ONLAR BİZİM KAHRAMANLARIMIZDIR!

Milli ve manevi hassasiyetlerden uzak, sol cenahın topluma kahraman olarak lanse ettiği isimlere bir bakın hele! Denizler, Mahirler…

Kerametleri kendilerinden menkul bu kahramanların(!) yaptıkları tarih sayfalarında yazılıdır. Adli literatüre “yüz kızartıcı” suç olarak geçen her melanet bunlarda mevcuttur.

Ancak gel gör ki Marksist ve Leninist düşünceden asla ve kat’a kahraman çıkamayacağı için o garibanlar(!) da adi suçluları allayıp pullayarak kahraman ihdas etme yolunu seçmişlerdir. Yalan yok bunda da başarılıdırlar hani. Yetmemiş sınırlar ötesinden Ernesto’yu kahraman olarak cilalamış bu milletin gençlerine idol olarak sunmuşlardır. Milli ve manevi hassasiyetlerden uzak, Marksist ve Leninist kesimin kahraman(!) üretmekte ne kadar mahir oldukları inkâr edilemez bir gerçektir.

Karşı tarafta ahval bu iken, bizim tarafta durum nasıl diye bakacak olursak kahraman üretme konusunda karşı tarafın tozuna dahi yetişemediğimiz görülecektir.

Bırakın yoktan kahraman üretmeyi hakkı ile kahraman olmuş isimlerimize dahi hak ettiği değeri veremediğimiz aşikardır.

Bunun en bariz örneğini 25 Martta meydana gelen helikopter suikastında Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte şehit olan Erhan’da, Yüksel’de, Murat’ta yaşadık.

Kendi değerlerimize hak ettiği saygıyı ve sevgiyi göstermemenin bilimsel deneylerini yaptık.

Gerek parti Genel Merkezi ve gerekse de Alperen Ocakları Genel Merkezi ile Sivas’ın haricinde parti teşkilatlarımızın anma programlarında hiçbir şekilde Erhan Başkanın, Yüksel ve Murat abilerin ne isimleri ne de resimleri kullanılmamıştır.

Bu konudaki hatayı ve eksikliği gören birkaç vicdan sahibi ısrarla konuyu gündeme taşımasına rağmen yine ısrarla birileri bu hata ve eksikte direnmeyi tercih etmiştir.

Erhan Başkan, Yüksel ve Murat Abiler acaba milli ve manevi hassasiyetlerden uzak, Marksist Leninist düşünceye sahip olsalardı mensup oldukları örgütler onları nasıl bayraklaştırıp dağa taşa adlarını yazarlardı kim bilir?

Bu arkadaşlar bizim arkadaşlarımızdı. Ve Genel başkanı hiçbir zaman terk etmemişlerdi ve yalnız bırakmamışlardı.

Yüksel Yancı; 12 Eylül öncesi Ülkücü harekete girmiş ocaklarda yetişmiş ihtilal ile birlikte hapis yatmış Sivas teşkilatının “Yüksel Abisi” idi. Her standart Türk ailesinde olan maddi sıkıntılara bir yenisinin daha eklenmesine aldırış etmeden görev için çağrıldığında hiçbir zaman “Olmaz” dememiş her zaman görev adamı olmuştu. Teşkilatın hafızası idi. Eski ile yeni arasında bir köprü idi.

Murat Çetinkaya, BBP kurulmazdan evvelde ülkücü idi. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu “Milli Mutabakat Hareketini” başlattıktan itibaren hep yanında yer almış yönetimlerde bulunmuş maddi ve manevi desteğini hiçbir vakit esirgememiş bir Alperendi.

Erhan Üstündağ’da yıllarca partide yöneticilik yaptıktan sonra kendisine teklif edilen il başkanlığı görevini ekibini kurarak kabul etmiş ticaretindeki soruna rağmen seçimlere üç ay gibi kısa bir zaman kala “ateşten gömlek” giymekten çekinmemiş hasbi bir delikanlı idi.

Ve o helikoptere Kahramanmaraşspor – Sivasspor Futbol müsabakasını seyretmek için binmemişlerdi. Merhum Murat Çetinkaya’nın bir dostuna rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu göstererek “şu adamla ölüme gidilmez mi be” şeklinde hayranlık ifade eden sözlerinden de anlaşılacağı üzere oraya Lider bildikleri insanın yanında olmak için gitmişlerdi.

Maalesef ki bizim taraf kahramanlara sahip çıkma saygı gösterme konusunda sınıfta kalmışlardır.

Neden çekiniyoruz ki? Onlar bizim kahramanlarımızdır! Onların adlarını bayrak yapıp dağlara taşlara yazmak bize ne kaybettirir. Kaldı ki böyle bir istek de yoktur. Sadece anarken dua ederken Merhum Muhsin Yazıcıoğlu kelamının yanına ve arkadaşları ifadesinin eklenilmesi istenilmektedir. Bu ve arkadaşları o kadar geniş bir ifadedir ki bu ifade ile bütün ülkücü hareket tarihinde Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaş olduğu şu an hayatta olmayan insanları da kapsar.

Bu yolla bütün bir geçmişi yâd etmek de mümkün iken ısrarla neden bundan imtina edilmektedir?

1972 yılında Sivas'ta doğdum. Büyüdüğüm çevrenin etkisi ile çok küçük yaşlarda "Ülkücü" olmuştum bile... İlk, orta, lise, üniversite bütün tahsil hayatım Sivas'ta geçti. Vatani Hizmet dışında Sivas'tan ayrılmadım. 1989 yılı Mahalli Seçimleri ve 1991 yılı Genel seçimlerinde MÇP Sivas Teşkilatının belki de haberi dahi olmadan, kendi muhitimde arkadaşlarımla birlikte MÇP için çalıştım. Şehit Liderim Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Milli Mutabakat Çağrısı"na uyarak, 1993 yılından itibaren Büyük Birlik Partisi'ne üye oldum. BBP'nin Merkez İlçe ve İl Başkanlığı delegesi oldum, Yönetimlerinde değişik dönemlerde görev aldım, değişik dönemlerde Üst Kurul Delegesi de oldu. 2 Mart 2017 tarihinden itibaren, BBP'nin AKP güdümüne girmesine muhalefet ederek girdiğimiz süreçte BBP ile yollarımız ayrıldı. Şu an Milli Yol Partisi'nde üyeyim. 22 yıllık evliyim, 2 erkek evladım var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.