OSMAN BATUR

29 NİSAN 1951 TARİHİNDE ÇİNLİLER TARAFINDAN KURŞUNA DİZİLEN ALTAY KARTALI, UYGUR TÜRKLERİNİN EFSÂNE KAHRAMANI, TÜRKİSTAN’IN DİRENİŞ ADI, KÜRŞAD RUHLU OSMAN BATUR’UN ŞEHÂDETİ, DOĞU TÜRKISTAN’IN HÜRRİYET MÜCÂDELESİ, ÖKSÜZ VE YETİM UYGUR TÜRKLERİ

Osman Batur; efsanesini peşinden sürükleyen bir kahramandı. 22 Temmuz 1943’te Altaylar Çinlilerden tamamen temizlenmişti. Bulgun’da yapılan bir törende Osman Batur Altay Kazak Türklerinin Han’ı ilân edildi. Han, mücâdelesini sürdürdü. Altay Geçici Halk Cumhuriyeti Başkanlığına seçildi. 1944 – 1945 yıllarında, Tanrı Dağları’nın kuzeyinde bulunan Doğu Türkistan’daki Kazak Türkleri’nin yaşadığı bölgeleri de Çin istilâsından kurtardı. 1945 yılının Ekim ayından 1947 yılının Şubatına kadar üç vilâyetten oluşan Doğu Türkistan hükümetinin askerî ve mülkî âmiri olarak vali sıfatıyla görev yaptı. Şubat 1947’den Eylül 1949’a kadar Doğu Türkistan Cumhuriyeti koalisyon hükümetinde aslî üye oldu.

Kızıl Çinliler, Doğu Türkistan’ı bugün de olduğu gibi asıl sâhiplerine aslâ bırakmak niyetinde değillerdi. Mücâdele yeniden kızıştı. Çinliler on kat fazla asker, silah ve cephaneyle saldırıyorlardı. Osman Batur ve beraberindeki mücahitler, sayıca kendilerinden 10 kat fazla ve modern silâhlarla donanmış düzenli orduya karşı savaşa devam ettiler. 1949 yılında Osman Batur daracık bir dağ bölgesine sıkışmıştı. Başlangıçta 30 bin savaşçı olan kuvveti 1950’de kadın ve çocuklar dâhil 3-4 bine inmişti. Son sığındığı yer Gez Kurt bölgesiydi. 1951 Şubat’ında komünistler yine bir baskın hücumu yaptılar. Kazakların büyük bir kısmı yine baskından kurtuldu. Osman Batur’un kızı Azapay’la birlikte birçok kadın-kız Çinlilerin eline düştü. Osman Batur onları kurtarmak için bir geçitte 200 kişilik bir düşman birliğine TEK BAŞINA hücuma geçti. Çok sayıda düşmanı öldürdü. Ancak cephanesi bittikten sonra Kamambal Dağı’nda yakalandı.

Osman Batur, Kanambal’da 17-18 Şubat 1951 gecesi Çin askerleri tarafından yakalandığı gün. Tung-Huang şehrine götürüldü. Ellerinden ve ayaklarından zincirlerle bağlanarak zindana atıldı. Her gün kesintisiz işkence görüyor, kendisine yardımcı olan Türk’leri ele vermesi için sıkıştırılıyordu. Çeşitli işkencelerden sonra bir atın üzerine bindirilip “Doğu Türkistan’ı, Çinlilerden kurtaracağım diyen adamın hâline bakın” diyerek sokak sokak dolaştırdılar. Bu hâlde bile bağımsızlık için mücadele edenlerin yolunu aydınlatacak bir meşale idi. Osman Batur her sokakta “Ben ölebilirim ama dünya durdukça benim milletim mücadeleye devam edecek” diye haykırdı. Kuşkusuz, galiplerin adaleti kendincedir. Çinliler, işe yarayacak bilgi alamayacaklarını anlayınca Osman Batur’u göstermelik bir mahkemeye sevk ettiler. Mahkeme, önceden verilmiş kararı, 19 Nisan 1951 tarihinde açıkladı: “Devrim düşmanlığı suçundan idam…” Karar, 29 Nisan 1951 tarihinde infaz edildi:

Urumçi’de önce kulaklarını, sonra kollarını kestiler, Çinliler nişan almış bekliyorlardı. Osman Batur, “Allahü Ekber” dedi ve ardından kurşun sesleri geldi. Sanki namaz kılıyordu; önce dizüstü düştü, sonra alnı secdeye vardı. Bir rütbe daha kazanmıştı; şehitlik… Daha sonraki günlerde kestikleri her organını Doğu Türkistan’ın başka başka şehirlerindeki meydanlarda teşhir ettiler. 20. yüzyılın en anlamlı mücadelelerinden birinin kahramanı olan Osman Batur Doğu Türkistan’ın Milli Kahramanı olarak bugünlere önemli izler bıraktı. İşte bugün bu mücadelede yıllar önce Böke Batur’un dediği gibi: ” BİR GÜN BİZ, KÂFİRLERİ YİNE ÇÖLLERİN ÖBÜR TARAFINA ATACAĞIZ. SAYILARI TAKLAMAKAN ÇÖLÜ’NDEKİ KUM TÂNELERI KADAR OLSA BİLE!..”

