İSLAMCILIK VE MÜSLÜMANLAR

ÜSTAT VE HAYAT

İstanbul’daydım ama Yalova Milliyetçiler Derneği kurulduktan sonra da orayla irtibatımı kesmemiştim. O sıralar MTTB’de “Üstat”ın yani Necip Fazıl Kısakürek’in bir konferansını dinlemiş ve etkilenmiştim. Müthiş bir de kalabalık vardı. Konferans bitince Necip Fazıl’ı başkanlık odasına aldılar. Başkan İsmail Kahraman ve sekreter Osman Yumakoğulları içerideydiler. Ben de girdim. İçeride 8-10 kişi daha vardı. Bir yere oturdum. Çaylarımızı içiyorduk. Bu arada Osman beni “Yaşar ülkücülerin önemli isimlerindendir. Gazetecilik yapar” diyerek Necip Fazıl ile tanıştırdı.

O an cesaretimi topladım, “Üstadım biz Yalova’da Milliyetçiler Derneği kurduk. Bir konferans da orada verir misiniz?” dedim. Bana “Bunlar öyle ayaküstü konuşulmaz. Evime gel, bunu orada konuşuruz” dedi. Ben o an boş bulunup adresini isteyince bu defa kızdı ve “Ev adresimi öğrenemiyorsan gelme” dedi. Osman hemen devreye girdi ve “Yaşarcığım ben sana adresi veririm” diyerek durumu kurtardı. Necip Fazıl da “Yarın saat 11.00’de gelin” dedi.

Hiç unutmuyorum ertesi gün 10 Kasım’dı. Üstadın Kadıköy Çiftehavuzlar’daki evine yanıma Mustafa Bilgi ve Zeki Arslantürk’ü alarak gittim. Devrin en meşhur adamının evine konuk olacağımız için çok heyecanlıydık. Adrese vardığımızda hepimiz birbirimize baktık. Çünkü burası iki katlı bir köşk olup etrafı kalın duvarlar ve demir parmaklıklarla çevrili, bahçesinde heykeller bulunan bir yerdi. “Acaba yanlış mı geldik” diye tereddüt ettik. Nedense biz onun mütevazi bir yerde yaşadığını düşünüyorduk. Emin olmak için orada birine sorduk. Doğruymuş. “Üstad” burada oturuyordu. O şokla kapıyı çaldık. Az sonra son derece modern giyinmiş bir genç kız kapıyı açınca bir şok daha yaşadık. Kız tesettürlü filan değildi. Kısa bir bocalamadan sonra “Üstad ile görüşecektik” deyince “Buyrun babam içeride” dedi. İçeri girince yanımıza eşi Neslihan Hanım da geldi, o da son derece bakımlı ve şıktı. Hatırımızı sorup “Biraz bekleyin” dedi. Biz süklüm püklüm otururken Üstat üst katta göründü. Salonun ortasına inen merdivenlerin başında durup bize baktı. Sonra aşağı indi. Elini öptük. Kendimizi tanıtıp Yalova’daki Milliyetçiler Derneği’ne konferans vermek üzere davetimizi ilettik. Üstat, bize gelebileceğini ancak bazı şartlarının olduğunu söyleyip bunları sıraladı. Yeni bir şok daha yaşıyorduk. İstediklerini lise öğrencisi olan bizlerin yerine getirme imkânımız yoktu. Teşekkür ettik ve kararımızı daha sonra bildireceğimizi söyleyip ayrıldık.

Üçümüz de şoktaydık. Otobüse binmeyi bile unutmuştuk. Çiftehavuzlar’dan Kadıköy İskelesi’ne kadar hiç konuşmadan yürüdük. Korkunç bir hayal kırıklığı yaşamıştık. Tabii üstadın istediği parayı bulamadığımız için onu Yalova’ya getirmek maalesef mümkün olmadı.

Üçümüz vapura bindik ve yine hiç konuşmadan MTTB’ye geldik. Giriş kattaki, Eşref Efendi sokağa bakan bir de penceresi bulunan Mustafa Bilgi’nin başkanı olduğu Orta Öğretim Masası odasında oturduk. Saatler süren sessizliği “Ya haydi gidelim” diyen Mustafa bozdu. Zeki, Çarşamba’da oturuyor, Mustafa ise Cağaloğlu’na yakın bir vakıf yurdunda kalıyordu. Birlikte oradan çıkıp kaldığımız yerlere dağıldık.

(Kaynak: Türk Basınında Ülkücü Hareket – Hergün Gazetesi 1976-1980 2.cilt)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.