S. AHMET ARVASİ

SENİ RAHMET VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ…

56 yıllık ömrünü “Allah rızası için hizmet” düsturuyla geçirmiş gerçek bir “Dava adamı” ve “İlim Ülkücüsü” olan merhum Seyyid Ahmed Arvasi Hocamızı 15. vefat yıldönümünde rahmet ve şükranla anıyorum. Arvasi Hocamız, toplum olarak içerisine yuvarlandığımız “Bilinmezlik Dehlizi”nin çıkış noktalarına ışık tutan ve öldükten sonra da yaşamayı başaran, abide şahsiyetlerden birisiydi.

Ne yazık ki, son dönem fikir ve düşünce ufuklarımızı saran karanlıklar arasında parıldayan; böylesi abidelere artık pek rastlanmamaktadır. Ve böyle bir devirde aramızda bulunmaması, toplumsal kadirbilmezliğimizin bir cezası olsa gerek.

Öğretmen kelimesi, Seyyid Ahmed Arvasi isminin yanına konulduğunda, insan öğretmen kelimesinin, bu ulvi mesleği icra edenleri tavsif etmekteki yetersizliğini hemen anlıyor.. Bu sebeple; duygularımızı yeterince ifade edebilmek, gördüğü hizmetleri layık olduğu yere oturtabilmek için; ağzımızın dolu dolu telaffuzuyla “o bir Hoca idi” diyoruz… O, meclisinde diz büküp kendisini dinleyen sınırlı sayıda insana değil; kilometrelerce uzağındakilere olduğu gibi, yıllarca sonrasındaki yüz binlere de sesini duyurabilen bir “Hoca” idi.

Onun emsallerinden farkı “aydın olmayı anlaşılmaz olmak” zanneden bazı zavallıların aksine, her kesimden insanın anlayabileceği kadar açık ve dobra konuşan ve yazan muhabbet ehli bir kalem erbabı oluşudur. Çeşitli vesilelerle,

-Ne okumamızı tavsiye edersin?” diye soran bütün arkadaşlarıma ve genç kardeşlerime; hiç tereddüt göstermeden ve büyük bir gönül rahatlığıyla,

-Arvasi Hoca’yı okuyun…, diyorum

Eline kalem alan herkesin ulemalığa soyunduğu; haznesinde mürekkep yerine nifak ve ayrılık tohumlarından oluşan zehirler bulunan ve  kalemlerini genç beyinleri iğfal etmek için kullanan yazar-çizer takımının fikir dünyamıza çöreklendiği bir ortamda; sosyal ve kültürel durumuna, eğitim seviyesine bakmaksızın, bu soruyu soran herkese gönül rahatlığı içinde ve tereddütsüzce “Arvasi Hoca’yi okuyun” tavsiyesinde bulunuyorum. Merhum hocamın bir makalesinde aktardığı olaya bakarak bunu siz de anlayabilirsiniz. Kendisine,

-Neden, aktualiteye pek yer vermiyorsunuz? diye soran genç bir okuyucusuna:

-Gündeme, daha çok kendimizi, yani Türk-İslam alemini getireceğiz. Eloğlunun piyasaya sürdüğü gündeme, zaruret olmadıkça iltifat etmeyeceğiz. Yani, aktüel olanı biz tayin etmeliyiz. Çünkü; yaşamak isteyenler, aktüel olmak mecburiyetindedirler. Benim yazılarım, aç midelerden çok, aç beyinlere, maddi cinayetlerden çok manevi cinayetlere; küçük politikalardan çok büyük ideal ve hedeflere; parti oyunlarından çok Türk-İslam Ülküsüne; dedikodudan çok ilmi, milli ve İslami konulara yöneldiği için mi aktüel değil..? Sen, bu fikri nasıl savunabilirsin? Bırak herkes kendi çöplüğünde eşinsin. Biz, nereden gelip nereye gittiğimizi, Allah’a hamdolsun bilmekteyiz..!”, cevabını verir.

Bir kere daha anlıyorum ki, bedeninin ve ruhunun her zerresinde milletinin dertleriyle dertlenen,  faziletli bir Hocaya hiç  tereddütsüz yönelmekte, yerden göğe kadar haklıyım. Ve bu vesileyle de büyük bir gönül rahatlığı içerisinde diyorum ki:

-Ülkücüler, Türk milliyetçileri! Arvasi Hocayı okuyun ve anlayın! Zira o, ardında bıraktıklarıyla; kararan ufuklarımızı aydınlatacak bir ışıktır. Çünkü, Arvasi Hoca’nın eserlerinde; zihinleri bulandıracak, kargaşa ve ayrılıklara yolaçacak müphem ve mütereddit bir ifadeye rastlamak mümkün değildir.

Merhum Arvasi Hocamızı anlatmaktan ziyade, onu rahmetle yadetmek maksadıyla kaleme aldığım bu yazıyı; yüzbinlerce talebesi adına kendisine bir söz vererek bitirmek istiyorum:

-Aziz Hocam… Gecesiyle-gündüzüyle, çileli ve fırtınalı geçen hayatınızı vakfettiğiniz “İLAY-I KELİMETULLAH” davamız; “NİZAM-I ALEM” Ülkümüz olacaktır. Aziz milletimizi görmek istediğiniz zirveye taşımak için, son nefesimize kadar mücadele edeceğiz. ınşaallah, akıbetimiz; bu fitrat üzere peşinizden gelmek olacaktır… Ruhun şad, mekanın cennet olsun.

Zihni Açba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.