HALİL VE SELÇUK / YILDIZ AKTAŞ

Ülkü yolunda sevdalı bir ses… Güzel umutların ve sevginin olduğu kadar hayal kırıklıklarının da şairi. Yıldız Aktaş’ın dar ağaçlarında can veren şehitlerimizi anlattığı bir şiirini paylaşıyoruz.

HALİL VE SELÇUK

İki gül dalı,
düştü kanayarak şafak vakti…
şehrin yüreğinde gam,
iki can yangını ciğerinde,
tükürse zulmün yüzüne
kan kırmızı öfke…
Halil ve Selçuk,
dudaklarına oyalı dualar titretti arşı.
Yalın ayak yürüdükleri sehpa da
son nefeste çoğalan sesleriyle
“Bismillah” la boyunlarını uzattıkları ipte
asırlık hayalleri sallandı.
Darağacı gölgesinde kaldı kavgaları
helallik istedikleri cellât utandı.
Halil ve Selçuk,
yağmurlu bir vakit
kara gözlerine dolan hilal sancağıydı,
yârin hayali
bir damla yaşla sulandı.
Gün ağartısıydı,
Tanrı dağından kuşlar havalandı.
iki gül dalı düştü ölümün koynuna
iki bozkurt eksildi Çankaya yokuşunda
Halil ve Selçuk,
bir şafak vaktiydi
yüzlerinde aydınlanırken sonsuzluk
Hakk’a teslim oldular
“İż kâle lehu rabbuhu eslim,
kâle eslemtu lirabbi-l’âlemîn”

Yıldız Aktaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.