Biz inanıyoruz ki; Türk Milleti’nin en eski devleti olan “DOĞU TÜRKİSTAN”, eninde sonunda mutlaka bağımsız olacaktır. Çinliler çöldeki kum taneleri sayısında olsalar bile yenilecek, Uygur Türklerinin gökkubbeyi delen, ancak Müslüman yüreklerden bir türlü içeri giremeyen feryatları, Allah(c.c.)’ın yardımıyla bir gün mutlaka dinecek, Kürşad’ın torunu Osman Batur’un Bedir ve Çanakkale’den tevârüs ettiği o yüce rûh mutlaka kıyâma duracak ve Allah(c.c.)’ın yardımıyla; Çin, Doğu Türkistan’da mağlup olacaktır…

YAŞASIN DOĞU TÜRKİSTAN’IN HÜRRIYET MÜCÂDELESİ…

UYGUR TÜRKLERİNE UYGULANAN ÇİN VAHŞETINİ BİR GÜN MUTLAKA SON BULACAK VE DOĞU TÜRKİSTAN BAĞIMSIZ OLACAKTIR.

DOĞU TÜRKİSTAN ALLAH(C.C.)’IN İZNIYLE ENDÜLÜS OLMAYACAKTIR.

ANKARA’NIN SUSKUNLUĞU BİZİ KAHRETSE DE, SOYDAŞLARIMIZIN VE DİNDAŞLARIMIZIN VURDUMDUYMAZLIĞI HEPİMİZİN YÜREĞİNİ KANATSA DA ZAFER İNŞA’ALLAH GÖKBAYRAK’IN OLACAKTIR.

“BİR KERE YÜKSELEN BAYRAK, BİİZNİLLAH BİR DAHA GÖKLERDEN İNMEYECEKTİR”

HER GECENİN BİR NEHÂRI, HER KIŞIN BİR BAHARI VARDIR.

KARANLIĞIN EN KOYU OLDUĞU VAKİT, ŞAFAĞA EN YAKIN OLAN ZAMANDIR. ŞAFAĞA YÜRÜYENLERE VE UYGUR TÜRKLERİNE DESTEK OLANLARA SELÂM OLSUN.
HEM TÜRK, HEM MÜSLÜMAN, HEM DE MAZLUM OLAN DOĞU TÜRKİSTAN’IN FERYÂDINI DUYMAYANLARA YAZIKLAR OLSUN.

İNANANLAR MUTLAKA GÂLİP GELECEKTİR.

ZAFER İNANANLARINDIR.

ZAFER ÎMANLI UYGUR TÜRKLERİ’NİNDİR.

“ZAFER ÜMİT KAYNAĞININ BİR ÇEŞMESİDİR,
ZAFER BİR ÇOK GÖNÜLLERİN BİRLEŞMESİDİR.
GÖNÜLLERİ BİRLEŞENLER SELÂM SİZLERE..
UZAKLARDA DERTLEŞENLER SELÂM SİZLERE…”

SELÂM OLSUN DOĞU TÜRKİSTAN’A…

SELÂM OLSUN UYGUR TÜRKLERİ’NİN ŞEREFLİ MÜCÂDELESİNE DESTEK OLANLARA…

VEYL OLSUN; ÇİN ZULMÜNE GÖZLERİNİ KAPAYANLARA, KULAKLARINI TIKAYANLARA VE VİCDANI SAĞIR OLANLARA…

GÜN, DOĞU TÜRKİSTAN DÂVÂSINA SÂHİP ÇIKMA, ONLARLA HEMDERT OLMA, ONLARIN ÇEKTİKLERİNİ DÜNYAYA DUYURMA GÜNÜDÜR…

VE HİÇ BİR ŞEY YAPAMIYORSAK,
BU MÜBÂREK RAMAZAN GÜNLERİNDE VE ÖZELLİKLE İFTAR VAKİTLERİNDE UYGUR TÜRKLERİNİN FELÂHI İÇİN DUÂ, ZÂLİMLERİN KAHROLMASİ İÇİN BEDDUÂ ETMELİYİZ.

UNUTMA KARDEŞİM! HEM İNSAN, HEM MÜSLÜMAN, HEM DE TÜRK OLARAK; MAZLUMUN YANINDA, ZÂLİMİN KARŞISINDA OLMAMIZ, DOĞU TÜRKİSTAN DÂVÂSINA MADDDÎ, MÂNEVÎ DESTEK VERMEMİZ HEM MİLLÎ, HEM DÎNÎ, HEM DE İNSÂNÎ BİR MÜKELLEFIYETTİR.

YOKSA YARIN ÇOK GEÇ VE MAHŞER GÜNÜ BUNUN HESÂBINI VERMEK ÇOK GÜÇ OLACAKTIR.

ALLAH (C.C.) BİZE YÂR OLSUN,
TURAN İLLER VÂROLSUN,
AL BAYRAKLA GÖK BAYRAK,
DÂİM PÂYİDAR OLSUN.

ALTAY KARTALI OSMAN BATUR, CÜMLE ŞEHİTLERİMİZ VE GEÇMİŞLERİMİZİN RÛHU İÇİN EL-FÂTİHA…

Dr. Mehmet GÜNEŞ

1956 Afşin doğumlu olan Mehmet Güneş, Kahramanmaraş Lisesini bitirdikten sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olmuştur. Biyokimya doktorasını Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünde yapmıştır. Mehmet Güneş, yaklaşık 30 yıldır Yozgat'ın Sorgun ilçesinde serbest hekim olarak çalışmakta olup evli ve dört çocuk babasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir