KORKUYORUM BAŞBUĞUM…
Sana yazıyorum... Belki, 4 Nisan’larda kabrindeki çiçekleri hiç sulamadım. Belki, katıldığım televizyon programlarında hayranlarım azalır diye ismini zikretmekten korkup “rahmetli bir büyüğüm” diye de anmadım seni ama yine de sana yazıyorum. Sana seslenmek haddim değil biliyorum. Bu cüreti şu geçen altı yıldan sonra senin tavrını taviz vermeden sürdürme gayretinde kalan bir avuç sevdalından birisi olmamdan alıyorum.
Senin sözlerine biz “o, söylediyse doğrudur “ dediğimizde “nihayetinde o da bir insan” diyenler şimdi vahiy gibi dinliyorlar gelen emirleri. Birilerinin isminin başına “hazreti” sıfatı ha geldi ha gelecek. Koltuklara zamk sürüldü senden sonra; oturan yapışıp kalıyor. Teşkilattan çıkmayanlarla teşkilata giremeyenler yer değişti.
Malumundur, senden sonra meclis...