ALMANYA HATIRALARI -1

Geçen gün sanal medyada bizim Metin’in paylaştığı bir fotoğrafı görünce çok duygulandım. Hatıralar beni aldı, ta otuz yıl öncesine götürdü. Almanya’daki ilk günlerim gözümün önüne geldi. Mübarek Ramazan ayı boyunca bu yaşadıklarımı her gün parça parça yazarak Türk Federasyon’da bulunduğum dönemi anlatmak istedim. Böylece hem yurtdışındaki dostları anacağım, ölenlere rahmet dileyeceğim, hem de bir devrin şahitliğini yapacağım.

Gerçi yakın zamanın yaşanmışlıklarını yazmak pek risklidir. Çünkü hakikatler her zaman göründüğü veya sanıldığı gibi olmaz. Bazı gerçekler ancak aradan epey bir zaman geçince ortaya çıkar. O zaman her şey yerli yerine oturur. Ben de bunu bilerek mümkün olduğunca tebellür aydınlanmamış konulara girmeyeceğim.

Evet, otuz yıl önceydi. On bir seneden fazla süren hapis hayatımın sonunda Bursa Özel Tip Cezaevi’nden serbest bırakılmış fakat birkaç ay sonra tahliyemin “kanuni bir yanlışlık” sebebiyle yapıldığını öğrenerek arandığımı haber almıştım. İşte o zaman bana gurbetin yolları görünmüştü.

Bursa Özel Tip Cezaevi’nden nasıl tahliye oldum, Adana’ya nasıl gittim, arandığımdan ne zaman haberim oldu, Ankara’daki günlerim ve yurtdışına çıkışım… Bunları anlatmayı bir başka zamana bırakarak beni bu hatıraları yazmaya sevk eden fotoğrafla başlıyorum.

ÖNCE FRANKFURT

Türk Federasyon’a her gelişimde Frankfurt’ta olan güvensizliğim sebebiyle sürekli tedirgin olurdum. Bu şehir hakkında dinlediklerim kadar gördüklerimin de bunda payı vardı. Federasyon, Almanca Hauptbahnhof denilen, şehrin büyük tren istasyonunun tam karşısında yer alan, bir birine paralel üç ana caddeden birinin Taunus Strasse’nin üstündeydi.

Almanya’da şehirlerin merkezini genellikle ana tren istasyonları oluşturur. Buralar şehrin insan yoğunluğunun en fazla olduğu yerlerdir. Trenden inince gideceğiniz yere sizi götürecek metro, tramvay, otobüs ve taksi gibi ulaşım ağını tamamlayan bütün araçlar da istasyon çevresindedir. Dolayısıyla çevredeki birçok dükkan gece gündüz hep açıktır. Alman şehir kültürünün bir parçası olarak, genellikle birahaneler, kumarhaneler, genelevler bu çevrede bulunur. Bir bakıma istasyon çevresinde canlılığı sağlayan sadece ulaşım değil bu tür eğlence yerlerin de olmasıdır. Frankfurt’ta 25 trenin aynı anda indir-bindir yaptığı çok büyük bir istasyon vardı. Bu sebeple tüm gün boyu insanlarla doluydu.

İşte Türk Federasyon genel merkezi böyle bir yerde, hem de tam göbeğindeydi. Gece gündüz kriminal olayların ardı arkasının kesilmediği, her türlü uyuşturucunun açıkta kullanılıp satıldığı, hayat kadınlarının ortalıkta dolaştığı, mafyaların cirit attığı bir yer düşünün…

Recep Küçükizsiz, Adanalı olup ilk ve ortokulu memleketinde okudu. Adana Erkek Lisesi'nde başlayan lise tahsilini Kadirli ve Antakya'da okuyarak tamamlayabildi. Ülkücü olduğu için 3 kez hapse girdi. 12 Eylül darbesinden sonra tutuklanıp MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda yargılandı. Alparslan Türkeş ile birlikte idamı istenen 220 ülkücüden birisiydi. Mamak Mahkemeleri'nde "iki idam, bir müebbet hapis" cezasına çarptırıldı. Adana, Mamak, Gaziantep, Bursa, Bayrampaşa gibi cezaevlerinde 11 yılı aşkın hapis yattı. Cezaevinde İktisat fakültesini bitirdi. 1991 senesinde, "Şartlı Salıverme Kanunu" gereği serbest bırakıldıysa da Yargıtay'ın "her idam cezası için 10 yıl yatılacak" şeklindeki kararı üzerine Almanya'ya iltica etti. Uzun yıllar Avrupa Türk Federasyonu'nda yönetici olarak görev yaptı. Evli ve dört çocuk babasıdır. 2000 senesinde çıkarılan ve kamuoyunda "Rahşan affı" olarak bilinen kanundan "Cezaevlerinde yatan üç-beş çapulcu için hükümeti bozamam" diyerek Ülkücülerin faydalanmasını engelleyen Devlet Bahçeli'ye tepki olarak Yusufiyeliler Hareketini başlatıp, haksız bir şekilde cezaevlerinde yatmakta olan arkadaşlarının sesi oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.