MUHSİN YAZICIOĞLU’NDAN MEKTUP VAR…

Mazgaldan yine ayak sesleri geliyor. Gardiyan mektup getirmiş. Mektuba bakıyorum; gönderen Muhsin Yazıcıoğlu yazıyor. Çok duygulanıyorum. Mektubuma, Mamak Askeri Cezaevi’nden cevap yazmış. Alperen başkan, çilesini sinesine bağlamış… „Allah, sabredenlerle beraberdir“ yazmış. Mektubunu, Yahya Kemal’inkaranfil mısraları ile tamamlamış:

Dil var mı kahr-i dehr ile viran edilmedik,
Beyt-ül hazen mi kaldı perişan edilmedik.
Bir gün dolarsa çilemiz, ey Rabb-i Zül-celal,
Bir şey bırakma derkef-i mizan edilmedik.

Nicelerinin unuttuğu bir zamanda, Genel Başkanın mektubu ruhuma güç verdi… Kendisiyle Genel Başkan olduğunda Ülkü Ocakları genel merkezinde tanışmıştım.  Anadolu’nun saflığını, müslüman Türk”ün vekarını bulmuştum onda… Sıcak bir alaka göstermiş, beni çok etkilemişti. Fikirleri ile uyumlu yaşantısı dürüst karakterini yansıtıyordu. Ülkücü Gençlik üzerinde farklı tesiri olan;  güven duyulan biriydi. Onu, Anadolu Fatihi Alparslan Gazi’ye benzetiyordum.

1977 yılında, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde istişare toplantısına katılmıştım. Onun konuşmasından aldığım notları aktarayım:

-Emperyalizmin vahşileştiği günümüzde, Millet olarak birlik, Devlet olarak güçlü olursak bu topraklarda varlığımızı sürdürebiliriz. Aklımızdan çıkarmayalım; Emperyalizm, kendi hesabına günü geldiğinde savaş çıkartmak için her türlü yola başvuracaktır. Çünkü, Emperyalizmin gıdası kandır.

Bugünkü hakim medeniyetin temelinde, başta İslam aleminin, nice geri kalmış milletin, milyonlarca mazlum insanın, kanı ve gözyaşı vardır… Türk Milleti üzerinde emperyalist amaçlarını gerçekleştirmeye çalışanlar; Ülkücü Gençliğin kendilerine engel teşkil ettiğini görmektedirler; bizlere saldırıları bundandır. Emperyalizm, işbirlikçileri ile fakirleştirdiği insanımızı, bir başka rengiyle,  “Yavuz Hırsız” misali istismar ederek, bölücü faaliyetlerini sürdürmekte, kardeş kanı akıtarak, düşman gruplar oluşturmaktadırlar.

İnsanlarımıza hakikatları yılmadan, yorulmadan anlatmalıyız. Ne hazindir ki, gaflet içindeki idarecilerimiz, devletimizi güçlendireceklerine, adeta yıkılması için çalışmaktadırlar. Hiçbir ülke yoktur ki; devleti yönetenler, devletin yıkılması için  yapılan ihanetlere lakayt kalıp, devleti yönetmeye devam etsinler…

Ülkücü Gençlik olarak,  inançlarımızdan aldığımız güçle, ecdadımıza ve şehitlerimize layık olarak, yarınlardaki Büyük  Türkiye’nin ve medeniyetimizin mimarları olacağız. Allah bizimledir. Ne kapitalizm, ne faşizm, ne  komünizm, bizim inanç ve kültür dokumuza uymaz. Bunların hepsi, emperyalizmin renkleri ve kollarıdır.

Kahraman ecdadımız, Kuvva-i Milliye ruhuyla kurtuluş savaşı vermiş, bu topraklarda emperyalizme geçit vermemiştir. Biz de Türk- İslam Ülkücüleri olarak, aynı ruhu taşıyoruz. Biz var oldukça, emperyalizm amacına ulaşamayacaktır! Şimdi  çalışma zamanıdır. Derslerinde en başarılı öğrenci,  işimizde, mesleğimizde en başarılı biz olmalıyız.  İş birliği yaparak, müesseseler kurmalıyız. Türk-İslam kültür ve medeniyetini yeniden ayağa kaldırmalıyız.”

Sultan Alparslan, Malazgirt’te kefen giyerek, Allah’a münacaat ediyor; “Allah’ım senin rızandan başka niyetim varsa beni kahret” diyor. Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye vasiyetinde, “Oğlum alemi adaletle şenlendir. Bizim mesleğimiz hak yolu, Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa, kuru bir kavga ve cihangirlik davası değildir.”  diyor. Bütün gaziler, Hüdavendigarlar, Yıldırımlar, Fatihler, Yavuzlar, Kanuniler ünlerini hep Allah yolunda yapmadılar mı?

Mehmet Karanfil

(Yayın.90, 2004-11-20 18:14:18)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.