SİVAS’TA BİR EYLÜL AKŞAMI -1-

Öğle namazını müteakip, Erzincan teşkilatındaki arkadaşları ile vedalaşarak çıkmışlardı yola… Bindikleri araç biraz sıkıntılı idi. Bu nedenle fazla sürat yapmadan, gidiş geliş iki şeritli yolda makul bir hızla yol alarak, ikindi namazını Zara’da eda edip akşam ezanı okunmadan girmişlerdi Sivas’a…

Erzincan’dan birlikte yola çıktığı iki arkadaşının biri İmranlı İlçesinde inmişti eş, dost, akrabalarını görmek için… Öteki de Kılavuz Mahallesinde inmişti…

Başkan’ın niyeti Altuntabak mahallesinde oturan ağabeyinin evine giderek uzun zamandır görmediği annesi ile hasret giderip, gece yarısına doğru Ankara’ya gitmek üzere yola çıkmaktı. Bu nedenle de doğu tarafından girdiği şehrin batısına doğru sürdü aracını… Kılavuz mahallesinden, Hükümet Meydanına geçip oradan stadyuma doğru yol alarak, Stad Karakolunun önünden, Hamam Durağına doğru ilerledi… Ağabeyinin evinin önüne gelince durdu.

Arabayı stop edip aşağıya indi ve kapıları kilitleyerek, hava kararmaya başlamıştı, ağabeyinin evinin bahçe kapısından evin dış kapısına doğru yürürken, pencerelere baktı, yerleşim planını bildiği evin mutfak ve oturma odasının ışıklarının yandığını gördü, bu arada kapıya gelmişti.

Kapıyı tıklattı. Biraz sonra içeriden, “Kim O?” diye bir ses geldi… Sesin sahibi ağabeyi idi.

Benim abi, Muhsin!” diye cevap verdi.

Kapıyı büyük bir sevinç ile açan ağabeyi, “Oooo, başkan hoş geldin, şükür kavuşturana!” diyerek hasretle sarıldı kardeşine. Sonra birlikte eve girip oturma odasına geçtiler.

Annesi, akşam namazını bitirmiş, tesbih ve dua kısmına geçmişti… Büyük oğlu Yusuf’un kapıdaki sevinç nidasından, evlatları arasında en az gördüğü iki oğlundan küçük olanının geldiğini anlamış ve içini büyük bir sevinç kaplamıştı. Nasıl sevinmesindi ki, her zaman “devlet, millet çağırıyor” der, giderdi yanından. Tez zamanda da gelemezdi. Yine öyle uzun bir ayrılık sonrası tekrar kavuşmuştu Muhsin’ine… Bu nedenle dua faslını da fazla uzatmamıştı belki de… Mevlasına açtığı ellerini yüzüne sürerek ayağa kalkıp arkasında bekleyen Muhsin’ine sarıldı. Sıkı sıkıya sarıldı hem de… Bir daha gitmesin diye bırakmak da gelmemişti içinden. Nice sonra ana oğul ayrılabildiler. Bu ayrılığı fırsat bilen Muhsin Başkan hemen anacığının eline eğilmişti.

Fidan Anne bir daha sarıldı oğluna. Hasretle öptü yanaklarından. “Hoş geldin oğlum, hoş geldin Muhsinim” diyerek… Bu arada gözleri birini arıyordu evin içinde, göremeyince sordu, “Babam nerede?” Bu soruya ağabeyi cevap verdi, “Camiye gitti gelir şimdi.” Bu arada “Hoş geldin” diyen yengesi ile de selamlaşmıştı.

O zaman, ben de namazımı kılayım, babam gelmeden” dedi. İkindi namazının abdestiyle hemen anacığının kalktığı seccadede duru verdi akşam namazına. Namazı bitmeden babası da gelmişti. O da sevinmişti evladının geldiğini görünce. Oturmadı, bekledi arkasında evladının, namazını bitirip ayağa kalkınca baba oğul birbirlerine uzun uzun sarıldılar. Babasının elini saygıyla öptükten sonra Halit Amca, bir daha sarılıp bağrına basmıştı evladını “Hoş geldin” demişti.

Az sonra herkes divanlarda yerini almışken, Halit Amcanın “Eee evladım hangi rüzgar attı seni buralara?” sorusu ile sohbet faslına geçilmişti. Muhsin Başkan, Erzincan teşkilatına gittiğini ve dönerken de hasret gidermek için eve uğradığını anlattı. Sözünü “Gece yarısından sonra tekrar yola çıkacağım, yarın sabah Ankara’da olmam gerekiyor” diye bitirdi. Halit Amca ile Fidan Ananın suratları istemeseler de asılmıştı.

Bütün olan biteni izleyen Yusuf Abi, durumu fark edince, “Epeydir görüşemiyoruz, bari bu gece burada kal, Ankara’da yarın sabah gidersin” diyerek hem kardeşini hem de anasının ve babasının gönlünü yapmak için bir öneride bulundu.

Muhsin Başkan da anasının babasının üzüldüklerini fark ederek ağabeyinin bu önerisine, “Olur öyle yapayım” diyerek karşılık verince az önce buz gibi olan hava çözülmeye başlamış oldu.

Arşiv: Yusufiye

DEVAM EDECEK ==>>

1972 yılında Sivas'ta doğdum. Büyüdüğüm çevrenin etkisi ile çok küçük yaşlarda "Ülkücü" olmuştum bile... İlk, orta, lise, üniversite bütün tahsil hayatım Sivas'ta geçti. Vatani Hizmet dışında Sivas'tan ayrılmadım. 1989 yılı Mahalli Seçimleri ve 1991 yılı Genel seçimlerinde MÇP Sivas Teşkilatının belki de haberi dahi olmadan, kendi muhitimde arkadaşlarımla birlikte MÇP için çalıştım. Şehit Liderim Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Milli Mutabakat Çağrısı"na uyarak, 1993 yılından itibaren Büyük Birlik Partisi'ne üye oldum. BBP'nin Merkez İlçe ve İl Başkanlığı delegesi oldum, Yönetimlerinde değişik dönemlerde görev aldım, değişik dönemlerde Üst Kurul Delegesi de oldu. 2 Mart 2017 tarihinden itibaren, BBP'nin AKP güdümüne girmesine muhalefet ederek girdiğimiz süreçte BBP ile yollarımız ayrıldı. Şu an Milli Yol Partisi'nde üyeyim. 22 yıllık evliyim, 2 erkek evladım var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.