27 MAYIS SONRASI BAŞIMIZA GELENLER

BİR ÜLKÜCÜNÜN GÖZÜYLE 27 MAYIS SONRASI

Bizim ailece siyasi hiçbir yanımız, yönümüz yoktu. Ama akrabalarımız genelde DP’liydi. 1960’tan önce hiçbir partiye girmedim. 27 Mayıs’tan sonra Örfi İdare ilan edilmişti. Türkeş’in yurtdışında olduğu günlerdi. Onunla mektupla haberleşiyordum.

Bir gün Fatih’teki evimize polis ve subaylar baskın yapmışlar. Ben evde yokken evin altı üstüne gelmiş. Evde annem ve eşim var. “Emir var arayacağız” diyorlarmış. Evi baştan sona talan ediyorlar. O derece ki kurulu sobanın borularını bile sökmüşler. Sanırım Türkeş yüzünden bu arama yapılmıştı. Çünkü mektupları ve birçok kıymetli kitaplarımı götürmüşlerdi. Eşim beni aradı haber verdi, hemen eve geldim ama onlar gitmişlerdi. Suç unsuru olacak bir şey bulamamışlardı.

Bizim evi aradıkları gibi eniştemin kuru temizleme dükkanını da aramışlar. Eniştem Ahmet Çakır DP’liydi. Adamın hiçbir suçu yoktu. Sessiz bir adamdı. Onu tutuklamışlar. Ertesi gün gazeteler bunu “Yassıada’ya tünel kazıp Menderes ve arkadaşlarını kurtarma teşebbüsü” diye yazdılar. Eniştem bu yüzden beş buçuk ay sorgusuz sualsiz Balmumcu’da hapis yattı. Aylarca dükkanı sahipsiz kaldı. Ona yardımcı olmaya çalıştık. Çıkana kadar ‘dükkanı kapanmasın diye uğraştık.

Eniştemden hapisteyken iddianamesini istedim. İddianamede “Tünel kazma, adam kaçırma” diye bir şey yoktu. O haber tamamen gazetelerin uydurmasıydı. Ama iddianame daha gülünç şeylerle doluydu. Bunu yazan adam da güya bir savcıydı. İddiaya göre polisler aldıkları bir istihbarat sebebiyle eniştemi takip ediyorlarmış. Eniştem ve arkadaşları Fatih Parkında otururlarken gözlemlendiği kadarıyla bunların oturuşlarından ve hallerinden devrime karşı oldukları anlaşılmış. Bir gün de lokantaya gitmişler ve orada balık yemişler, eniştem çatalla balığın kafasını sert bir şekilde koparmış. Buradan anlaşıldığına göre de bugün başımızdaki adamların başını bir gün aynı böyle koparacağız demek istemişler. İddianamede aynen böyle yazıyordu.

O zaman Fatih’te oturuyorduk, tanıdık bir avukata bunları anlattım, güldü, bana inanmadı. İddianameyi verdim okudu da ancak inandı. Biz o ara eniştemi kurtarmak için tanıdık bir arkadaşla Yassıada Mahkeme Heyetinde görev yapan bir hakime ‘yardımcı olsun diye haber yolladık. O arkadaşımız ile hakim çok samimiymişler. Aldığımız cevap çok ilginçti: “Suçu olmasa tutuklamazlardı.” Bu hakim, Menderes ve arkadaşlarına idam cezası veren Yüksek Adalet Divanının üyesiydi. Bu zihniyeti anladıysanız yargılamaların da ne derece adil bir şekilde yapıldığını anlarsınız. İşte bu sebeplerle 27 Mayıs halkta nefret uyandırdı. O yıllarda memleketin hali buydu.

(Kaynak: Türk Basınında Ülkücü-Hareket – Hergün Gazetesi 1976-1980 – 1. Cilt)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.