iade edilirken “MHP olarak katliam sanıklarını savunmayız” diye açıklama yapan MHP Genel Başkan Yardımcısına rağmen bugün Pehlivanoğlu’na sahip çıkan MHP mi takiyye yapıyor? Kararı Türk Milleti ve Ülkücü camia 12 Eylül’de anayasa referandumunda sandık başında verecektir.

28 Temmuz 2010 tarihinde yayımlanmıştır.

1972 yılında Sivas'ta doğdum. Büyüdüğüm çevrenin etkisi ile çok küçük yaşlarda "Ülkücü" olmuştum bile... İlk, orta, lise, üniversite bütün tahsil hayatım Sivas'ta geçti. Vatani Hizmet dışında Sivas'tan ayrılmadım. 1989 yılı Mahalli Seçimleri ve 1991 yılı Genel seçimlerinde MÇP Sivas Teşkilatının belki de haberi dahi olmadan, kendi muhitimde arkadaşlarımla birlikte MÇP için çalıştım. Şehit Liderim Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Milli Mutabakat Çağrısı"na uyarak, 1993 yılından itibaren Büyük Birlik Partisi'ne üye oldum. BBP'nin Merkez İlçe ve İl Başkanlığı delegesi oldum, Yönetimlerinde değişik dönemlerde görev aldım, değişik dönemlerde Üst Kurul Delegesi de oldu. 2 Mart 2017 tarihinden itibaren, BBP'nin AKP güdümüne girmesine muhalefet ederek girdiğimiz süreçte BBP ile yollarımız ayrıldı. Şu an Milli Yol Partisi'nde üyeyim. 22 yıllık evliyim, 2 erkek evladım var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.